BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yaraya tuz basmak

Yaraya tuz basmak

Ürdün’ün başkenti Amman’a 60 km uzaklıkta ve deniz seviyesinin 465 metre aşağısında ve adeta tuz oranında dünyada birinci olan ölü deniz, yani diğer adıyla, dünyanın en alçak noktası diye bilinen Lut Gölü kenarında üç günden beri devam eden Dünya Ekonomik Forumu’nun Orta Doğu toplantıları yarın sona eriyor. Forum notlarına geçmeden organizasyon beceriksizliklerine değinmeden duramayacağım... Kırk yerde kurulan güvenlik bariyerlerinden geçmek bir dert. Askerler, ‘bildiğini’ okuyor... Aşırı ve abartılı protokol uygulaması katılımcılara ve gazetecilere neredeyse zulüm.



> Amman/Ürdün Ürdün’ün başkenti Amman’a 60 km uzaklıkta ve deniz seviyesinin 465 metre aşağısında ve adeta tuz oranında dünyada birinci olan ölü deniz, yani diğer adıyla, dünyanın en alçak noktası diye bilinen Lut Gölü kenarında üç günden beri devam eden Dünya Ekonomik Forumu’nun Orta Doğu toplantıları yarın sona eriyor. Forum notlarına geçmeden organizasyon beceriksizliklerine değinmeden duramayacağım... Kırk yerde kurulan güvenlik bariyerlerinden geçmek bir dert. Askerler, ‘bildiğini’ okuyor... Aşırı ve abartılı protokol uygulaması katılımcılara ve gazetecilere neredeyse zulüm. Otel rezarvasyonları bir çile... Girmek bir dert, çıkmak ise kırk dert... * ABD eski Dışişleri Bakanı Henry Kissinger’in; “ Kâinatın yaratılışında muhteşem bir organizasyon var... Ben de yeryüzünde tek şey bilir ve tanırım, o da or ga ni zas yondur...” Organizasyonsuzluk ise Orta Doğu’nun âdeta kaderi... Ne acı ki dünyanın her yerinde kötüler daha iyi organize oluyor... Afganistan’ın kuş uçmaz dağlarında paketledikleri uyuşturucuyu Londra ve New York’a götürebilen ve dağıtabilenlerin organizasyondaki başarısını düşünürken daha iyi anlaşılıyor... Ama hased ama güç ve iktidar kavgalarından dolayı asıl mesele iyilerin bir türlü organize olamayışıdır... Organize olamayan milletler istedikleri kadar bir araya da gelse, yapacakları ve elde edecekleri bir sonuç yoktur... İyiler, sadece kağıt üzerinde ancak organizasyon şeması çizmekle yetiniyor ve kendilerini avutuyor... * Cuma günü forumun açış konuşmasını yapan Ürdün Kralı II. Abdullah ise tüm dünyanın Orta Doğu’daki barış sürecine destek vermesini istedi ve; “Krizler elbette bizi de etkiledi... Ama bunları aşmamız gerekecek... Biz barıştan yanayız... İsrail’in de barıştan yana olması gerekiyor... İsrail’in bölgede gerçek barışı istemesi için öncelikle daha kolay bir yol var... O da 57 Arap ülkesiyle barışması... Bunu sağladığı takdirde güvenlik sorunu ortadan kalkmış olur... Güvenliğine harcadığı kaynaklarını barış için harcadığı takdirde daha güzel sonuçlar alacaktır... Güvenlik önlemleri ve askerî tedbirler İsrail’i gerçek olarak güvenlikte bir türlü hissettirmiyor... Bu hususta gecikmekle daha çok fırsat kaybediliyor ve kaçırılan fırsatlarla birlikte tehlike daha da büyüyor.” * Türkiye’yi dışlayarak kurulan Arap Barış Girişimi konusunda da bilgi veren Ürdün Kralı II. Abdullah; “15 Mayıs tarihi çok önemlidir... 1948 yılında yani 61 yıl önce İsrail, Filistin topraklarını işgal etmiştir...O günden bugüne savaş devam etmektedir, barışa hasret bir millet büyümektedir.15 Mayıs tarihi İsrail için önemli bir tarihtir ama Arap dünyası için de önemli tarihtir... Şimdi birlikte ve kararlılıkla barışa adım atmalıyız...” Yıllardan beri, Orta Doğu, Orta Asya ve Afrika ülkelerindeki forum toplantılarını izledim... Gördüm ki herkes birbirinin yarasına tuz basmaktan başka bir iş yapmıyor... Tıpkı, insanların serinlemek için ölü denize girdiğinde aşırı tuzlu olduğundan dolayı suda bir türlü batmayıp daima suyun üzerinde durduğu gibi, Orta Doğu’da da bütün meseleler suyun üzerinde öylesine duruyor...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT