BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Fener Patriği’nin arkasındaki güç

Fener Patriği’nin arkasındaki güç

Bugün Türkiye’nin iktisadi ve siyasi bir berzahtan geçtiği pek açıktır. Ancak milletimizin tarihinde, böyle sıkışıklıklar pek eksik olmamıştır.



Bugün Türkiye’nin iktisadi ve siyasi bir berzahtan geçtiği pek açıktır. Ancak milletimizin tarihinde, böyle sıkışıklıklar pek eksik olmamıştır. Ve yine tarih göstermiştir ki, her sıkıntının sonu feraha ve milletimizin büyük hamlesine, atılımına vesile olmuştur. “Kurt bulanık havayı sever”, sözü gereği Türklük düşmanı unsurlar, çalışmalarını artırmışlardır. Bulanık suda balık avlamak... Rus Rahibi Piloyef, 1552’de korkunç İvan isimli vahşi Rus çarını, Kazan hanlığı üstüne saldırtmıştır. Binlerce ibadethaneyi yaktırmış, yıktırmış yüzbinlerce Müslüman’ı acımadan kurşuna dizdirmiştir. Bu meşum rahipde ana fikir (ki bunu ilahi bir emir gibi anlatmıştır) şudur: “Dünyada İtalya’daki Roma çökmüştür. İkinci Roma olan Konstantinopl yani Bizans, Türkler’in zulmü ile ortadan kalkmıştır, dünyada Hıristiyan inancı, aynı Teslis (Üçlü ilah) gibi, üç tane Roma vardır. İşte Moskova bu üçüncü Roma’dır. O ise hiç yıkılmayacaktır. Ey Çar sen dünyanın hakimi olacaksın.” Bu kışkırtmalarla yola çıkan ve dünyaya hakim olmak isteyen vahşi İvan, yüzbinlerce masumun kanına girmiş; ancak kurduğu devleti, ikiyüz yıl Kırım Türkleri’nden yakasını kurtaramamıştır. Şu anda da üçüncü Şanlı Roma’nın asri Çarı Yeltsin, suiistimallerinin deşilip araştırılmaması şartıyla tahtını başka bir zalime devretti. Bir Ramazan boyu Türk ve Müslüman, bir avuç insana, zehirli gaz dahil her türlü tehlikeli silahları kullandılar, ama neticeye varamadılar. Komuta kademelerinde değişiklik yapmakla da bir yere varamayacaklar. Bugün Türkiye’de sesini yükseltmeye çalışan Fener Patriği’nin arkasında da bu zalimler topluluğu vardır. Rusya’ya dikkat... Yunanistan onun güdümündedir. İstanbul’un fethiyle beraber kilise olmaktan çıkan, Aya İrini’ye sahip çıkmaya kalkan Patrik ne yapmak istiyor. Aya İrini bugün kilise değildir. Peki nedir? Tarihi bir mekan... Türk fütuhatında kiliseler camiye çevriliyor diye, bu camiye çevrilmeyen yere kilise olarak sahip çıkmak istiyor. Değil Patrik efendi değil. Hem bir ibadethane olsa bile Türkiye Cumhuriyeti sahip çıkar. Sana ve ikazına ihtiyaç yoktur. Şimdi bir belge, 1952’de; Umum Anadolu doğu Ortodoks Kilisesi ve cemaati Genel vekili Papa Eftim (müteveffa) şöyle bir beyanat verir: “Bugün Türk-Yunan dostluğu günden güne inkişaf etmektedir -bugün de aynı numarayı yapıyorlar- bunu bütün kalbimle tasvip etmekteyim. Patrik Athenagoras da, bu dostluğa samimiyet göstermektedir. Benim Athenagoras’ı tanımam için bana orta kapıyı açmaları lazımdır.” Orta kapı nedir mi diyorsunuz. Yazının devamını sabırla bekleyiniz. Bir belge daha: 1912 senesinde, Fransa’nın tanınmış gazetelerinden Le Figaro’da, Muharrir (yazar) Gaston Dechant 7 Aralık 1912 tarihli nüshadaki yazısında diyor ki: “İstanbul’a gelir gelmez eline Rumca yazılı birkaç kartvizit tutuşturdular. İstanbul Patriği, (hoşgeldiniz) demek için beni karşılamaya Redingotlu papazlar göndermişti. Bunlardan birisi, “Türkler’in İstanbul’u işgalinden sonra, Doğu Roma devleti harabeleri arasında, Yunan milletinin bir protestosu olarak durmaktayız” diyordu. Uzun bir seyahatten (İstanbul içi) sonra İstanbul’un dar sokaklarından kıvrıla kıvrıla geçip, nihayet Fener mahallesine gelmiştik. Arabamız durdu. Yanımdaki Papazla birlikte yürürken, bir kapının önünde durdu. Kapı kapalı idi. Bana döndü ve dedi ki; vaktiyle bu kapıdan Patrikhaneye girilirdi. Fakat 1821’de Sultan Mahmud’un emriyle, Patrik Gregoriyus bu kapının üstünde asıldı. Bu giriş yeri ancak, Rabbani hikmetin tayin ettiği zamanda ve o cinayetin cezası verildiği vakit bu kapı açılacaktır.” İşte birisi doksan senelik, birisi 48 senelik iki belge. Figaro muhabirine rehberlik yapan Papaz, Patriğin neden asıldığını, ne ile suçlandığını söyleyememiş. Söyleyemez, çünkü suçlular... Onu da ben tamamlayayım: 1821’de Mora Patras’da bir Yunan isyanı çıkar. Her iki taraftan binlerce insan ölür. Yani kan gövdeyi götürür. Osmanlı devletinin yaptığı araştırmada, bu isyanın hazırlayıcı ve icraatçısının Patrik Gregoriyus olduğu, açık seçik ortaya çıkar ve Patrik, isyancılara verilen ceza ile cezalandırılır. Ondan sonra gelen Patrikler de, bu kapıda bir Türk büyüğünü asmadan açmayacağız diye yemin ederler. Ve senelerdir de ülkemizde Türk’ün ekmeğini yerler. Bize bugün, bölücüleri asamazsınız diye ahkam kesenler, bu kin kapısını açtırsalar ya!.. Kendi krallarını giyotinlerde doğrayan Avrupalılar, bugün ülkemizi bölmeye çalışanlara ceza vermemize karşı çıkıyorlar. Hadi sizin hatırınıza asmayalım. Alın size verelim. Bakım masraflarını yine biz veririz. Olur mu?
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT