BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Müzelikler ve müzeler

Müzelikler ve müzeler

Eski cumhurbaşkanı ve başbakanıyla, müzelik yeni başkanıyla, müzelik partileriyle bir kere daha renklenen bir Türkiye manzarası altında, bir müzeler haftasını daha idrak etmiş bulunuyoruz. Onlarca medeniyet ve onbinlerce yıllık geçmişiyle, bu güzel vatana, millete hayırlı olsun. Eskiyi ve geçmişi ucuz ikballer için değil, milletin geleceğini inşa etmek için kullananlara selâm olsun.



Eski cumhurbaşkanı ve başbakanıyla, müzelik yeni başkanıyla, müzelik partileriyle bir kere daha renklenen bir Türkiye manzarası altında, bir müzeler haftasını daha idrak etmiş bulunuyoruz. Onlarca medeniyet ve onbinlerce yıllık geçmişiyle, bu güzel vatana, millete hayırlı olsun. Eskiyi ve geçmişi ucuz ikballer için değil, milletin geleceğini inşa etmek için kullananlara selâm olsun. Siyasîler dışında müzelik başka şeylerimiz de var. Zihniyetler, bürokrasi, darbeler, gazeteler, eğitimimiz, pazarlamamız ve niceleri... “Müzelik” tabirini, artık işe yaramayan, devrini tamamlamış, daha iyileri ortaya çıkmış, kimselerin değer vermediği eşya, kurum, kişi, sistem gibi şeyler için kullanırız. Bu tabir içten içe, müzelerdekilerin değersizliğine işaret etse de aslında müzeler, çok değerli eşyaların muhafaza edildiği, korunması gereken anlamlı değerlere sahip olan, insanlığın geleceğiyle dertlenen uzmanların üzerlerine titrediği birer bilim merkezleridir. Milletlerin zenginliği, müzelerinin zenginliğiyle ilgili. Müzelerine değer vermeyen, geleceğine değer vermiyor demektir. Geçmiş, gelecek içindir. Ne yazık ki, önceki medeniyetleri ve hayatları yansıtan müzelerimiz, arkeoloji, etnografya, tarih, güzel sanatlar, açık hava, bilim, savaş ve benzeri uzmanlık türleriyle, tüzeliyle ve özeliyle, halkımızın hayatına yeteri kadar dâhil olamadılar. Müzelerin birer ticarî işletme gibi basiretle yönetilmeleri ve pazarlama biliminin bulgularından yararlanmaları konusunda Batı’nın gösterdiği performansın epeyce gerisinde, adeta “müzelik” kalıyoruz. Müze pazarlaması konusunda yayınlar çoğalıyor. Müze pazarlamasının, yılın bir günü müzeleri halka açmakla, müze kart satmakla, oraya buraya afişler asmakla, müzeler günü kutlamalarıyla sınırlı olmadığını tam kavrayamadık. Müzelerimizi de, müzedeki değerlerimizi de, müzelere alınamamış diğer varlıklarımızı da, yerli yabancı insanımıza etkili bir pazarlama sistematiğiyle sunamadık. İnsanımıza müzeleri sevdirmek, hayatımızın bir parçası haline getirmek, sadece teşhir etmekle yetinmeyip, eğlendirirken öğretmek için yepyeni çözümler bulmak, varlıklarımızın değerini bilmek zorundayız. >> (Pazarola, pazartesi günleri yayınlanır.)
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT