BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Dağlıca, Bilge köyleri ve diğerleri

Dağlıca, Bilge köyleri ve diğerleri

Dağlıca Karakoluna yapılan hain saldırının ardından, bütün TV ve gazete muhabirleri Dağlıca köyüne doluştular. Baskın karakola, basın mensuplarının baskını köye... Karakolu arayan soran yok. Köy okulu kapalı imiş. İnsanlar büyük mahrumiyet yaşıyormuş. Bunların hepsi doğru olabilir. Peki Dağlıca’nın hemen komşusu olan, okulu açık olmayan, insanları mahrumiyetle boğuşan, belki 10 köy daha vardı. Onlara niye gidilmedi. Onların çocukları İstanbul’a uçakla getirilmedi. Dağlıca olayından önce bölgeye neden gidilmedi. Bunun adına araştırma değil “hazırlopçuluk” veya devletin pertavsızla kusurunu aramak denir...



Dağlıca Karakoluna yapılan hain saldırının ardından, bütün TV ve gazete muhabirleri Dağlıca köyüne doluştular. Baskın karakola, basın mensuplarının baskını köye... Karakolu arayan soran yok. Köy okulu kapalı imiş. İnsanlar büyük mahrumiyet yaşıyormuş. Bunların hepsi doğru olabilir. Peki Dağlıca’nın hemen komşusu olan, okulu açık olmayan, insanları mahrumiyetle boğuşan, belki 10 köy daha vardı. Onlara niye gidilmedi. Onların çocukları İstanbul’a uçakla getirilmedi. Dağlıca olayından önce bölgeye neden gidilmedi. Bunun adına araştırma değil “hazırlopçuluk” veya devletin pertavsızla kusurunu aramak denir... Merhum Muhsin Yazıcıoğlu kazasından sonra, helikopterdeki İHA muhabiri merhum İsmail Güneş’in, yardım isteyen feryadını günlerce ve binlerce defa dinledik. İHA muhabirinin sesini yayınlamak için ne çalıştığı kurumdan, ne de ailesinden tek satır izin alınmadan; bu nasıl yayınlandı. Bu, yasalara göre, kişilerin özel hukukudur ve suçtur. Savcılarımız bunu re’sen soruşturabilirdi. Şimdi bu kazaya Meclis soruşturulması açıldı. Ama rahmetli İsmail’in feryadı gene arada kaynadı... Son müessif olay, Mazıdağı Bilge köyünde yaşandı. Anne babasını kaybetmiş reşit olmayan 20’den fazla masum yavru, bir hafta müddetle kamera karşısında hıçkıra hıçkıra ağlatıldı. Bunların gözleri görünür şekilde, görüntülerinin yayını suçtur. Seslerinin yayını suçtur. Bu kadar geniş çaplı katliam yerinin, kan göllerinin, “keleş” mermi deliklerin resimlerini yayınlamak, olayı çözercesine asılsız haber vermek, yorum yapmak ve toplumu infiale sevk etmek suçtur. Bilge köyünün komşusu olan köylere giden tek basın mensubu yok. Mardin’i vahşiler diyarı gibi gösterme gayretleri, tehlikeli olayları davet eder... Demek ki basın çalışmalarında da; protokol geçerli. Sıradan köyler, sıradan suçlar vakayı adiyedendir. Ama basın karar verdiyse, o zaman işler değişir. Köyün tavukları bile medyatik olur. Kediler başrol oynar. Hani adamın göğsüne vurmuşlar “ah arkam” demiş. İnsanın medya gibi arkası olmalı! Bunun için de, yapacaksan basını çekecek suç işlemelisin demek gibi... Devlet adamlarımızın işi gerçekten çok zor. Bu şartlarda beni vali bile yapsalar, devamlı hasta raporu alırım. Yine de görevi kabul etmem!..
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT