BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Boynunu büktü Seher...

Boynunu büktü Seher...

Müzeyyen hanım da kocasının sözleri üzerine ona hak verircesine kafasını salladı. Yalnız kalmıştı Seher. Boynunu büktü Seher. Yan gözle kızına baktı... Genç kızın yüzünde bir sevinç dalgası kıpırdandı.



Müzeyyen hanım da kocasının sözleri üzerine ona hak verircesine kafasını salladı. Yalnız kalmıştı Seher. Boynunu büktü Seher. Yan gözle kızına baktı... Genç kızın yüzünde bir sevinç dalgası kıpırdandı. Ses etmedi artık. O gece odalarına çekildikleri zaman uzun müddet konuşmadı kadın. Düşünüyor, aklına yatırmaya çalışıyordu. Işıklarını kapattıkları zaman derin bir soluk aldı. Şehnaz da uyumuyordu. Sonunda mırıldandı: - Hele bir taşınalım da bakarız artık!  Bozuk yolda sarsılarak ilerledi kamyonet. Nuri ile Nafiz bey önde oturuyor, arkadaki kasada ise Seher ve Şehnaz, şiltelerinin yanında etrafı seyrediyorlardı. Araba tepeye çıkıp iki yan yana yapılmış iki gecekondunun önünde durdu. Hemen aşağıya inen Nuri’nin sesi duyuldu: - İşte burası! Şu ev... Seher gözlerini kısarak baktı. Mavi kireç badanalı gecekondulara çevirdi bakışlarını. Atladılar kasadan aşağıya. Küçücük bir yerdi geldikleri. Yandaki gecekondudan zayıf bir kadın çıktı. Merakla gelenleri izledi. Nuri bilmiş tavırlarla şilteleri indirdi. - İşte bacı, yeni evin bu! Yeter de artar bile size. İki baş değil mi sığacak olan? Ana kız eve doğru yürüdüler. Kapının üstünde kocaman bir kilit vardı. Cebinden çıkarttığı anahtarla açtı Nuri. İçeriden yoğun bir rutubet kokusu duyuldu. Hemen girişin yanında bir oda vardı, Tam karşısında da bir mutfak. Başka bir şey yoktu. Tuvalet bahçedeydi. Yandaki evle ortak kullanılıyordu. Kapının önünde cılız bir kadın duruyordu. Seher kadına gülümseyerek seslendi: - Hayırlı günler komşu, buraya taşınıyoruz biz. Kadın hafif bir tebessümle karşılık verdi: - Hoş geldiniz. Şilteleri Nuri’nin ve arkadaşının yardımıyla içeri taşıdılar. Gelmeden önce bankaya uğramışlar, kira bedelini çekip ev sahibine gitmişlerdi. Adam asık suratlı biriydi. Yozgatlıydı kendisi. On sene önce gelmişti İstanbul’a Yozgat’tan. İşini tutturmuş, iki gecekondu sahibi olmuştu. Uzun uzun inceledi Seher’le kızını. Sonunda anahtarı çıkartıp verdi parayı aldıktan sonra. Nafiz bey gülümseyerek dikildi kapıda: - Haydi bakalım, Allah yardımcınız olsun, bir derdin olursa gelirsin kızım. Hele bir yerleşin, eksikleri hallederiz. Nuri hemen atıldı: - Ben ilgilenirim bacıyla Nafiz usta. Öğleden sonra gelirim yine, gider eksikleri alırız. Seher minnetle teşekkür etti: - Allah sizden razı olsun, Allah tuttuğunuzu altın etsin, ne diyeyim... Kamyonet homurdanarak hareket etti, arkasında büyük bir toz bulutu bırakarak kayboldu gözden. Bundan sonra hayatlarını sürdürecekleri evlerine gelmişlerdi artık. Bir müddet kapıda durdu Seher, sonra kızına döndü: - Haydi bakalım, iş başına, bir güzel silip süpürelim şurayı. Yan gözle kendi evinin kapısında kendilerini izlemekte olan komşusuna döndü. - Benim adım Seher, Afyon’dan geldim. Kocamı yeni kaybettim, bir başımıza kaldık. Kadın başını salladı: - Allah rahmet eylesin, biz de Siirtliyiz. Kocam amelelik yapıyor, dört çocuğum var. Adım Kezban. - Suyu nereden alacağız Kezban kardeş, çeşme akıyor mu? Başını salladı kadın: - Akıyor, sık sık kesilir ama bugün şansın varmış, kesik değil. Bir şeye ihtiyacın olursa seslen. Gülerek teşekkür etti. Hemen işe koyuldular. Odadan başladılar süpürmeye. Temizlik malzemelerini Müzeyyen hanım vermişti. Öğlene kadar, kapı, pencere, her yeri buz gibi yapmışlardı. Yorgunluktan bitkin bir halde oturdular kapının eşiğine. Her yeri açmışlar, içerisini havalandırmaya çalışıyorlardı. Yoğun rutubet kokusu biraz hafiflemişti. Karınları acıkmıştı. DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT