BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Medya ve spor üzerine düşünceler

Medya ve spor üzerine düşünceler

İkinci Dünya Savaşı öncesinde TV yayınlarının yaygınlaşmaya başlamasıyla “yüzyılın buluşu”ndan bahsediliyordu.



İkinci Dünya Savaşı öncesinde TV yayınlarının yaygınlaşmaya başlamasıyla “yüzyılın buluşu”ndan bahsediliyordu. TV’nin kitlelere bir bütün olarak ulaşma gücüylü toplumsal dinamikler kökünden sarsılmış, yazılı basının etkisini kat kat aşan tesirlerin oluşmasıyla “kitle iletişimi” kavramı günlük hayatımıza yerleşmişti. TV yayınlarının oturma odalarımıza girmesi bir toplumsal/kültürel dönüm noktasıydı. 1970’lerin tek kanallı günlerini çoğumuz hâlâ hatırlarız, haftanın belirli günlerinde nasıl ekranın karşısına geçip açılıştan kapanışa kadar bütün programları nefesimizi tutarak izlediğimizi... Herkes aynı programları seyrediyordu ve ertesi gün aynı konuları tartışıyordu. TV kitleleri bir bütün olarak etkileme ve gündem oluşturma gücüne sahipti. Sonra kanallar çoğaldı. Çok sayıda TV kanalının yayına girmesiyle kitle iletişimi terimi kendi içinde bir yeniden yapılanma geçirdi. Bir çok kanal arasından herkes kendi kültürel/siyasal tercihlerine göre program seçmeye başladı. TV bütünleştiriciliğini yitirdi ve biraz bireyselleşti, kitleler bir anlamda bölündü. En fazla izleyici çeken TV programı bile izleyicilerin ancak küçük bölümlerine ulaşabilir oldu. Bu sefer mümkün olduğunca fazla kişiye ulaşma arayışı başladı. Kanallar arasındaki amansız izleyici kapma yarışı giderek hızlanırken ve genelde yayınların kalitesini düşürüp şiddeti ve cinselliği arttırırken, bazı alanlarda olumlu sonuçlar da görüldü. Bireysel tercihleri etkilemek için her yolu deneyen yayıncılar sporun kitleleri çeken gücünü keşfettiler. Spor karşılaşmalarının giderek astronomik rakamlara tırmanan TV yayın hakları amatörce yapılan bir uğraşı dev bir endüstri haline getirdi. Yayın haklarından şişkin paylar alan kulüpler gelişti, daha fazla para kazanmaya başlayan sporcularla birlikte sporun bütün branşlarında hızlı bir gelişme başladı. YENİ BİR DÖNÜM NOKTASI Kitle iletişimi kavramının bu şekilde bireyselleşmesi bir yandan da toplumu yeni bir dönüm noktasına hazırlamaktaydı. TV giderek gelişirken veya bir çoklarına göre aslında dejenere olurken, bilgisayar alanındaki gelişmeler sayesinde yeni bir platform oluşturmaktaydı: bireysel bir iletişim üzerinde yapılanmasına rağmen isteyen herkesin katılabilmesiyle kitleleri de kapsayabilen internet. Önceleri pek ciddiye alınmadı. Fakat bilgisayar fiyatlarının da giderek düşmesiyle birlikte kimsenin hesaplayamadığı bir hızla yayılan internetin gelişimi kısa sürede bütün tahminleri alt üst etti. Ve öyle bir noktaya gelindi ki, artık ülkemizde bile 1 milyon internet kullanıcısından ve E - ticarete yatırım yapmayan firmaların devre dışı kalmaya mahkum olduklarından bahsedilmeye başlandı. Ve kısa bir süre önce bizce çok önemli yeni bir dönüm noktasına gelindi; yeni medyanın eskisini yuttuğuna şahit olduk. Yeni medyanın önde gelen temsilcisi internet şirketi American Online, geleneksel medya devi Time Warner’i yaklaşık 160 milyar dolara satın alıverdi. Bu beklenmedik hamlenin getirebilecekleri yurtdışında olduğu gibi ülkemizde de epey konuşuldu. Olayın finansal boyutlarından yayıncılık açısından yaşanabilecek gelişmelere ve hatta toplumsal kültürel boyutlarına kadar bir sürü spekülasyon yapıldı, ancak spor yayıncılığı konusu arada kaynadı gitti. SPOR YAYINCILIĞI DEĞİŞECEK Mİ? Internet’in TV yayıncılığıyla birleştiği yeni dönemde sporun öneminin ve dolayısıyla yayın bedellerinin azalacağını hiç tahmin etmiyoruz. Giderek bireyselleşen yayıncılık ortamında insanları etkileme arayışları hızlanacak, sporun çekiciliği daha da vazgeçilmez olacaktır. TV’nin sporda ağırlığını hissetirmesiyle artan talebin internetin devreye girmesiyle daha da gelişmesi, yayın bedellerinin yükselmesi beklenebilir. Günümüzde TV ekranından olduğu gibi Internet ve bilgisayar üzerinden de görüntülü yayın yapılabiliyor. Bunun için yüksek donanımlı bilgisayarlar gerekli. Şu anda dünya çapında bakıldığında kullanımdaki bilgisayarların yaklaşık yüzde 10’u gerekli kriterleri taşıyor, birkaç yıl sonra bu oranın yüzde 50’yi bulması bekleniyor. Bu da yayın hakları için ödenen bedellerin yükseleceğini destekliyor. Ancak spor yayıncılığının TV alıcılarından bilgisayar monitörlerine taşınmasının ekran değişikliğinden çok öteye geçeceği kesin. İletişimin alıcı boyutunun bireyselleşmesinin yanında arz açısından da bir bireyselleşme söz konusu. Bir çok popüler sporcu şimdiden kendi internet sitelerinden yayına geçiş durumdalar. Büyük bir futbol yıldızı kendi sitesinden maç görüntülerini veya en azından maç içindeki kendi hareketlerini bizzat yayınlayabilir mi? Bu durum kulüplerin ve liglerin yayın haklarını ihlâl eder mi? Bu konuda doldurulmayı bekleyen hukuki boşlukların bulunduğu da bir gerçek. Günümüzde TV’lerin spor bültenlerinde mutlaka G.Saray, F.Bahçe, Beşiktaş gibi büyük kulüplere ayrılmış belirli süreler yer alıyor. Kulüplerin TV kanallarına sahip olmalarına astronomik masraflar yüzünden pek rastlanmıyor, ancak internet söz konusu olunca işin şekli değişecektir. Gelecekte kulüpler kendi sitelerinden kendi haber bültenlerini oluşturabilir ve yönetebilir mi? İnternet üzerinden yapılacak spor yayıncılığında asıl gelişme içerikte olacaktır. İnteraktif teknolojinin devreye girmesi sunumda önemli farklılıklar getirecektir, ancak şu aşamada bunların neler olacağının kestirilmesi pek kolay değil. İnternet bir anlamda 100 yıl öncesinde dünyamızın henüz haritası çizilmemiş bölgelerine benziyor. İnteraktif ortamın ne kadar etkileyici olabileceğini iki yıl önce NBA’in davetlisi olarak gittiğim ABD’de yaşamış ve Türkiye okurlarıyla paylaşmaya çalışmıştım, ama özel bir eldivenle dev ekranın önünde Michael Jordan’a karşı teke tek basketbol büyüsü kelimelerle anlatılır gibi değildi. Bu interaktif ortamın maç yayınlarına taşınabileceğini düşünmek hayalcilik mi olur acaba? Yeterli bir bilgisayarı ve internet bağlantısı olan herkes maç oynanırken oyunun çeşitli bölümlerine veya tümüne sanal olarak katılabilir. Hatta takımının taktik düzenlerini içeren bir kitabı satın alıp oturduğu yerden oyuncuların bireysey hareketleri veya maç içindeki gelişmelerle ilgili tahminlerde bulunabilir. Yakın bir geleceğin en önemli gelişmesi taraftarların interaktif teknolojisi sayesinde gönül verdikleri takımın karşılaşmasına bizzat katılmaları ve sanal ortamda birlikte oynamaları olabilir. Böylelikle kitle iletişiminde yeni bir dönüm noktası yaşanabilir. Sonuç olarak artık iyice endüstrileşen sporun amacı daha fazla insanın seyredeceği/katılacağı unsurlar üretip sponsorlara daha fazla materyal üretmek değil midir?
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 100141
    % 0.47
  • 5.2903
    % -0.78
  • 6.0238
    % -0.54
  • 6.9195
    % 0.02
  • 218.193
    % -1.07
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT