BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > 27 Mayıs isyanı -l-

27 Mayıs isyanı -l-

27 Mayıs 1960 isyanının 49. yıl dönümündeyiz. 27 Mayıs isyanının temelinde; yalan, iftira, siyasî ihtiras, gaflet ve cehalet var. Alparslan Türkeş, Hindistan’daki müşavirlik görevinden Ankara’ya dönünce ziyaretine gitmiştik. Ülkemizin 27 Mayıs darbesine nasıl çekildiğini anlatırken demişti ki:



27 Mayıs 1960 isyanının 49. yıl dönümündeyiz. 27 Mayıs isyanının temelinde; yalan, iftira, siyasî ihtiras, gaflet ve cehalet var. Alparslan Türkeş, Hindistan’daki müşavirlik görevinden Ankara’ya dönünce ziyaretine gitmiştik. Ülkemizin 27 Mayıs darbesine nasıl çekildiğini anlatırken demişti ki: -”27 Mayıs sabahı, önce Ankara Radyosuna giderek malûm bildiriyi okudum. Oradan Et-Balık Kurumuna geçtim. Çünkü bize ısrarla denilmişti ki, Demokrat Parti, nümayişlere katılan üniversiteli gençleri öldürtüyor, sonra da Et-Balık Kurumu’nda hayvan yemi haline getirtiyor. Cumhurbaşkanı Celâl Bayar’ın bankalardaki hesabında 103 milyon lira parası var. 103 milyon lira, o tarihlerde, Ankara’da 250-260 daire parasıydı. O sabah Et-Balık Kurumunun depolarında bir tek insan cesedine rastlamadım. Sonra Celâl Bayar’ın bütün bankalardaki hesaplarına el koyduk. İş Bankasındaki özel kasasını açtırdık. Para-pul bulamadık. O zaman anladım ki biz, ‘komonist’lerin ve CHP teşkilatlarının yalanlarına inanarak hareket etmişiz...” DP iktidarını, silah zoruyla yıkmak için uydurulan yalanlar, en ahlâksız insanları bile utandıracak seviyesizlikteydi. Her gün fısıltı halinde deniliyordu ki: Dışişleri Bakanımız Fatin Rüştü Zorlu’nun Avrupa’daki arabası altın kaplıymış. Çünkü adam, her anlaşmada, yabancı devletlerden %10 nisbetinde rüşvet alıyormuş. Ona mister %10 diyorlarmış. “Menderes, Ardahan’ı ve Kars’ı Ruslara satmak istiyormuş.” “Cumhurbaşkanı Celâl Bayar, ‘Şu Harp Okulu öğrencilerinin hepsini trene bindirip kampa götürürken bir sabotaj düzenleyelim. Treni havaya uçurarak hepsini öldürelim!’ diyormuş...” ve daha nice kuyruklu yalanlar. Bütün bu iftiraların bir tek sebebi vardı: Halkın oylarıyla iktidar olamayan CHP’yi , askerin süngüsüyle devletin başına oturtmaktı. 1950 seçimlerinde DP 393 milletvekilliği kazanmıştı. CHP 69 milletvekilinde kalmıştı. 1954 seçimlerinde DP 488 milletvekiliyle Meclise gelmişti. CHP 30 milletvekilliğine düşmüştü. 1957 seçimlerinde DP. 424, CHP 158 milletvekili çıkarmıştı. Artık CHP için tek yol, ordu içindeki taraftarlarını tahrik ve teşvik ederek, yani bir hükûmet darbesi yaptırtarak iktidara konmaktı. CHP, işte o ihtirasla çok yanlış bir yola girdi. 27 Mayıs 1960 tarihinde, ordu içindeki CHP zihniyetli subaylar, devlete isyan ederek DP iktidarını silah zoruyla devirdiler. Cemal Gürsel’in ifadesiyle: “İsmet İnönü, gerdeğe girmek isteyen bir güveyi gibi sabırsız ve heyecanlıydı!” Yalnız, isyan hareketine katılan 38 subay içerisinde, iktidarı CHP’ye teslim etmek istemeyen 14 subay vardı. Onlar da yeni bir darbe hareketiyle Milli Birlik Komitesinden koparılarak yurt dışındaki elçiliklerimize sürülmüşlerdi. 27 Mayıs isyanı devletimize, milletimize, ordumuza huzur getirmedi. Patrona Halil ve ayak takımı 1731 yılında isyan bayrağı açarak Sadrazam Damat İbrahim Paşa’yı ve iki damadını öldürmüşlerdi. 27 Mayıs isyancıları da Başbakan Menderes’in ve iki bakanının idamını sağladılar. 1961 seçimlerinde, milletimizin CHP’yi yine iktidara getirmediğini görünce yeni darbeler yapmayı bile düşündüler...
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT