BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Portreler

Portreler

Bu çiftte yüz yok... Ne zaman televizyon kameralarıyla, karşılaşsalar gamzelerini çıkara çıkara gülüyorlar.



Bu çiftte yüz yok... Ne zaman televizyon kameralarıyla, karşılaşsalar gamzelerini çıkara çıkara gülüyorlar. Gülmeyi adet edinmişler. Hanımefendi başkanlıktan kalma alışkanlığıyla objektiflere ve kameralara poz vermesini çok iyi biliyor. Ben bu tipleri hep ayrı bir boyutun insanları olarak merak etmişimdir. Seksenli yıllardan sonra zuhur eden tiplerdir bunlar. Öyle ayrıntılara, duyarlı noktalara inmezler, herşeyin en iyisine en iyi markalısına meraklıdır, hep uç noktalarda bir servetin boylanmış filizlenmiş insanları olarak kalırlar... Burdaki vatandaş üç ekmeğin beş ekmeğin hesabını yaparken onlar Avrupalarda açık büfelerin sınırsız doyumundadırlar... Gezmedikleri eğlence yeri, dolanmadık Avrupa, Amerika mağazası bırakmamışlardır... Zevkleri niyetleri hep tatlı üstüne kondurulmuş kaymak tadında ve kıvamındadır. Fazla duyarlı değillerdir; çünkü bu ayrı bir meslek ve karakterdir, öyle inceliklere yer yoktur bu meslekte. Hanımefendi bir kapıdan çıkıyor ve beklediği, onun için sürpriz olmayan küçük kalabalığa, “Günaydın çocuklar!” diye sesleniyor. Sanki başkanlık günleri devam etmektedir, o da şehri kolaçana çıkmıştır. Gülüyor yine, “Biz adamı böyle çatlatırız!” kabilinden. Sanki ortalık süt limandır, haklarında açılmış davalar sanki söz konusu değildir... “Aman ne olacak canım Türkiye bu gibi işlere alışkındır...nasıl olsa bir süre sonra unutulur” babında bir gülümseyiş... Arkalarında güvendikleri kocaman adamlar, dağ yükü servet mi, her ne var ise, gülüyorlar. Hanımefendinin yanında bulunan eşleri de deve tüyü paltosuyla aynı pişkinlikte. Zaten pişkinlikte yarışıyorlar. Fakat o ne, o küçük kalabalıktan bir alkış sesi yükseliyor.. Hanımefendi bir an için eski şaşaalı günlerinin deminde buluyor kendisini. Hani nerdeyse “Sağolun varolun!” deyip eliyle selamlayacak onları.. Ne var ki alkış tutanlar, “Memleketi soyup soğana çevirdiniz! Sizinle iftihar ediyoruz! diye sesleniyorlar. Bayan hâlâ gülüyor, çünkü “Size gülmek çok yaraşıyor” denmiş bir kez. Hatta böyle de bir şarkı var. Güle gülmek yaraşır. Aldığınız alkışların en tuhafı, en esprilisi budur herhalde. Seçim meydanlarında yuhalanmak bile bu küçük topluluğun şamarı yanında hafif kalır. Ama gülüyorsunuz. Çünkü sırtınız hâlâ pek, çünkü cebiniz hâlâ şişkin.. Adam sertlenmek, çıkışmak gerektiğini düşünerek toparlanıyor. Sesleniyor ordan birisine: “Senin ismin ne ismin?” “Ben bir vatandaşım.” “Ya öyle mi, görüşürüz!” Bizde adet olmuş, imtiyazlı ya da itibarlı birilerinin falanca devletlinin yakınıysanız sıkışık durumlarda yapışıverirsiniz birilerinin yakasına. “Adın ne senin? Yaka numaran kaç bakayım?” gibisinden. Bu da öyle. Demek istiyor ki biz arkalıyız, birçok yerde adamımız vardır, bize toslama yoksa fena olur.” Bayan ise fütursuz, ince endamı, elmacık kemiklerini daha da belirginleştiren gülücükleriyle arabasına doğru süzülüyor. Size gülmek yaraşır bayan! “İyi günler çocuklar...”
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT