BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İnsan hakları ihlallerinde Rusya birinci, İtalya ikinci

İnsan hakları ihlallerinde Rusya birinci, İtalya ikinci

Ülkemizde gündem birdenbire değişti, değiştirildi.İletişim araçları gibi modeline bile yetişemiyorsunuz



Ülkemizde gündem birdenbire değişti, değiştirildi.İletişim araçları gibi modeline bile yetişemiyorsunuz. Tam verileri doğrulatmaya, algılarken sağduyulu olmaya çalışırken bir de bakıyorsunuz gündem yeniden değişmiş. Gündem değiştirmekte mahir olanlar var elbette ülkemizde. Kendi doğrusunun kabulü için kamuoyunu oluşturmaya çalışıyor. Ancak bütün bunlar olurken ülkemizdeki bütün gelişmeler saniye saniye özellikle batıya aktarılıyor. Batı medyasını, diplomatik kulislerini çok duyarlı izlemesi gerek Ankara’nın. Gelişmeler dış dünyada nasıl değerlendiriliyor, nasıl aktarılıyor? İmajımız için değil sadece, 2000’li yılların Türkiyesi için önemli, bizim için ehemmiyetli. Dış temsilciliklerimiz bu değerlendirmeleri anladıkları yahut sorun olmayacak biçimde aktarmıyorlardır inşaallah Ankara’ya, rapor vermiyorlardır. Gerektiği biçimde dosyalamaları önemi haiz. Sorun varsa çözüm önerileri de vardır mutlaka. Dolayısıyla aktarmalar hisle değil, beceri, bilim ve sağduyuyla olmalı. Anamuhalefet Fazilet Partisi’nin kapatılması amacıyla açılmış Anayasa Mahkemesi’ndeki duruşmaya Mehmet Ali Şahin ve Cemil Çiçek müdahil avukat olarak son sözlü savunmalarını da yaptılar. İnanın büyüteç altındayız dünyada. O kadar önem veriyor dünya bize. Bunun farkına varsak, zaten kusurlarımızı gidermeye, daha dikkatli olmaya özen gösteririz. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi geçen yıl kapatılan bir siyasi parti ÖZDEP davasında Türkiye’yi mahkûm etti. Sözleşmeye göre, örgütlenme hakkını güvence altına alan 11. maddenin ihlâl edildiğine karar verdi AİHM!. 1999 yılı içinde AİHM’ye yapılan başvurulardan 8396’sının 655’i Türkiye’ye yönelik. Sıralamada 41 ülke arasında beşinciyiz. Mahkûm olan ülkeler arasında ise ikinciliği elimizde tutuyoruz. Bırakmamız lâzım. AİHM istatistiklerine göre, başvuruda sıralama şöyle Rusya, İtalya, Fransa, Polonya ve Türkiye. İtalya geçen sene 44 davadan mahkûm oldu. Mahkeme sürelerinin uzunluğu ve belirlenen tazminatların geciktirilmesi, bunda rol oynadı. Türkiye’ye gelince mahkûm olduğumuz 18 davada; düşünce ve ifade özgürlüğüne yönelik ihlaller birinci sırayı alıyor. 14 mahkumiyetimiz böyle. Geride kalan dört davanın üçünü ise çatışmalarda hayatını kaybeden sivillerin başvuruları oluşturuyor. Böylesine yakışıksız flû fotoğraflar 2000’li yılların Türkiyesinde olmasın diliyorum. Çünkü Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi yetkililerinin açıklamasına göre; mahkemeye günde 200 telefon, 700’ü aşkın mektup başvurusu yapılıyor ayrıca. Bunların da dörtte üçü için geçici dosya hazırlanıyor. Bu sayının da her yıl artması sözkonusu. Başbakan Bülent Ecevit ve kurmayları Davos Zirvesi’nde bile ekonomiyle birlikte bu tür sorulara muhatap olursa şaşmamak gerek. Nitekim bu konuda da bir hazırlık yapıldığı gelen duyumlar arasında. Uluslararası diplomatik oyunlar ve ataklar; bu yüzden aleyhimize mesafe katediyor. Bu oyunların bozulması gerek. Ülke yönetiminde sorumluluk almış herkes bunun hesabını iyi yapmalı. Yoksa sonunda üzülen yine biz oluyoruz. Neden olsun ki? Dersi vermek yerine yaşamak Milli Eğitim sistemimiz bir türlü oturmadı yerine. Yaz boz tahtasına döndü. Oysa batıda yıllardır uygulanır klasik eğitim ve modern öğretim. Üniversitelerdeki uzmanlaşmamız da öyle. Almanya’da şoförlük için Sürücü Yüksek Okulu var, sakat çocukların spor eğitimi için Beden Eğitimi Öğretmenliği mevcut vesaire vesaire. Bizim eğitim politikamız hâlâ tartışılır durur. Trafik canavarına karşı “trafik dersleri”, insan haklarının ihlâlleri karşısında “insan hakları dersleri” koyalım mı koymayalım mıyı tartışır dururuz. Sonra yeniden başa döneriz. Altı yaş uygulaması böyle oldu hatırlarsanız, bir nesli feda ettik. Kredi uygulaması da birkaç kuşağımızı tıkadı gitti. Bugün yeniden başa döndük. 8 yıllık kesintisiz eğitimin zorunluluğunu da bir müddet sonra bırakırsak şaşmam. Özel Nene Hatun Lisesi’nden aradılar. Davette bulundular. İki günlük bir etkinlikleri var. Adı da “Çeçenistan’a Yardım Haftası Etkinlikleri”. İsmi de sevdim, mekanı da. İsabetli bir tercih. “Çeçenler’in iman, Ruslar’ın katliam dosyaları” sergilendi. “Bağımsız Çeçenistan doğuyor, katliamlar ülkesi batıyor” konulu bir de toplantı programlanmış. Prof. Anıl Çeçen, Doçent Dr. Abdüllatif Şener, Doçent Dr. Dr. Hakan Kırımlı, Dr. Necmettin Türinay, Çeçen Dayanışma Derneği Başkanı Medet Ünlü konuk, Mustafa Kalfaoğlu da ev sahibi. Ardından Çeçen-Rus Savaşı, sinevizyon diliyle aktarılıyor. Kafkas folklor ekibi oyunlar sergiliyor. Hediyelik eşya kermesinin bütün geliri Çeçenistan’a bağışlanıyor. Heyecan Çeçen Milli Marşı’ndaki gibi “Ey kara torak her zerren çatlasa da soğuktan/Sana şerefsiz bir şekilde dönmeyeceğiz” İşte bu etkinliğin tümünün altında mecburi bir ders olmasa da, gönüllü katılımla “insan hakları dersi” var. Allahtan sivil kişi ve kuruluşlarımız bu konuda mesafe katetti. Büyük bir sorumluluk aldı ve büyük bir mutlulukla koşuyor. Fiilen gösterilen ve yaşatılan bir insan hakları ihlâlleri ve çözümü dersi. Hele hele etkinliğe katılan öğrencilere bir sorun yansımasını, duygulanmamanız işten bile değil. Kutlamak gerek emeği geçenleri. Bütün bunlar olurken, Çeçenistan’daki Rus vahşeti ve katliamı başta sivillere yönelik olmak üzere devam ediyordu. Kahraman Çeçenler de ülkelerini ve istiklâllerini korumak için eksi 30 dereceye varan soğukta mücadelelerini sürdürüyorlardı, vuruşuyorlardı. Bağımsız televizyon kanallarını izliyorum. CNN, BBC gibi. Rus ordusu’nun açıklananın en az 10 katı kadar kayıpları olduğunu haber veriyorlar. Ruslar’ın eski İçişleri Bakanı Anatoli Kulikov, Moskova’nın kasten rakamları küçük gösterdiğini açıkladı ekranda. Kulikov, gerçeklerin ortaya çıkmasını isterken, Çeçen Savaşı’nın ciddi sonuçlar doğuracağı uyarısında da bulundu! Burası böyle de insan hakları ihlâllerine büyük önem verdiği bilinen Avrupa Birliği ise son gelişmelere rağmen Rusya’ya yeni bir yaptırım yapmayı düşünmüyor! Çelişkinin çok güzel bir örneği. Moskova’dan saldırılara son verilmesi isteniyor ama, Alman Dışişleri Bakanı Joschka Fischer ve Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Savunma Temsilcisi Javier Solana Rusya’ya baskının sınırlı olduğunu, fakat görüşmelerin aralıksız sürmesi gerektiğini açıklamakla yetiniyorlar. Rusya’nın insanlık dışı eylemleri, provokasyonları, Çeçenler’in kahramanlıkları 2000’li yılların, hafızalarda kalacak önemli fotoğrafları. Karınca kararınca bizim insanlarımızın ve kuruluşlarımızın da bu bağımsızlık mücadelesine katkıları da öyle. İnsan Hakları dersi mekteplerde okutulmasa da öğrencilerimiz, gençlerimiz bu dersi çok iyi öğreniyor.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT