BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bir rüzgâr esmeli

Bir rüzgâr esmeli

Herşey globalleşmeyle, duvarların yıkılmasıyla mı başladı? Aslında bu değişime bir diyeceğim olmaz, lâkin tabirimi affedin, abuklaşmalar da aynı tarihlerde başladı.



Herşey globalleşmeyle, duvarların yıkılmasıyla mı başladı? Aslında bu değişime bir diyeceğim olmaz, lâkin tabirimi affedin, abuklaşmalar da aynı tarihlerde başladı. İnsanlar ideolojilerle ezilen benliklerini yenilemek için başka arayışlara yöneldiler. İyi şeyler oldu ama iyilerin ardından kötü şeyler de... Ve ip koptu. Toplumu elbirliğiyle yeniden düzeltmeğe onarmağa gayretiniz, isteğiniz ve gücünüz var mı? Yoksa da olmalı... Artık bir dedikodu çarkının içinde dönüp durmaktayız. Sudan ve ucuz bir hikaye misali hayatı yaşamaktayız. Onun için kendini yitirmemiş, başı dönmemiş, girdaba kapılmamış olanların birşeyler yapması gerekiyor... Dönmek zorundayız, güzel sözlere, bu toplumu yüceltmiş, bu topluma kalıcı şeyler armağan etmiş olanlara.. Gündeliği izlemekten, televizyonlarda geçen benzer konulardan, herkesin aynı şeyleri konuşmasından gına geldi. Her gün aynı dağarcığı hep aynı ıvır zıvırlar, çer çöplerle dolduruyor, herkes de bunları birbiriyle paylaşarak neşeleniyor, keyifleniyor. Çağdaşlık buysa, böylesiyse, eğer benim bu türlü bir çağdaşlığı kabullenesim yok.. Ehl-i temkinem beni benzetme ey gül, bülbüle Derde sabrı yok onun her lâhza yüz feryadı var Fuzuli’nin sabrını gösteremiyor, ben de bülbüle uyuyorum, eğilemiyorum, katlanamıyorum. İşte Fuzuli bir durak, bir zirve... Başınızı yaslayabilirsiniz ona. Onun sesine bırakabilirsiniz kendinizi. Ben doldukça ona başvuruyorum.. Çekme taht ü tac kaydın bî ser-u paliğ gözet Kim ayağa benddir, taht ü beladır başa tac İşte Fuzuli budur. Bir beyitle insanı dünya hırsından alıveriyor. Alelâdeliklerden, ilkelliklerden... İnanır mısınız bütün o çirkinliklerden kaçıp özümü yitirmemek için birçok sığınağım var.. En kolayından bir taze çiçeği yanıma alıp güç bulmaya çalışıyorum. Çiçeğin taze kokusunu ciğerlerime çekerek, hayattan tad almaya bir yol buldum. Biri olumlu biri olumsuz iki kişilik taşıdığımı biliyorum. Yazdığım zamanlar daha çok olumlu giysimi üzerime geçiriyorum. Eğer yazamıyorsam, mesela bir romanı yeni bitirmişsem, boşluk o zaman başlıyor. Neden mi? Roman ve hikaye yaşadıklarımı, birikimlerimi anlatmak olsa da, ayağımı bastığım yeryüzünden bir bakıma kaçış demek oluyor. Kaçtığım sürece mutluyum, hoşgörülüyüm. Varmak istediğim bir nokta var. Umut kılığında. O beni canlı tutuyor, yaşama gücüm oluyor hatta. Roman bitti mi ben de bir bakıma bitiyorum. Lambadaki yakıt azalıyor, ışık yetersizleşiyor. Bütün o yaşatmaya çalıştığım insanlar bana veda ediyorlar; ancak yeni bir romana başlayıncaya kadar bu hal benden geçmiyor... Evet depremzedeleri düşünüyorum, çadırda donarak ölenleri, çadırda intihar eden birilerini... Üşümenin ne olduğunu çoğumuzun unuttuğunu... Televizyonlarda kahkahalarla gülüp raksedenlerin sattıkları dünyaya bakarak yeriniyorum, ağlamak için pekçok sebebin var olduğunu görüyorum. Ve güzel kalıcı birşeylere sığınıyorum. Eğer siz de bunalıyorsanız öyle yapın.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT