BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > NASIL BİR BELEDİYE-12-

NASIL BİR BELEDİYE-12-

Gerçek bir reform yasası için önce Ankara’da belediyecilik konusunda bir zihniyet değişikliğinin gerektiğini belirten Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen, “Şu anda iş yapmamızı ve kaynak bulmamızı önleyecek ne kadar mevzuat yetersizliği ve bürokratik engel varsa, bugün hepsi yürürlüktedir ve belediyelerin elini kolunu bağlamaktadır” dedi



Böyle reform olmaz! Yılmaz Büyükerşen, neşeli bir insan. Aynı zamanda kararlı, bilgili, tecrübeliÖ Bir zamanlar rektörlük yaptığı Eskişehir’de şimdi Büyükşehir Belediye Başkanı. Eski şehri imar edip yenilemek için gece gündüz çalışıyor. Ama önünde o kadar çok engel var kiÖ Kendisi Eskişehirli. Allah, bütün şehirlerimize böyle canla başla hizmet eden evlatlar nasip etsin demekten kendimizi alamıyoruz. 1973 yılında hazırladığı “Türkiye için Açık Öğretim Modeli” daha sonra Türk gençlerine eğitim hizmeti veren dev bir fakültenin temelini oluşturdu. Prof. Büyükerşen, 3 dönem rektörlük yapmıştı, başkanlığı kaç dönem yapar, artık ona hizmetlerine bakan vatandaşlar karar verecek. * Sayın Büyükerşen, belediyelerimiz yeni yüzyıla nasıl girdi? - Ne yazık ki, günümüzün belediyeleri milenyum sürecine yarım asır öncesinin ihtiyaçlarına ve anlayışına göre düzenlenmiş belediye mevzuatı ile girdiler. Türk toplumu yıllardır, reform tasarısı olarak nitelenen kanun tasarılarının yasalaştırılmasını bekleyerek bugünlere geldi. Şimdi yeni bir yasa tasarısı daha gündeme getirildi. Bu konuda bizlerin de görüşleri alındı. Ama, hemen belirteyim ki, bu tasarı da beklediğimiz reform anlayışına uygun bir kanun tasarısı değil. Mevcut sistemin çarpıklıklarını düzeltmek ve belediyeleri 2000’li yılların güçlü ve dinamik yerel yönetimleri yapmaktan çok, gelirlerini bir parçacık arttırmaya ve İl Özel İdarelerine yeni imkanlar getirmeye ağırlık veren bir içeriği var. ÇAĞDIŞI ENGELLER * Reform, reform deyip bir türlü yapamıyoruz. Siz ne anlıyorsunuz bu reformdan? - “Mahalli İdareler Reformu” deyimi bana Türkiye ve Türk insanının demokrasi ve uygarlık yolunda önünü tıkayan, çağdışı kalmış yönetim engellerinden arınmış, akılcılık abidesi, yepyeni bir yerel yönetim düzenlemesinin getirilmesi anlamını veriyor. Bu açıdan bakınca, mevcut Yerel Yönetimler Yasa Tasarısı bir reformu kapsamıyor. Sadece, maaş ve ücret ödemelerinde bile sıkıntı çeker duruma düşen belediyelere biraz mali imkan artışı ile il özel idarelerine yeni imkanlar ve yetkiler sağlıyor. Bir anlamda belediyeleri, biraz daha artan ölçüde, merkezi yönetimin vesayeti altında tutuyor. Yönetim, organizasyon ve demokratikleşme açısından yine eski hamam eski tas. Buna rağmen, bir parça soluk alabilmek için, tasarının bu haliyle bile yasalaşmasına razı olmak zorundayız. Bizden kıdemli belediye başkanları “Biz yerel yönetimlerde reform masalını çok dinledik” diyorlar. Bunun dahi yasalaşacağından şüpheliler. * Yasanın bu haliyle çıkması yerine, olması gereken sağlıklı şekilde çıkması için neler yapılmalı? - Yerel Yönetimler Yasasının reformcu bir anlayışla çıkması için yapılacaklar bellidir. 30 yıldır üyesi olmaya çalıştığımız Avrupa Topluluğu ülkelerindeki en başarılı modeli örnek alabiliriz. 3030 sayılı yasa derde deva olamamıştır. Uygulamalar bunun sakat, hatalarla, yanlışlarla dolu olduğunu ortaya çıkarmıştır. 1580 sayılı yasa çağdışı kalmıştır. Her iki yasa da, halkın verdiği oyla yaptığı tercihi, sonunda Ankara’ nın atadığı memurların takdirine, hatta keyfine bırakmaktadır. Pek çok konuda ne halkın seçtiği başkanın, ne de belediye meclisinin yetkileri Ankara’ nın bürokratlarının üstündedir. Mevcut sistem, halka seçtirdiği belediyelere hayvan sürülerinin geçeceği yolların ve barınacakları yerlerin yapımına, kar kuyularının tespitine, dilencilerin toplanmasından, fakirlerin bakılmasına, hayvan barınakları yapılmasından, yangın söndürmeye, afetlerle mücadeleye, mezarlık ve defin işlerinden, çöpleri yok etmeye, akarsuların bakımından, köprülere, sıhhî olmayan işyerlerinin kontrolünden, imar planları, yollar, köprüler yapımına ve ulaşıma kadar her türlü görevi vermekte, yetkiyi ise vermekten kaçmaktadır. Üstüne üstlük bunların finansmanına katılmakta da son derece kıskanç davranmaktadır. İç finansman kaynağı sağlamamızı engellemekle kalmamakta, bulduğunuz dış finansmana da kefil olmamak için en azından mantıken kabulü güç, ne kadar engel ve mazeret varsa önünüze yığmaktadır. ELİMİZ KOLUMUZ BAĞLI Öte yandan, petrolü olmayan Türkiye’ye, otomotiv endüstrisi olan her dünya ülkesinden, motorlu taşıtların her türünün ithaline, yedek parçasına, akaryakıtına, asfaltına oluk gibi döviz ödettirilen ekonomik politikalar da aynı kişilerin önerisi olarak sürdürülür. Sonuçta, çoğu içinde bir ya da iki kişi taşıyan otomobiller ile en çok 70 kişi taşıyan otobüsler, kent içinde yolları tıkayıp, havayı, çevreyi kirletir. Vatandaşlar da kent içi ulaşımındaki akılsızlıklardan çektikleri ıstıraptan, belediye yönetimlerini sorumlu tutarlar. Şehirde hemşehrilerinize sağlıklı su içirmeniz, çöplerini yok etmeniz ve benzeri uygar kentlerin vazgeçilmez altyapıları için iç ve dış kaynak bulmanızı önleyecek ne kadar mevzuat yetersizliği ve bürokratik engel varsa, bugün hepsi yürürlüktedir ve belediyelerin elini kolunu bağlamaktadır. Personel rejimi ve uygulaması da böyledir. Belediyelerde deneyimli, yetenekli memur kadroları istihdam edebilmek mümkün değildir. Halen belediyelerde çalışan memurların, Anayasaya aykırı olarak, başka bir kamu kuruluşuna yatay geçebilmeleri bile mümkün değildir. Bu uygulama ile devlet memurları arasında sanki bir çeşit “Belediye Kunta Kinteleri” ortaya çıkarılmıştır. Hangi vasıflı kadrolar bu şartlarda belediyelerde çalışmak ister? Böyle bir uygulama kararı niçin alınmıştır. Anlamak mümkün değildir. Kısacası, gerçek bir reform yasası önce Ankara’ da Belediyecilik konusunda bir zihniyet değişikliğini gerektirmektedir. Belediyelerin mevcut görevlerine ilaveten, Ankara kendine ait hangi görevleri onlara aktaracaksa, öncelikle, halen devlet bütçesinde onlara ait kendi kullandığı kaynakları da belediyelere aktarması gerekir. VERGİ, HARÇ, REFERANDUM * İdari reformun yanı sıra belediyelerin nasıl bir kaynak reformuna ihtiyacı var? - Belediyeler için kaynak reformu sayılacak bir sistem üç bacağa dayanmalıdır. Birincisi, büyük yatırım projelerinin kent halkı tarafından referandumla belirlenmesi. İkincisi, kabul gören projelerin finansmanına o kent halkının, ödeyeceği vasıtalı vergilere ilave edilecek oran miktarıyla katılımının sağlanması. (Örneğin, yatırım projesi bitinceye kadar KDV’yi yüzde 2 veya yüzde 3 artışla ödemek). Üçüncüsü ise, belediyelerin kendilerine ait vergi ve harç tarifesini kendi meclislerinin belirleme yetkisine sahip olması. Böyle bir sistemin, belediyeleri hükümetlerin kapısında finansman yardımı için avuç açan kuruluşlar olmaktan kurtaracağı gibi, onların önünü açıp, ülkenin iç dinamiğini harekete geçireceğine ve Türkiye’yi gerçekten en ileri ülkeler seviyesine, en kısa sürede sıçratacağına inanıyorum. Merkezi yönetim artık hantallaşmıştır. Bakınız, bütün engellere rağmen, son 15 yılda yine de Türkiye’de yapılan, göz ve gönül dolduran işler belediyelere aittir. * Sağlıklı bir reform çerçevesinde eğitim, sağlık, trafik ve ulaşım hizmetleri de belediyelere devredilmeli mi? - Bugün için kent içi trafik ve ulaşım mutlaka belediyelere devredilmelidir. Eğitim ve sağlığın ise merkezi yönetimde kalmasından yanayım. * Kısa da olsa başkanlığınız döneminde yaptığınız en önemli iş ne oldu? - Ben çiçeği burnunda, henüz dokuz aylık bir Büyükşehir Belediye Başkanıyım. Bu süre içinde de 3 - 4 ayımız da depreme ilişkin uğraşlarla geçti. Geriye kalan 4 - 5 aylık net icraat süresinde, eğer başarı ölçütü sayılırsa, Türkiye’de ilk kez uygulamaya koyduğumuz “Kent Bilgi Bankası ve Kentli Sistemi” ile depremden önce imar yönetmeliğinde yaptığımız değişikliklerin, deprem sonrası Bayındırlık Bakanlığı’nca örnek alınıp, tüm belediyelere aynı değişiklikleri yaptırtacak önemde olmasıdır. Vesayet istemiyoruz * Size göre bir Belediyecilik Bakanlığı kurulmalı mı? - Belediyelerle hükümet arasında köprü görevi yapacak bir Belediyecilik Bakanlığı kurulabilir. Ama bu asla yeni bir vesayet kurumu olmamalı, sadece yatırımcı Bakanlıkların kentleri ilgilendiren yatırımları ve makro planlar konusunda koordinasyonu sağlayacak bir bakanlık olmalıdır. * Başkanlar ne kadar yetkili? Belediye başkanı-vali ilişkisi nasıl olmalı? Şehri iki kişi mi, seçilmiş tek kişi mi yönetmeli? - 3030 sayılı kanundan önceki belediyelerde başkanlık yetkilerinin şimdiki büyükşehir belediye başkanlarından daha çok olduğunu düşünüyorum. Bugün büyükşehir belediyesinin en büyük görevinin imar planlarının uygulanması ve denetimi olduğu görülür. Oysa durum biraz farklı. Eskişehir’de alt kademe belediyeler ile aynı partiden olmamız ve tam bir ahenk ve birliktelikle çalıştığımız için bizde sorun olmuyor, ama diğer yerlerde müeyyidesizlik nedeniyle başkanların denetim yetkisi işlemiyor. Biz bugüne kadar valilerle hep kent ve kent halkı yararına tam bir işbirliği ilişkisi içinde olduk. Fakat bu her yerde ve her zaman aynı olmayabilir. İster seçilmiş vali, ister seçilmiş başkan olsun, kuşkusuz şehri bir kişinin yönetmesi, iki kişinin yönetmesinden daha iyidir. DEVAM EDECEK
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT