BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Açık hava müzesi Konya

Açık hava müzesi Konya

Mevlana Hazretleri ile özdeşleşen, Nasreddin Hoca’nın memleketi Konya, tabiat harikası gölleriyle, Selçuklu ve Osmanlılardan kalma tarihî yapılarıyla âdeta bir açık hava müzesi...



Memleketten HABER VAR -48- Behçet FAKİHOĞLU Mevlana Hazretleri ile özdeşleşen, Nasreddin Hoca’nın memleketi Konya, tabiat harikası gölleriyle, Selçuklu ve Osmanlılardan kalma tarihî yapılarıyla âdeta bir açık hava müzesi... Mevlana Hazretleri Horasan’ın Belh şehrinde doğmuş. Babaları “Alimlerin Sultanı” unvanını almış Bahaeddin Veled Hazretleri, ailesiyle birlikte Nişabur’a gider, orada büyük İslam Alimi Ferideddin’i Attar Hazretleri ile görüşür, Mevlana Hazretleri bu büyük zatın ilgisini çeker. Buradan Bağdat, Kufe yoluyla Kabe-i Şerif’e varılır, hac farizası yerine getirilir. Dönüşte Şam, Malatya, Erzincan, Sivas, Kayseri, Niğde yolu ile Larende’ye (Karaman) gelirler. Subaşı Emir Musa’nın yaptırdığı medreseye yerleşir, 7 yıl bu şehirde kalır, ilim, irfan, feyz ve bereket yayarlar. Mevlana Hazretleri burada Şerafeddin Lala’nın kızı Gevher Hatun ile evlenir, çocukları olur... Bu zamanlar Anadolu’nun büyük kısmı Selçuklu Devleti’nin egemenliği altında, başkent de Konya. Sultan Alaettin Keykubat Bahaeddin Veled Hazretlerinden Konya’ya gelip yerleşmesini ister, bu istek kabul edilir. Aile Konya’nın yolunu tutar, Sultan kendilerini muhteşem bir törenle karşılar, Altunapa (İplikçi) Medresesini ikametlerine tahsis eder. Sultan-ul Ulema vefat eder, mezar yeri olarak Selçuklu Sarayı’nın gül bahçesi seçilir ve orası halen Mevlana Müzesi olarak bilinir. Talebe ve sevenler bu defa Mevlana’nın etrafında toplanır, ilim-irfan yayılır, vaazlar dolup taşar. Sadreddin’i Konevi, Şems-i Tebrizi gibi başka büyük İslam Alimlerinin de bulunduğu Konya medeniyet merkezi olur. Hak aşıkları Konya’ya akın eder... Ogün bugündür, Konya Mevlana Hazretleri’nin şehri olarak bilinir, sevilir, ziyaret edilir... Mevlana Hazretleri vefat edince, babasının bulunduğu yere defnedilir, oğulları Sultan Veled türbe yapılmasına izin verir Kubbe-i Hadra (Yeşil Kubbe) denilen sanat harikası yapılır, zamanla ilavelerde bulunulur... 2 MİLYON ZİYARETÇİ Selçuklu ve Osmanlı Sultanları Mevlana Hazretlerine, onun yoluna büyük hürmet ve muhabbet gösterir; Konya’nın abad olması için elden geleni esirgemezler. Mesnevi ve diğer eserleri ile bilinen Mevlana Celaleddin’i Rumi Hazretleri’nin verdiği mesajlar bütün dünyada karşılığını bulmuş, yer kürenin her köşesinde bulunan aşıkları Konya’ya yönelmiştir.. Mevlana Hazretleri’nin türbesine gittiğimizde de her zamanki gibi, iğne atsan yere düşmez, her taraftan, her milletten insanlar vardı. Yılda 2 milyon Mevlana aşığı buraya gelmekte, bunların 400 binini yabancılar teşkil etmektedir. Selçuklu Sarayı’nın eski gül bahçesi, artık Mevlana türbesi olarak misk-ü amber yaymakta, aşıkların kalbini nurlandırmaktadır. Zaten o civarda her şey böyle; tabelaların çoğunu bu mübarek isim süslemekte. Konya, Mevlana Hazretlerinin şehri olarak bilinmekte, “Mevlana” ile özdeş olmuş bulunmakta. AÇIK HAVA MÜZESİ Konya açıkhava müzesini andırıyor. Alaeddin Tepesi, şehir içindeki tek yükselti olan bir höyük. Selçuklular da bu tepeyi tarihi eserlerle taçlandırmış. En önemlisi de Alaeddin Camisi, en eski Selçuklu eserlerinden sayılır. Alaeddin manzumesi olarak da bilinen ve içinde muhteşem türbeler topluluğu bulunan bir yapılar topluluğu. Yüksek taç kapıları, kale gibi yüksek ve kalın duvarları, mermer sütunları, çini işlemeleri ve gerçek bir sanat eseri sayılan ağaç minberi ile dikkat çeker. Alaeddin camisi de diğer tarihi eserlerimiz gibi zaman zaman ihmal edilmiş, yıkılmaya terk edilmiş. Ama bu eserlerin kıymetini bilenler imdada yetişmiş. Belediye Başkanı Tahir Akyürek bu nadide eserin bütün haşmetiyle görülmesi için tarih ve çevreyle uyumsuz çirkin yapıları ıslah ediyor, Bütün Alaeddin tepesini lalelerle ve diğer süs bitkileriyle süslüyor. Eski Selçuklu Sarayı’nın aslına uygun şekilde restorasyonu ve yeniden Konya’ya kazandırılması için çalışılıyor. Başkanın söylediğine göre lale buradan İstanbul’a ve oradan da Avrupa’ya geçmiş... Alaeddin Tepesi’nin dört bir tarafı nadide Selçuklu eserleri ile dolu. İnce Minareli Medrese, Karatay Medresesi, Şems-i Tebrizi Camii ve Müzesi, Aziziye Camii, Sultan Selim Camii, Sadeddin’i Konevi Hazretlerinin cami ve türbesi ile başka birçok eser... Başkan Akyürek bütün bu mıntıkayı yeniden ele alacaklarını ve tarihi gün yüzüne çıkaracaklarını söylüyor. ÇATALHÖYÜK VE KİLİSTRA Çumra ilçesine yakın Çatalhöyük’te yapılan arkeolojik kazılar sonucu, buranın 9 bin yıl önce kurulmuş ilk yerleşim yerlerinden olduğu anlaşılmış, o zamanki yaşayışla ilgili paha biçilmez bulgular bulunmuştur. Bu özelliğiyle Çatalhöyük, bütün dünyanın ilgisini çekmiş, dünyanın her köşesinden meraklılar buraya gelmektedir. Kilistra Antik Kenti de Kapadokya benzeri bir tabii dokuya sahip olup, çevrede kayalara oyulmuş evler ve mabetle bulunmaktadır. Yapılan kazı ve temizlik çalışmalarıyla birçok tarihi eser bulunmuş, buranın bir zamanlar çok önemli bir yerleşim yeri olduğu anlaşılmıştır. İvriz Kaya Anıtı, Eflatun Pınarı, Fasıllar Anıtı, Kubad-Abad Sarayı ve başka birçok tarihi eseriyle Konya’nın her köşesi tarih kokmaktadır. TABİAT HARİKALARI Konya ovası içinde yer alan dağlar, yaylalar, ormanlık alanlar, akarsular, göller ve şelaleler gezip görenler için büyüleyici mekanlar olarak iz bırakır. Çıplak ve büyük bir bozkırdan ibaret sanılan Konya, içinde birçok tabiat harikası barındırmaktadır. Tuz Gölü, Beyşehir Gölü, Kulu Gölü, Meke Krater Gölü, Akşehir Gölü, Yerköprü Mağarası ve Şelalesi, Karadağ ve Çayırbaşı bu tabiat harikalarından birkaçı... Dünyayı güldüren ve düşündüren büyük insan Nasreddin Hoca’nın memleketi, Konya’nın en büyük ilçelerinden Akşehir’de her sene Nasreddin Hoca adına festivaller ve toplantılar tertip ediliyor. Nasreddin Hoca’nın türbesinin de bulunduğu Akşehir’i her yıl binlerce yerli ve yabancı turist ziyaret etmektedir. Nasreddin Hoca’nın maya çaldığı Akşehir Gölü de ilçenin kenarındadır. Türkiye’nin nazar boncuğu olarak bilinen Meke Gölü... Vazgeçilmez lezzet ETLİ EKMEK Konya’nın zengin bir mutfağı bulunmakla birlikte, bu şehirle özdeşleşmiş yemeği “etli ekmek”tir. Etli ekmeğin sırrını öğrenmek için Havzan lokantasına gidiyoruz. 5 şubesi bulunan Havzan’ı Durmuş Ali, Hidayet ve Zeki Tülen kardeşler işletiyor. Her birinin ayrı özelliği bulunan 5 çeşit un karıştırılır, mayası, tuzu katılarak hamur haline getirilir. Kıvamına gelmiş hamur iki avuç arası kadar açılır. Kırda yayılmış düve eti iki bıçakla kıyılır; domates, soğan, yeşil biber de kıyılarak bu ete karıştırılır. Hazırlanmış harç hamurun üzerine yayılır, kürek üzerinde 2 metre 20 santim kadar uzatılarak, fırında meşe odununda pişirilir, üzerine közlenmiş biber konur. Salata, ezme ve yoğurtla servis yapılır. Konya’ya gelenler bu tada bakmadan gitmez. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, İbrahim Tatlıses, Cüneyt Arkın ve başka birçok ünlü etli ekmek yemek için Havzan’a gelmiş, fotoğraf çektirmiş. İbrahim Tatlıses, “lahmacundan bile lezzetli yapmışsınız” demiş. Bu tadın müdavimleri varmış, onlara kargoyla birçok ile, hatta Almanya’ya etli ekmek gönderiyorlar. Hatta iki gün önce Hülya Koçyiğit’e gönderdiklerini söylüyorlar. Meram bağları ve Sille evleri Konya’nın içinden Meram ve Sille Çayları gibi iki güzel su akar, bunlar şehre hayatiyet verirmiş. Şimdi bu iki çay da barajlarla kesilmiş. Ama güzelliğiyle divanlara konu olmuş, ünü bütün Orta Doğu’ya yayılmış Meram bağları ve bahçeleri hâlâ Konyalıların rağbet ettikleri mesire yeri. Yapılaşma ile eski yeşillik ve su kalmamışsa bile, ağaçlandırma yapılmış, halkın nefes aldığı lokantalar, çay bahçeleri ve dinlenme yerleri açılmış... Konya’nın kuzey-batısında, 7 kilometre mesafede bulunan Sille; Bizans, Selçuklu ve Osmanlı devirlerinin en mamur şehirlerinden biri olarak, dar bir vadide kurulmuş, ortasında Sille Deresi akan, bir yerleşim yeri. Bizans döneminde burada 60 kadar kilise ve manastırın bulunduğu söyleniyor. Meşhur Aya Elena Kilisesi burada hâlâ sağlamlığını korumakta. Müslüman ve Rumların asırlarca bir arada barış içinde yaşadığı Sille, kültür ve sanatta önemli varlık göstermiş, SİT alanı ilan edilerek korumaya alınmış. Sille’nin taş evleri ve konaklarının restore edileceği söyleniyor. Halıları meşhur olmuş Sille’de, geçmişte çanak-çömlekçilik ve diğer el sanatları önemli bir yer tutmuş. Sille’nin etrafını çeviren kayaçların özellikleri sebebiyle taş ocakları açılmış, Selçukluların taş binaları için Sille Taşı kullanılmış. Birçok tarihi eserin bulunduğu Sille, eski güzelliğini ve mistik havasını koruyor. Sille’de tarihî yapılar restore edilerek turizme kazandırılmış.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT