BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Devlet-i ebed müddet -1-

Devlet-i ebed müddet -1-

Dünya üzerinde, bizim kadar iç ve dış düşmanı olan bir ülke yoktur herhalde.



Dünya üzerinde, bizim kadar iç ve dış düşmanı olan bir ülke yoktur herhalde. Dış düşmanlarımızın bolluğunu, çetin coğrafyamıza ve paylaşılamayan topraklarımıza bağlıyoruz da; ya içimizdeki bu düşman bolluğuna ne demeli? İçimizdeki şer örgütlerinin cesametine, niyet ve eylemlerine bakınca, bunların da, kendi başlarına buyruk olmadığı; Türkiye üzerinde kötü emeller besleyen yabancı devletlerin gizli servislerinin güdümüne girdikleri bir vakıadır. Terör, 20. asra damgasına vuran baş belasıdır. İrili ufaklı her devlet; düzen, kurum ve kuruluş bu baş belasından etkilenmektedir. Bu insanlık suçunun bertaraf edilip, kökünün kazınması için, evvelemirde bütün devletlerin fikir ve eylem birliği içinde olmaları gerekir. Devletlerarası rekabet, bunu önlediği gibi; himaye edilip teşvik görmektedir. Zîra, terör örgütü ve terörist, gizli servislerin gökte arayıp yerde buldukları madenlerdir! Terör örgütü, her türlü desteği gördüğü bu gizli servisleri kullandıklarını sanır. Ortaklaşa hareket edip, müşterek düşmanı imha için çalışırlar. Gerçekte kullanılan terör örgütleri ve onların mensuplarıdır. Teröristlerin beyinleri öylesine yıkanmıştır ki; kendilerine para, silah, eğitim ve hatta ortaklaşa eylem yardımı yapan bu kuruluşların, bütün bunları neden yaptığını düşünemez! Neticede hiçbir terör örgütü, kuruluş amacına ulaşamaz ama, onları kullanan yabancı servisler, hudutsuz mesafeler alırlar. Terör örgütleri şu veya bu şekilde çökertilir, mensupları ya öldürülür ya da yakalanıp hapishanelerde çürütülür. Bizim esas üzerinde durmak istediğimiz konu; hangi niyetle olursa olsun, içimizdeki bu şer örgütlerinin kolayca ve bolca örgüt elemanı bulmalarıdır. Maalesef bizde, bu tür odakların ve eylemlerin ilmî olarak araştırılması, özellikle; sosyal birer vakıa olan olayların sosyolojik incelemeleri henüz yapılmamıştır. 15 senedir terörle iç içe yaşayan bir toplumun, bu tür araştırma ve incelemeleri yapmaması çok düşündürücüdür. Sayıları ile öğündüğümüz bunca üniversite kürsüleri ne işe yarar bilinmez! Batı’nın gelişmiş ülkelerinde de, çeşitli şer örgütleri su yüzüne çıkmıyor değil. Birkaçı hariç, Batı’dakilerin çoğu, psikolojik yani, ruh bozukluğundan kaynaklanıyor. Mevzi olup, büyükçe tehdit oluşturmuyorlar. Polisiye tedbirlerle bu tür vakaların önüne geçmek mümkün. Ama, bizde; işin temelinde, kopkoyu bir cehalet, ekonomik sefalet ve bu iki mümbit maden ocağını devamlı suretle işleten Türk’ün ve Türklüğün ebedî düşmanları vardır. Türk’ün ve Türklüğün düşmanları kimdir diye öyle derin derin düşünmeye gerek yoktur. Tarihimizden ve coğrafyamızdan kaynaklanan bu husumete, dünya üzerindeki hiçbir devlet ve millet sahip değildir. Bırakın, Avrupa’yı, Amerika’yı ve hatta Rusya’yı!.. Etrafımızı çevreleyen komşularımıza (!) bakın: Yunanistan, Suriye, Irak, İran, Ermenistan... Bunlardan hangisi bize hayırlı rüya görür? Ki bunlar, kendi başlarına da değiller. Her biri, dünyadaki büyük bir veya birkaç devletin taşeronu! Türk Devleti’nin böyle bir atmosferde idame-i hayat ettiğini bilelim ve değerlendirmelerimizi ona göre yapalım! Devlet’le, devletin içindeki birkaç kendini bilmezi birbirine karıştırmayalım! Gelip geçen ve mevcut hükümeti alabildiğine eleştirelim. Bunu yaparken asla, devleti -ki o, ebed müddettir- yıpratmayalım! Aksi halde, yediğimiz kabı kirletmiş oluruz. Hepimizin olan bu devlet, öyle yolda falan bulunmuş da değil.. Hepimizin evinden nice şühedanın kanları var onun temellerinde. Bu mühim mevzuya, sosyolojik realiteler ışığında yarın da devam edeceğiz.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT