BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Lunapark aynası

Lunapark aynası

Yetki, olgunlaştırır; ama herkesi değil. Bazıları, yetkili, sahib-i salahiyyet kılınmalarına rağmen ham kalmaya devam ederler.



Yetki, olgunlaştırır; ama herkesi değil. Bazıları, yetkili, sahib-i salahiyyet kılınmalarına rağmen ham kalmaya devam ederler. Onlar ne kadar zavallıdır. Önce hiç olduklarını sanırlar, yetki sahibi olunca da kral. Böylelerinden sadece mesâi arkadaşları çekmez. Sıkıntının büyüğünü kendisine itibar edene çektirirler. Onun için yönetimde tercih çok önemlidir. Yönetim, iki günde bir adam değiştiremez. Tercihini kullandığında tam isabet etmesi lazım. Aksi halde şikâyetçilerden başını alamaz. O ise ucuz işlerle oyalanır. Vur denince öldürür. Az tamahın çok ziyan getirdiğinden haberi bile olmaz. İş yapma yerine göze girmeyi planlar. Bir zamanlar el oğuştururken yanına yaklaşılmaz, randevu vermez, telefona çıkmaz. Ne oldum delisi olur. Halbuki bir de ne olacağım tasası vardır. Çok çalışmaktan ötürü onu düşünemez... Bunların hepsi görgü ister, bilginin hazmedilmesini amirdir. O ise hatır gönül veya yanlış bir seçimle bir mevkie gelmiştir. Ayakları yavaş yavaş yerden kesilir. Çevresini, kendinden öncekileri, kendinden sonrakileri küçük görmeye başlar. Zamanla krallık bile ufak gelir. Yanına-yöresine toplanan kendinden seciyesiz dalkavuklar yüzünden burnu iyice büyür. Ve nihayet küçük dağları kendisinin yarattığı vehmine dahi kapılır. Bir fani için, aslı bir damla su, sonu bir avuç toprak olan bir Âdem soyu için bundan daha kötü ne vardır? Bu kısa akıllılar yüze gülen, kapıda bekleyen herkesi dost zannederler. Mevzubahis klinik vak’a, bir yetkinin bol gelmesi hadisesidir. İnsana sadece elbise değil, yetki de bol gelebilir. Elbise bol gelince terziye götürüp düzeltilir. Yetki öyle mi? Baştan belli olmaz ki. Bütün pürüz, ihtilaf ve sıkıntılar birden patlak vermez. Üst üste eklenerek gün gün büyür, kuruluşları güve gibi kemirir. Halbuki mevki de, o mevkiden doğan yetki de emanettir. Devlette belli prosedürler işleyerek geri alınabilir. İşlem özel sektörde daha kolay... Her şey patronun iki dudağı arasındadır. Bir gün, âniden, çok kere de tahmin etmediği bir vakitte yerinden de yetkisinden de olur. İşte o zaman Hanya’nın Girit’te, Konya’nın da Orta Anadolu’da olduğunu öğrenir ama iş işten geçer. Artık eski dostları yoktur. Yeni dost zaten kazanmamıştır. Dalkavuklar katiyyen kapısını çalmazlar. Kral öylece kala kalır... Zavallı kral, sen ne acınacak insansın. İnsana neden insanca muamele etmedin? Öyle zamanlar oldu ki sen, çaycın kadar, sekreterin kadar, şoförün kadar, mahalle bakkalın kadar, sokağınızı süpüren çöpçü kadar bile beşerî hasletlere sahip olamadın. Onların içinde ne kıymetli kimseler vardı, göremedin. Sen her şeyi diploma ve pahalı hayatla eşdeğer gördün. Bir de ti-vi’nin cam altından akan borsa haberlerinden. Bazıları Ziya Paşa’yı haklı çıkartmakta ısrarlıdırlar: Serdüşt palan meselesi... Altın kalemle yetki versen o yine mayasının gereğini yapar. O şiirin bu bahisteki meâli budur. Neyse ki... Şükür ki. Etrafımızda böyleleri yok. Olsaydı hayatımız zından olurdu. Huzurumuz kaçar, çalışma zevkimiz zedelenirdi.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT