BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Herkes gider Mersin’e!..

Herkes gider Mersin’e!..

Tuhaflıklar ve terslikler ülkesiyiz. Bütün âlemde sol, statükoya karşıdır; bizde ise en koyu statükocudur. Vaktiyle, valilerin CHP il başkanlığını birlikte yürüttüğü dönemin Ankara valisi Tandoğan, nümayiş yapan gençlere; “Siz niye bağırıp çağırıyorsunuz? Gelmesini arzu ettiğiniz komünizm güzel bir şey ise, onu biz alıp getiririz; size ne hacet!” demişti.



Tuhaflıklar ve terslikler ülkesiyiz. Bütün âlemde sol, statükoya karşıdır; bizde ise en koyu statükocudur. Vaktiyle, valilerin CHP il başkanlığını birlikte yürüttüğü dönemin Ankara valisi Tandoğan, nümayiş yapan gençlere; “Siz niye bağırıp çağırıyorsunuz? Gelmesini arzu ettiğiniz komünizm güzel bir şey ise, onu biz alıp getiririz; size ne hacet!” demişti. Âlemin demokrasileri insanı baz alarak anayasalarını düzenliyorlar. Bu anayasalar, üzerinden seneler geçmesine rağmen, yürürlüklerini muhafaza ettikleri gibi; hiç kimse maddelerini başka başka yorumlamıyor. Bizde ise, birbirini takip eden maddelerin birincisi (A) derken diğeri (Z) diyor! Nitekim; Ahmet Necdet Sezer’in cumhurbaşkanlığı süresi sona erdiğinde, yerine vekalet edecek kişinin TBMM başkanının olduğu vazedilmesine karşın, Sezer, biten görevini altı ay daha sürdürebilmiştir. Böyle olması lazım geldiğine dair madde de buldular! Kafaya göre tıraş yapabilen bir anayasa! Keza; 367 sefil mantığı... En taze örneği ile Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün, yargılanma talebi... Görüyorsunuz ki, sevgili okuyucularım; bu ülkede bir kısım zevat, âdeta halkı meşguliyetle tedaviye tabi tutmakla görevli! Sayın Gül, Kürt meselesinde önümüzde iyi bir fırsat olduğunu ve bunu değerlendirmek gerektiğini söylediği için, böylesine absürd bir davaya konu ediliverdi. Merhum Özal’a da aynı şeyler yapılmadı mı? Türkiye’de meselelerin kronikleşmesinden beslenen gruplar var; bunlar statükonun üzerine âdeta titriyorlar. Bakınız, anlı sanlı bütün kurum ve kuruluşlarımız ile bunların temsilcileri, başından beri 1982 anayasasına karşılar. Bu konudaki hemen her demeçlerinde; anayasanın anti demokratik oluşundan, devleti esas alıp ferdi görmezlikten gelmesinden, insan hak ve hürriyetlerinin istenilen seviyede olmamasından vb. dem vurarak değiştirilmesinin şart olduğunu ileri sürerlerdi. Oysa bugün gelinen noktada; AK Parti’nin öncülüğünde; aynı istekler doğrultusunda yapılmak istenen anayasa değişikliği karşısında aynı gruplar kızılca kıyameti koparıyorlar ve “istemezük!” diyorlar. Bundan dolayıdır ki, Türkiye’de risk alamayan yöneticilerin, millete hizmet yolunda adım atabilmelerinin imkân ve ihtimali yoktur!
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT