BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Toprak reformu ve CHP

Toprak reformu ve CHP

Deniz Baykal, bugünlerde sık sık “toprak reformu”ndan bahsetmeye başladı; 50-60 senedir bahsettikleri yetmiyormuş gibi. CHP’nin “toprak reformu” çıkışları bu ülkenin başına sadece siyasi değil, sosyo-ekonomik problemler de açmıştır. “Toprak reformu yapacağız” diye bayrak açıp arkalarına taktıkları cahil cühela insanları dağ bayır dolaştırdılar... Sonunda da o kişilerin kimini hastane, kimini de hapishane müdavimi yapıp bıraktılar!..



Deniz Baykal, bugünlerde sık sık “toprak reformu”ndan bahsetmeye başladı; 50-60 senedir bahsettikleri yetmiyormuş gibi. CHP’nin “toprak reformu” çıkışları bu ülkenin başına sadece siyasi değil, sosyo-ekonomik problemler de açmıştır. “Toprak reformu yapacağız” diye bayrak açıp arkalarına taktıkları cahil cühela insanları dağ bayır dolaştırdılar... Sonunda da o kişilerin kimini hastane, kimini de hapishane müdavimi yapıp bıraktılar!.. Evet, bilhassa Güneydoğu Anadolu’da birçok aşiretin varlığı ve bu aşiretlerin geniş arazilere sahip oldukları bir gerçek. Kimine atasından kalmış. Kimine de “İstiklal Harbi”nde gösterdiği fedakârlıktan dolayı devlet tarafından verilmiş bu araziler. Hakları yani. Hadi diyelim ki, onlar sahip oldukları bu arazileri iyi işletemiyorlar ve siz, o arazileri daha verimli hale getirmek istiyorsunuz. Halka dağıtma fikrinizi de makul bir düşünce sayalım. Da.. bu iş böyle olmaz ki. Bakın size iki örnek vereyim. Sonra da nerede yanlış yaptığınızı söyleyeyim. Rusya mesela. Bu ülkenin komünizmden kapitalizme geçiş öyküsünü hiç düşündünüz mü? Koskoca Sovyetler Birliği yıkıldı ve kısa süre içinde kapitalist sistem şıkır şıkır işledi o ülkede? Nasıl oldu bu? Sovyetler Birliği döneminde KGB ne derse o oluyordu. Böylesine güçlü bir KGB’ye rağmen “komünist” Sovyetler Birliği yıkıldı ve onun yerine “kapitalist” Rusya Federasyonu kuruldu. Nasıl oldu da oldu bu? Devrimi yapanlar işin püf noktasını biliyordu da öyle oldu. KGB hiyerarşisini bozmadılar yani. Kamu şirketlerini, büyükten küçüğe doğru sıralayıp bu hiyerarşiye göre onlara dağıttılar. Tek bir şartları vardı: “Bu işletmeleri işletin ve istihdam ettiğiniz insanların maaşını ödeyin.” Gazprom başta olmak üzere verdiler bu şirketlerin işletme haklarını. KGB üyesi olarak burnundan kıl aldırmayan o kelli felli adamlar, bir günde milyar veya milyon dolarlık servetlerin sahibi olduklarını görünce, güle oynaya “evet” deyiverdiler bu yeni rejime... İkinci örneğim ise şu: Rusya’da yaşayan 500 bin Rus Yahudi İsrail’e göç etti. İsrail onlara, “Liberal bir ülkeye geldiniz. Komünist alışkanlıklarınızı unutun!” demedi. Komünist rejimde nasıl çalışıp yaşamışlarsa, aynı imkanları sağladı onlara. Sovyetler Birliği’ndeki kolhoz sistemini harfiyen uyguladılar. Sonradan sonraya o insanlar kendilerini yeni rejime adapte etti tabii ama hiç baskı görmediler bu hususta. Bu iki örneği şunun için verdim. Değişim zorlama ve baskıyla olmaz. Olanından da sonuç alınmaz. Rusya Federasyonu’nu kuranlar KGB’yi karşılarına almış olsaydı; bugünkü rejim olur muydu hiç? Bunu bilen reformcular, KGB’yi karşısına almak yerine yanına aldı ve bitirdi işi. Türkiye’de ne oldu? Reform yapmak isteyen o malum “CHP kafası”, aşiret reislerine “Ağa” dedi ve onları horladı. O yetmiyormuş gibi onları zalim insanlarmış gibi lanse etti. Ağanın yanındaki insanlar “ezilmiş”, ağanın kendisi ise “ezen” oldu. İşin içinden çıkamadılar tabii. Keşke, orada kalsaydı. Toplum ikiye ayrıldı ve “ezen”-“ezilen” edebiyatı yapa yapa ülke bölünme noktasına getirildi! Halbuki, aşiret reisinin ekonomik statüsünü koruyan bir sistem olmuş olsaydı, Türkiye bugüne kadar “toprak reformu”nu gerçekleştiren ve barış içinde yaşayan bir Türkiye olurdu.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT