BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Işığı güneşin eseri sananlar!

Işığı güneşin eseri sananlar!

İmam-ı Gazali hazretleri buyuruyor ki: Malumdur ki güneşin sıcaklığı ile yanan bir kimse gölgeyi sevdiğinde, ister istemez gölgenin varlığını temin eden ağaçları sever. Varlık âleminde her ne varsa, Allah’ın kudretine nisbet gibidir; zira hepsi O’nun kudretinin eserleridir. Hepsinin varlığı O’nun varlığına tâbidir. Işığın güneşe, gölgenin ağaca tâbi oluşu gibi...



İmam-ı Gazali hazretleri buyuruyor ki: Malumdur ki güneşin sıcaklığı ile yanan bir kimse gölgeyi sevdiğinde, ister istemez gölgenin varlığını temin eden ağaçları sever. Varlık âleminde her ne varsa, Allah’ın kudretine nisbet gibidir; zira hepsi O’nun kudretinin eserleridir. Hepsinin varlığı O’nun varlığına tâbidir. Işığın güneşe, gölgenin ağaca tâbi oluşu gibi... Fakat bu misal, halk tabakasının anlayışlarına nisbeten doğru olabilir. Zira halk, avam tabakası ışığın güneşin eseri olduğunu hayal eder. Güneşten çıktığını, güneşle var olduğunu zanneder. Halbuki bu, şüphesiz bir yanılmadır; zira kalb erbabına, gözlerle görmekten daha açık bir şekilde keşfolunmuştur ki nûr, Allah’ın kudretinden hâsıl olmuştur. Güneşin ışığını, şeklinin sûretini ve kendisini de yaratan Allahü tealadır. Eğer insanın nefsini sevmesi zarurî ise, nefsinin varlığını önce meydana getirip sonra devam ettiren, aslında, sıfatında, zâhirinde, bâtınında cevher ve arazlarında, varlığı kendisine bağlı bulunan bir zatı da eğer o zatı bu şekilde tanımış ise ister istemez sevmesi gerekir. Kim bu sevgiden uzak ise, bu kimse nefsiyle ve şehvetleriyle meşgul olur, Rabbinden gâfil bulunduğundan yaratanını gereği gibi tanımaz, sadece şehvetlerine ve duygularının kapsamına giren şeylere bakar. O da hayvanların nimetlenmekte ve genişliğinden istifade etmekte kendisine ortak oldukları şehadet âlemidir. Melekût âlemi ise, böyle değildir. Öyle melekût âlemi ki meleklere yaklaşanlar hariç, onun yerine kimse tarafından ayak basılmaz kişi bu âlemde sıfatlarında meleklere ne derece yakınsa, o nisbette bakabilir. Hayvanların derecesine ne kadar inmişse, o nisbette mahrum olur. İnsan, bedeninin yapısı bakımından hayvanlara, ruhu tarafından meleklere benzemektedir. Ruh tarafı zayıflar ve beden tarafı kuvvetlenirse, hayvanlara yaklaşır. Hayvanlar gibi sadece yerler içerler ve çiftleşirler... İnsan, ruhunu tamamen bırakır ve sadece bedenini, nefsini düşünüp, şehvetinin peşinde koşarsa, hayvanlardan da aşağı olur. Allahü teâlâ, Kur’an-ı kerimde, “Hatta onlar, hayvanlardan daha aşağıdırlar” buyurarak, böyle kimseleri haber vermektedir. >> Tel: 0 212 - 454 38 21 www.mehmetoruc.com e-mail: mehmet.oruc@tg.com.tr
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT