BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Otlakçı-Batakçı-Yaltakçı-Çanakçı destanları

Otlakçı-Batakçı-Yaltakçı-Çanakçı destanları

Sevgili dostum şair, bestekar, heccav Fırat Kızıltuğ yeni çıkardığı Kitab-ı Yâve’siyle zekâlara seslenen manzum bir hiciv kitabı yayınlamış. Musıkî’deki derinliği, ona bir kısmı “yıldız” denilecek değerde öğrenciler nasib etti.



Sevgili dostum şair, bestekar, heccav Fırat Kızıltuğ yeni çıkardığı Kitab-ı Yâve’siyle zekâlara seslenen manzum bir hiciv kitabı yayınlamış. Musıkî’deki derinliği, ona bir kısmı “yıldız” denilecek değerde öğrenciler nasib etti. Büyük kısmı, halk tarzında olan koşma ve kıt’alarında ise Azerbaycan’ın ünlü şairi Mehmet Arslan ile nazireleşiyor. Şimdi de büyük bestekârlarımızın anlam ve âhenk dolu san’at serüvenlerini romanlaştırıyor. Bunlardan sesçe ve sözce üstlerinde yeni eserler yapacakları yeni duyguları coşturan senaryolar bekleniyor. Bunların hepsini Türk Edebiyatı dergisinde (0212 513 77 49) okuyabilirsiniz. Fırat Kızıltuğ beyin Çırak Hicvî takma adıyla yazdığı bu Kitâb-ı Yâve’sini okurken bilhassa Çanakçı redifli manzumeyi kasdederek sordum: -Bu kafiye de nereden geldi aklına? Fırat’ın da cevap kıt’ası zaten hazırmış: Bayburtlu Zihnîmiz Otlakçı demiş Celâli Babamız Batakçı demiş Hicranî Ustamız, Yaltakçı demiş Cümleyi pişpişle, solla Çanakçı Kimi, kendisi gibi Bayburtlu bu üstadların ve Neyzen’lerin Eşref’lerinde izinde, memleketi kasıp kavuran karaktersizlikleri hiciv (taşlama)larla ıslâha çalışan bir Hiccav Çırağı tevazuuna bürünmüş bir Bayburtlu konuşuyordu. Esasen benzerlerine her yerde rastladığımız bir Çanakçı tipini yaşatıyordu. ÇANAKÇI DESTANI-I Çok kapı ipini çekti Sindi köşeye çanakçı. Kavuk salladı yağ çıktı Beye paşaya Çarıkçı. Köy demedi kent demedi İzzeti nefis demedi. Türlü şeytanlık denedi Girdi şişeye Çanakçı. Tükürdüler “yağmur” dedi. Balçıklara “hamur” dedi. Dayağa “Daha vur!” dedi. Sustu her şeye Çanakçı. Avucunu sıvaladı, Dolu kese kovaladı Yağlı kuyruklar yaladı, “Sümme haşâ’ya” Çanakçı Çırak Hicvî şimdi de var Otlakçılar, batakçılar, Yaltakçılar tomar tomar, Karşı karşıya Çanakçı ÇANAKÇI DESTANI-II Kavuk sallamanın geçti zamanı Boynu bükük durur kelle Çanakçı “Evet efem” “Sepet efem” temenni; Sökmüyor, tarif et elle Çanakçı Kaplar emayeden, teflondan, camdan Bakırlar, gümüşler, turistik maldan Sini yerden kalktı, taam masadan Porselen yalanmaz dille Çanakçı. Ahmak zâdegâne akıl verirdin, Zarif kelâm eder eğlendirirdin Dalkavuk ilmini iyi bilirdin, Şimdiki ahbaplık tefle Çanakçı. Çocuklar keyf için sana binerdi Kesene mecidi gümüş giderdi. Bazan da ensene şamar inerdi Muhabbet, kesildi balla Çanakçı Merdü merdâneydi dünün ağası, Fukara, gariban, yetim atası, Şimdiki varlıklı mafya babası Kalleşlik, çelenkle, gülle Çanakçı Çırak Hicvi’nin, Kitab-ı Yâve’sini alın. Çanakçı Destanı’nın buraya alamadığım dörtlükleriyle birlikte 75 hicvini de okuyun. Adres: Altıntepe Cihadiye Caddesi 39/1 81570 Küçükyalı-İstanbul.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT