BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Vefasız meslek... Vefasız dostlar...

Vefasız meslek... Vefasız dostlar...

Türkiye’de, arayıp arayıp, öyle bir meslek seçmişiz ki, içi bizi yakar dışı sizi... Bizim meslekte, işin erbabı olmaya gerek duyulmaz...



Türkiye’de, arayıp arayıp, öyle bir meslek seçmişiz ki, içi bizi yakar dışı sizi... Bizim meslekte, işin erbabı olmaya gerek duyulmaz... Bizim meslekte, mektep medrese sorulmaz... Bizim meslekte, sağlık raporu, adli tıptan temiz raporu, kan grubu aranmaz... Bizim meslekte, çıraklık, kalfalık ve ustalık yollarından geçilmez... İşte biz böylesine “Cazip” görülen, ama o nisbette de “Nankör” bir mesleğin neferlerindeniz... Öldüğümüz vakit, eğer Gazeteciler Cemiyeti üyesiysek, her hangi bir gazeteye 2x5 vefat ilânı konur... Cenazelerimiz öylesine kalabalık olmaz... Namazımızı kılmaya değil, sadece cami avlusunda görülmek için gelenler, taButumuzun altına bile girmezler... Arkamızdan yürekten “Fatiha” okuyanımız parmakla sayılacak kadar azdır... Ölüm yıldönümlerimiz önce zor hatırlanır, sonra asla hatırlanmaz... Bir bakarsınız mezarımızın yerinde bile yeller eser... Ya iskân edilmiş, üstümüze villa dikilmiştir, ya da bir gecekondunun kaçak arazisi olmuşuzdur...  Geçtiğimiz hafta ortasında, Antalya’da TSYD’nin düzenlediği “Spor Gazeteciliğinin Özgürlüğü” konulu bir eğitim semineri yapıldı... 120 kişiyi aşkın spor emekçisinin katıldığı bu semineri düzenleyenleri gerçekten kutlamak istiyoruz... Başta, Ankara’nın en büyük spor gazetecilerinden, Eğitimden Sorumlu Asbaşkan Güray Soysal olmak üzere tüm TSYD yöneticilerini kutlarız... Bu seminerde, dertlerimiz, çareleri ve gelecekteki gazeteciliğimizin rotası çizilecek ve az da olsa fikir üretilecekti... Nitekim sevgili Öcal Uluç ağabeyimizin yaramıza neşter vurup, bu zamana kadar çare bulunmamış konuları dile getiren konuşmaları, kulaklarımızın pasını sildi... Öcal ağabey,mesleğimize paraşütsüz sızanlara karşı mücadele bayrağını hâlâ elinde tutmaya devam ediyor... Ama ya arkasındakiler?  Öcal ağabey gibi, bu mesleğin mücadelesini yürekten yapan bir kaç kişinin feryatları arasında geçen seminerin en can alıcı noktası, Milliyet Gazetesi’nin bir zamanlar genel yayın yönetmenliğini yapmış, şu anda da köşe yazarlığını sürdüren Umur Talu’nun sözleriydi.... O Umur Talu, bir zamanlar işi spor yazarlığı olmadığı halde, nefis yazılarıyla sayfalarımızın ağır misafiri idi... Ama bir baktık Umur Talu, yazılarını bıçak gibi kesiverdi... Neden kestiğini kimselere söylemedi, daha doğrusu söyleyemedi... O günlerde, Orhan Aldinç ve Güven Taner gibi iki ustanın görevlerine son verilmiş, onlar sayfalardan uzaklaştırılmışken, Umur Talu bu iki ustanın gerçek sahibi olduğu sayfalarda, misafir gibi de olsa yazı yazamayacağını anlamış... Mesleğine ve saygı duyduğu isimlere haksızlık etmemek için spor sayfalarını terketmiş... Belki, kendisine ayrılan sütunlara gerçek başka bir spor yazarı oturur diye... Heyhat... O koca, büyük usta, süper insan Orhan Aldinç asla bir daha hatırlanmamış... Kırılan onuru, bu mesleğe verdiği hizmet, bir anda unutulup gidivermiş... Onun yerine gelenler ise “Paraşütçülerden” başkası olmamış...  İşte Antalya’daki seminerin, bizde iz bırakan, duygulandıran ve çaresizlikten dövündüren yanı buydu... Gönül isterdi ki, bu seminerde, dertlerimizin dile getirildiği saatler kısıtlanmasaydı... Bir Barcelona Kulübü’nün tanıtımına ayırdığımız iki saati, Orhan Aldinçler, Rıdvan Yelekçiler, Erol Yaşarlar, Güray Soysallar, Semih Yurgalar, Aytekin Ceylanlar, Yusuf Yalkınlar, Doğan Ersavaşlar gibi işsiz ama gerçek spor gazetecilerinin dertlerini çözmeye ayırabilseydik... Bu meslekte, düşenin dostu olmaz... Ayakta kaldığımız müddetçe, bize yaşama hakkı tanınır... Allah korusun bir tökezlemeyelim... Arkamızda aportta bekleyen sonradan olma, aniden doğma skor yazarları, koltuğumuzu altımızdan çekiverir... Ve gidiş o gidiş...  İşte biz, böylesine vefasız, böylesine herkesin gözünün olduğu, torpil bulanların spor yazarı yapıldığı bir mesleğin neferleriyiz... Bugüne kadar, asla mesleğimizin kıskancı olamadık, bundan sonra da asla olamayız... Ölene “Allah rahmet eylesin”, yaşarken ölenlere de “Vah vah” demekten başka çare üretemedik... Seminerlerde bile tam dile getiremediğimiz sorunları, masaya yatıramamanın suçluları olarak kimseyi hedef göstermiyoruz... Biz bu mesleğin güzelleştirilmesi, saygınlığı ve idealistliği için son günlerin moda deyimi ile “Taşın altına elimizi sokamayız.” Ağlarsa, yüreği kırık, yanık meslektaşlarımız ve ailesi ağlar... Gerisi yalan ağlar... E-mail: narkan@tg.com.tr
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 99370
    % -0.47
  • 5.6109
    % -2.33
  • 6.3463
    % -2.11
  • 7.3974
    % -2.47
  • 237.819
    % -2.27
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT