BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > “İki kulak bir ağız”

“İki kulak bir ağız”

Biyoloji bilimi insanın önüne çok büyük ufuklar açabiliyor. Bitki ya da hayvanlarda tek hücreliden en üst seviyedeki canlılara kadar her kademedeki canlının gerek anatomik yapı gerekse yaşayış tarzı itibariyle yakından incelenmesi her bilim dalı için bu arada bu köşede yıllardır konu ettiğimiz yönetim bilimi için birçok ipuçları veriyor, yerine göre bire bir uygulanabilecek modeller sunuyor.



Biyoloji bilimi insanın önüne çok büyük ufuklar açabiliyor. Bitki ya da hayvanlarda tek hücreliden en üst seviyedeki canlılara kadar her kademedeki canlının gerek anatomik yapı gerekse yaşayış tarzı itibariyle yakından incelenmesi her bilim dalı için bu arada bu köşede yıllardır konu ettiğimiz yönetim bilimi için birçok ipuçları veriyor, yerine göre bire bir uygulanabilecek modeller sunuyor. Mesela insanın vücudunda bir ağız iki kulak var. Anadolu insanı bunu asırlardır ne güzel yorumlamış: “Allah insana iki kulak bir ağız vermiş, üstelik dili de iki sıra dişin ve dudağın arkasına saklamış, öyleyse iki dinle bir söyle, hatta söylemeden önce lafını dişlerinin ve dudaklarının süzgecinden geçir.” İletişim uzmanlarının üzerinde en fazla durdukları konu iyi ve etkili konuşmadan çok, dikkatli ve empatik dinlemedir. Gerçekten dinleme becerisi iletişimde büyük önem taşımaktadır. Ama dinleme “zor zenaat”tir. Dinlemenin zor olmasının bir sebebi malum. İnsan dakikada 150-200 kelime konuşabilirken, beyin dakikada 500-600 kelime işleme kapasitesine sahip, bu durum beynin boş kalan kapasitesini değerlendirmek için başka mesajlara yönlenmesine ve dinlemenin etkili yapılamamasına neden oluyor. Bu tabii bir durum ve mutlaka bir faydası var. Bir de bütün kültürlerde dinleme özürlü olmamıza sebep olan bir davranış var. Çocuklar ilk hecelerden “agu”lardan “gıgı”lardan itibaren konuşmaya büyük bir heyecanla teşvik edilirler malum. Hele ilk cümleler hele hele ilk şiirler bütün aile tarafından ayakta alkışlanır. Sonra çocukcağız işin aslını anlamak için sorgulamaya ve de sorular sormaya, bazı haklı itirazlarda bulunmaya başlayınca, etraftaki bütün insanların kızgınlıkla tehdit ederek ve de çocuğun gözüne sokarcasına parmak sallayarak ona “dinlemeyi” öğretmeye çalışmaları onu “dinleme özürlü” yapmaktadır. Şimdi anlaşıldı mı memlekette neden insanların birbirlerini niçin dinlemedikleri? Dinlemeyi öğrendikten sonra bunun “etkilisi” var “empatik” olanı var. Yanisi işimiz zor!
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT