BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Cumhurbaşkanına iki dönem görev yapma imkânı

Cumhurbaşkanına iki dönem görev yapma imkânı

Cumhurbaşkanlığı seçimi konusunda siyasî parti liderlerini geçen hafta ziyaret eden Başbakan Ecevit’in, bütün parti liderlerinin, Cumhurbaşkanı’na iki dönem görev yapma imkânını tanıma konusunda görüş birliği içinde olduklarını bildirmesi çok yerinde ve olumlu bir gelişmedir.



Cumhurbaşkanlığı seçimi konusunda siyasî parti liderlerini geçen hafta ziyaret eden Başbakan Ecevit’in, bütün parti liderlerinin, Cumhurbaşkanı’na iki dönem görev yapma imkânını tanıma konusunda görüş birliği içinde olduklarını bildirmesi çok yerinde ve olumlu bir gelişmedir. Zira çok “yapıcı” ve “başarılı” bir Cumhurbaşkanlığı sergileyen Sayın Demirel’in, bu görevindeki hizmetlerinin devamında, gerçekten Türkiye bakımından büyük isabet ve yarar vardır. Ne var ki, bunun için bir Anayasa değişikliği gerekmekte ve bu bakımdan parti liderlerinin samimî ve uzlaşıcı tutumları büyük önem taşımaktadır. Bilindiği üzere, Sayın Demirel’in dünya politikasındaki etkinliği ve kıdemi kendisine, haklı olarak, dünya devlet başkanları arasında, “Duayen” ünvanı kazandırmıştır. Önümüzdeki yılların Ortadoğu’da, Kafkasya’da, Balkanlar’da, Hazar, Karadeniz ve Akdeniz bölgelerinde kalıcı barış ve istikrarın hakim kılınması konusunda birçok çalışmaların yapılacağı Türkiye’nin dünya çapında bir enerji terminali haline geleceği ve AB ile tam üyelik müzakerelerimizin başlatılacağı bir dönem olacağı düşünülürse, Sayın Demirel gibi “saygın, deneyimli, başarılı ve bilge” bir Devlet Başkanı’nın ülkemizin başında bulunması sadece isabetli değil, aynı zamanda -ve özellikle- zorunludur. Diğer taraftan, 76 yaşına rağmen son derece dinç, zinde, uzlaştırıcı ve uzlaşıcı bir lider olan Demirel’in, iç politikamızda da bir “uzlaşma” ve “istikrar” unsuru olduğunu kim inkâr edebilir? Mütevazı bir köylü ailesinden gelen, koyunlarını otlatırken bile ve eğitiminin her seviyesinde parlak ve başarılı bir öğrenci olan Demirel, kendi kabiliyet ve gayretleriyle yükselmiş ve 1965’te henüz 41 yaşındayken; 1923’te 39 yaşında, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Başbakanı olan merhum İsmet Paşa’dan sonra, Türkiye’nin ikinci en genç başbakanı olmuştur. Politikada “laiklik savunucusu” yaşamında ise samimi bir “dindar” olan Demirel, “muhafazakâr” bir ortamdan gelmesine rağmen, daima “modernleşme”den yana olmuş, iç ve dış politikada birçok girişimin seneler geçtikçe artan vizyonu sayesinde başlatıcılık, çekicilik ve iticiliğini, yani adeta bir “lokomotif” misyonunu yüklenmiştir. İşte, bütün bu nedenlerden dolayı, “Türkiye 2000 yılını sadece takvimde değil, tarihinde de yeni bir başlangıç noktası haline getirmelidir” diyen Sayın Demirel’in, koalisyon ve muhalefet liderlerinin uzlaşacağı makul bir Anayasa değişikliği ile, Cumhurbaşkanlığı seçimine katılmasının ve bu makama bir dönem için daha seçilmesinin, Türkiyemizin beklentileri ve çıkarları bakımından, yukarıda da söylediğim gibi, sadece yararlı değil, zorunlu olduğuna inanıyorum. Fakat hiç şüphe yok ki bu konuda son söz TBMM’nindir.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT