BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Turizm tanıtmasında farklılıkları vurgulamak!

Turizm tanıtmasında farklılıkları vurgulamak!

İnanmayacaksınız ama, ben Türkiye’nin ilk Turizm Genel Müdürlerindenim. 1959’da deruhte ettiğim “Basın-Yayın ve Turizm” Genel Müdürlüğü’nde Turizm, basın ve yayına, radyolara ek talî bir görev ve daire idi.



İnanmayacaksınız ama, ben Türkiye’nin ilk Turizm Genel Müdürlerindenim. 1959’da deruhte ettiğim “Basın-Yayın ve Turizm” Genel Müdürlüğü’nde Turizm, basın ve yayına, radyolara ek talî bir görev ve daire idi. 27 Mayıs Darbesi arifesinin karışık siyasi olayları içinde görevimin turizm kısmı ile pek ilgilenememiştim. Sonra, turizmin önemi gittikçe arttı ve sonunda Turizm ve Tanıtma Bakanlığı ve nihayet şimdiki Turizm Bakanlığı kuruldu. Ama bunlardan evvel, Türkiye’de, turizmin öncüleri de vardı; turizm tanıtmasına büyük emekleri geçen iki kişiyi rahmetle anmak isterim. Selefim rahmetli Halim Alyot’u ve benim dönemimde Turizm Daire Başkanı olan ve turizm işlerini adeta tek başına götüren, turizmin önemini herkese anlatmaya çalışan rahmetli Selahaddin Çoruh’u.. İkisi de bir bakıma, bugünkü çalışmaların alt yapısını hazırlamışlardı. Rahmetli Alyot ve Çoruh, Efes’in ve Meryem Ana mezarının, Noel Baba’nın asıl yurdu olan Myra’nın (Demre’nin) önemini ortaya çıkaran ve bunları Avrupa’da Amerika’da tanıtmaya çalışan kişilerdi. Bu değerli merhum kişilerin hatırlanmaları kadirşinaslık olur. ERKAN MUMCU Bugünkü Turizm Bakanı Erkan Mumcu, gördüğüm kadar, turizmin önemini ve çağdaş konseptlerini, kavramış dinamik bir genç adam, cesur bir siyasetçi. Turizm Bakanlığı’nın lağv edilmesi hususundaki cesur çıkışına, bir dereceye kadar katılıyorum. Bu Bakanlığın bürokratik, bir dostlar alışverişte görsünler kuruluşu olmaktan ve kadro şişkinliğinden kurtulması gerekiyor. Ama turizm hizmetlerinde Bakan ağırlığı da gerekli. Turizm Bakanlığı fonksiyonel bir icraat bakanlığı olmalı ve profesyonel bir kadro ile çalışmalıdır. Bakanlıkların ihtiyaca göre, Bakanlar’ın da bilgilerine ve ihtisaslarına göre değil de, politik dengelere ve “adama münasip bir Bakanlık bulmak” zihniyeti ile doldurulduğu bir ortamda, bu nasıl mümkün olur bilemiyorum. Büyük söz söylemiyeyim, nazar da değmesin ama sayın Erkan Mumcu bu konunun ehli gibi gözüküyor. En önemlisi konuya gönül vermiş. Başlangıçtaki yaklaşımları da, anladığım kadar doğru. Ancak korkum bu kaht-ı rical döneminde, siyaset alanında taze bir hava gibi esen Mumcu’nun, turizmde fazla kalamaması siyasette ve partisinde başka makamlara yükselmesi veya malum kıskançlıklar yüzünden başının erkenden yenmesi! TANITMA ATILIMI-TOPYEKUN TANITMA Sayın Mumcu güzel bir atılım yapmış; reklamcıları dernek olarak işbirliğine ve göreve çağırmış. Genel yaklaşımı da, anladığım kadar doğru. Türkiye’nin tanıtım kampanyasını da sadece turizme ve turizm sloganlarına hasretmek doğru değildir. Hele Türkiye’nin birçok haksız şüphe ve tarizlere maruz kaldığı bir dönemde, akıllıca kampanyalarla Türkiye’nin çağdaşlığını vurgulamak ve yansıtmak gerekiyor. Sorumsuz bir medyanın bazı olayları haddinden fazla büyüterek dışarıya yanlış mesajlar ve imajlar yansıtmaları karşısında, bu çok güç bir iş. Böyle dostlar oldukça düşmanlara gerek kalmıyor. Reklamcıları göreve çağırması da güzel, zaten Türkiye’nin çağdaş bir ülke olduğunun bir kanıtı da, Türk reklamcılarının bence dünya reklamcılığı ile rekabet eden, hatta espri ve üretkenlikte onları geçen, nefis reklam ürünleri değil mi? Bu reklamları üretebilen ve bu reklamlara muhatap olan ve bu tür reklamcıları yetiştiren bir toplum nasıl çağdışı sayılabilir? Bunu derken birden aklıma geldi, bu nefis reklamları yabancı dillere çevirip, burada toplamalı ve yabancı ülkelerde Türk toplumun vardığı espri ve yaşam düzeyini göstermek için başlıbaşına reklam olarak göstermeli! Erkan Mumcu, reklam acenteleri ile birlikte “Farklılığı kucaklamalıyız” sloganını ve kampanyasını benimsiyormuş. Gerçekten de, ülkemizde farklı etnik grupların bulunması ve böylelikle farklı kültür mirasları bulunması zaafımız değil zenginliğimizdir. Ben de yurtdışında tanıtma faaliyeti yaparken, bu farklılıkları vurgulamış ve karınca kararınca iyi neticeler de almıştım. Türk turizmi tanıtımına çok emek vermiş ve İçişleri Bakanlığ’na bağlı olarak yurtdışı tanıtma faaliyetlerini yürütmüş olan rahmetli Vedat Nedim Tör, esas itibarı ile “Farklılıkları kucaklamak” temasında pek farklı olmayan bir “Hep Bu Topraktan” sloganı geliştirmişti.. Esprisi, bu ülkedeki herşeyin, Hitit, Roma, Yunan vb. Selçuklu, Osmanlı vb. mirası ile birlikte hep bu toprağın ve insanlarının ürünleri olduğunu vurgulamaktı. Benim milliyetçiliğim herhalde tartışılmaz, ben de bazı arkadaşlarımdan biraz farklı olarak aynı fikirdeyim. Eğer bu topraktan çıkan ve bir yerde kendi atalarımızın ürünü olan bu mirasın bir kısmını reddedersek fuzuli işgalciler olarak algılanabiliriz... Farklılıklarımızı kabul etmek ve bunu zaaf değil kuvvet olarak vurgulamakta aynı düşüncenin bir parçasıdır. Ama bu düşüncenin bazı liboşlar tarafından ileri sürülen aksi bir tarafı da var, onlar da, bu toprakların Osmanlı, Selçuklu Türk mirasını küçük görüp, reddetmek gibi büyük bir yanlışlık hatta soysuzluk içindeler.. Geçenlerde Mehter takımının Viyana’daki gösterilerini -ve de Türkiye’deki gösterilerini, Bursa kılıç kalkan oyunlarını, “pala bıyıklı ve çağdışı gösteriler” diye kınayanlar oldu.. Mehteri, Mozart eşliğinde Viyana’nın kapılarına değil içine göndermek bence çok güzel bir buluştu. FARKLILIKLARDA ÖLÇÜYÜ KAÇIRMAK! Bu konuda “altın bir ortalamayı” bulmak zorundayız. Farklılıkları vurgulamak doğru da, hemen söyliyeyim ki, bu hususta çok ince ve nazik bir nokta var... Hele şu etnik realitelerin ve kimliklerin “siyaseten” ve özel maksatlarla vurgulanmak istendiği bir dönemde! Ülkemizde muhakkak ki bir çok etnik realiteler var. Ama en baş ve asla unutulmaması gereken realite Türk realitesidir. Yeni tanıtma konseptini ve sloganlarını geliştirmekte olan Sayın Bakan’ın ve genç tanıtma uzmanlarının, bu realiteyi çok mahirane bir şekilde vurgulamaları, hatta çağdaş milliyetçiliğin ve toplumsal farklılığın en güzel ifadesi olan “Ne Mutlu Türküm Diyene” sloganına yeni bir anlatım getirmeleri gerekiyor. Doğru: Kürdüz, Çerkeziz, Lazız vb..Hepimizin kendimize özgü farklılıklarımız ve alt kültürlerimiz var. Ama hepimiz “Türkiyeli” değil, Türküz! Aslında bu, belki ABD hariç, başka hiçbir ülkede bulunmayan bir ayrıcalık, bir üstünlüktür! GÜNÜN FİKİR KIRINTISI “Seyahat gençler için eğitimlerinin bir parçasıdır.. Yaşlılar için deneyimlerini arttırmaktır...” Francis Bacon 1561-1626
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 103310
    % -1.48
  • 5.471
    % -0.15
  • 6.2116
    % -0.1
  • 7.2201
    % -0.63
  • 228.954
    % -0.48
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT