BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Efendim biz kim, anlatmak kim?”

“Efendim biz kim, anlatmak kim?”

“Eee Enver Yazıcı Abi bu, hiç fırsatı kaçırır mı? Duasını almak için bir fırsat doğmuş... Dediler ki: “Efendim Sedat Amcalar yorulmasınlar. Ben Eskişehir’e gelir, bizzat kendim alırım...”



1988 yılı Temmuzunda bir gün... Yer Muttalip Cad. No: 30’da bulunan Türkiye Gazetesi Eskişehir Bürosu... Bu adres çok meşhur o zamanlar... Büromda oturuyorum... İçimde bir his var... Sanki bugün çok güzel şeyler olacak gibi... İkindi vakti yaklaşıyor... Büroda kimse kalmadı... Ben de yavaş yavaş hesabı toparlamaya başlamalıyım. Çaycı Hasan’a bir de çay söyledim. Koltuğa kuruldum. Bir taraftan çayımı yudumluyor bir taraftan hesapları yapmaya çalışıyorum. Bu arada kapı mı açıldı ne? Bir anda hesaptan kopamadım. Aklımdan geçti ki: “Dur şunu da toplayayım da kim geldi diye öyle bakayım...” Ha şimdi ha şimdi derken... “Dur şunu da toplayıp kim geldi diye bakayım...” derken dalmış gitmişim. Sigaramdan derin bir nefes alıp dumanını üfledim ki... Dumanların arkasından nurani bir yüzün silûeti belirdi... Edeple karşımda duruyordu. Gülümseyerek dedi ki: -Ben Sedat Işık... Ağabeyime ne kadar benziyorum değil mi? İşte o anda ne olduğumu şaşırdım. Sanki ringde kontra yumruklar yiyip de grogi duruma düşmüş boksörlere döndüm. Elim ayağıma dolaşmış öylece kalakalmıştım. Aradan geçen 20 saniye bana o kadar uzun gelmişti ki... Nihayet kendimi toparladım. Hemen ayağa fırladım elini öperek “Hoş geldiniz Sedat Amca” dedim. Sedat Amca “Hoş bulduk” derken kapıda bir hanımefendinin beklediğini gördüm. -Efendim o kim sizden mi? -Evet bizim hanımefendi, dedi. -Efendim, yukarıdaki oda müsait. Hanımefendinizi yukarıya alalım. Hanımefendilerini odaya aldıktan sonra Sedat Amca bana dönerek dedi ki: -Efendim Enver Yazıcı Bey bizi davet etti. İstanbul’dan Ankara’ya doğru trenle hareket ettik. Ancak trenimiz burada bir kaza yapınca rötar yapmak zorunda kaldık. Biz de hemen “Ankara’ya durumu haber vermemiz gerek, bekletmek uygun olmaz” dedik ve buraya geldik. Yalnız benim kulaklarım biraz ağır işitiyor, durumu siz söyleyebilir misiniz? -Hay hay efendim derhal, deyip Ankara’yı Enver Yazıcı Abi’yi aradım. Durumu izah edip Sedat Amcaların gecikmeli olarak geleceğini haber verdim. Eee Enver Yazıcı Abi bu, hiç fırsatı kaçırır mı? Duasını almak için bir fırsat doğmuş... Dediler ki: -Efendim Sedat Amcalar hiç yorulmasınlar. Ben Eskişehir’e kadar gelir, bizzat kendim alırım. Enver Yazıcı Abi böyle deyince bir anda “Evet” dedim, “İçime doğan şey buydu” Sevinçle: “Tamam Enver Abi” deyiverdim. Sedat Amca’nın “zahmet olur” kibarlığına Enver Yazıcı Abi “ne zahmeti?” deyince dünyalar benim olmuştu. Telefona kapatıp hemen evimi aradım: -Hanım müjde! Sedat Amca burada... Onları eve getiriyorum, dedim. Hemen bir taksi çevirdim. Büroyu kapatarak Sedat Amcaları evimize getirdim. Onların istirahat etmesi için odanın birini tahsis edip hemen aceleyle geri büroya döndüm. Neşeden yerimde duramıyor, tanıdık bütün arkadaşları akşama bize davet ediyordum. Akşama doğru bölge müdürümüz Enver İlhan Abimiz de geldi. Hep beraber bizim eve gittik. Yemekten sonra arkadaşlar gelmeye başladı. Öyle oldu ki salonda neredeyse oturacak yer kalmadı. Kimseden çıt çıkmıyor, hepimiz Sedat Amca’nın bir şeyler anlatmasını bekliyorduk. Fakat o da edeple oturuyor, bir tek kelam etmiyordu. Enver İlhan Abiye çıtlattım: -Abi istirham etseniz de Sedat Amcalar bir şeyler anlatsa, nasiplensek dedim. Bu isteğimizi Enver İlhan Abi kendilerine iletince: -Efendim biz kim, anlatmak, nasihat etmek kim, demez mi? “Efendim siz yine de lütuf buyursanız, dinlemeye gelen arkadaşlar boynu bükük dönmeseler” diye boyun büktük. Allah’ım acaba ne cevap vereceklerdi? (Devamı yarın) Baki Çakırca-Eskişehir Yazışma adresi: Türkiye Gazetesi İhlas Medya Plaza 29 Ekim Caddesi, 34197 Yenibosna/İstanbul Faks: (0212) 454 31 00
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT