BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Roman bitmedi

Roman bitmedi

2003 yılındaki Nobel’in, Türk dilini en iyi kullanan yazara verileceğini ve başladığı üç romanı ile ipi göğüsleyecek yazarın kendisi olacağını belirten Tahir Kutsi Makal, “Hedefim Nobel Ödülü!” dedi



Tahir Kutsi Makal, edebiyatın şiir, hikâye, roman, deneme, araştırma türlerinde eser veren bir şair ve yazarımız. Edebiyatçı kimliği kadar gazeteci yönü ile de tanınan Makal ile sanat merkezli bir konuşma yaptık: Edebiyatın değişik türlerinde eser vermenize rağmen sanırım şiirin gönlünüzde farklı bir yeri var. Son şiir kitabınız “Öpkü” ikinci baskısını yaptı. Şiir maceranızı anlatır mısınız? MAKAL: 1953’te, İstanbul’un fethinin 500. yıldönümünde “Doğan Kardeş” dergisi yarışma açtı. Binlerce gençle birlikte ben de katıldım. “İstanbul Sevdalısı” şiirim birincilik kazandı. Ödül 50 lira idi. Şiir benim için bir tutkudur. Şiirler ve türküler yaşama sevincimdir. Şiirden kopmadım. Şiir yayınlamadığım, yazmadığım yıllarda şiir gibi düzyazılar yazdım. Çok şiir okumayan, şiir yazmamış olan edebiyatçı başarılı olamaz. Benim şiirim herhangi bir akıma, ekole bağlı değildir. Şiirimde, yazılarımda folklordan, özellikle halk edebiyatımızdan istifade ederim. EDEBİYATIMIZ ZENGİN “Meydan Dayağı” ve “Kamyon” isimli romanlarınız geniş çevreler tarafından büyük ilgi görmesine rağmen romana bir daha dönmediniz, niçin? MAKAL: Her iki romanım, büyük birikimler sonucu ortaya konulmuştur. Roman, uzun soluk, birikim ve yazmak için geniş zaman ister. Duygu ve düşünce yoğunluğunun dağılmayacağı zamanı yakalamaya çalışıyorum. Yoksa, roman bitmiş değil Tahir Kutsi’de. “Delitay” ve “Karadon” adlı hikâye kitaplarınız da yayınlandı. Hikâye ve romanın bizde geleneksel altyapıları konusunda zaman zaman tartışmalar yapılıyor. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? MAKAL: Yugoslavya’nın büyük şairi 90 yaşında ölen Deserika Maksimoviç, “Türk edebiyatı zengin bir edebiyattır, çünkü geleneği olan edebiyattır” diyor. Türk edebiyatı masaldan gelir, hikâyeden, destandan, efsaneden, şiirden başlar. Onun için köklü ve zengin bir edebiyat geleneğine bağlıyız. Kerem ile Aslı, Arzu ile Kamber,Tahir ile Zühre, Leyla ile Mecnun, Ferhat ile Şirin gibi halk hikâyelerimiz var. Battalgazi Destanı, Köroğlu Destanı gibi ölümsüz destanlarımız var. Sözlü edebiyat geleneğimizin ürünü olan bu eserler bizim hikâye ve roman geleneğimizin başlangıcı sayılmalıdır. Bugünkü hikâye ve roman anlayışı Batı’dan gelmiştir amma, iyi bilmek gerek, bilincine varmak gerek; Türk edebiyatı geleneği olan edebiyattır, zenginlik bundan kaynaklanır. Size büyük ödüller kazandıran Anadolu röportajları ve köy yazılarına “asıl eserlerim” dediniz. Bu kitapların çok ilgi görmesinin sebepleri nelerdir? MAKAL: Ben Babıali’ye geldiğimde, “röportaj” gelişigüzel mülâkat veya kuru tasvir şeklinde idi. Ben değişik bir hava, basın hayatına tazen kan getirdim. Değişik bakış açısı ve uslüp getirdim. Halka ve sorunlarına cam gözle değil can gözle baktım ve yansıttım. Röportajda anlatıma şiir, musiki havası getirdim. Yaşar Kemal, Fikret Otyam, Halit Çapın, Necmi Onur gibi yazarların öncüsü oldum. Onlar da benim gibi yazmaya başladılar. Büyük usta Falih Rıfkı Atay, “Dünya”daki yazılarımı okudukça, Bedii Faik’e, Adnan Benk’e, Sami Karaören’e “Bu çocuğa sahip çıkın” diye tembihliyordu. Babıali’ye fırtına gibi girdim ve her yıl ödüller kazandım. En büyük gazetecilik ödülünü aldım, Avrupa’yı gezme imkânıydı bu... Köyden şehre akın konusuna “içgöz” sözcüğünü kullanarak ilk ben ele aldım. “İçgöç”, “Acı Yol” kitaplarımın ayrı bir önemi ve değeri vardır. COŞKUN PINAR Türkiye’de son yıllarda halk türkülerine gösterilen büyük ilginin temelinde ne yatıyor? MAKAL: Akıl için yol birdir, denilmiştir. Bilim adamları da, sanat adamları da halkın, şiirinin, musıkisinin gücünün büyük olduğu noktasında birleşmişlerdir. Türk Milleti var oldukça halk şiiri de, türküsü de ölmez. Bu, kurumak bilmeyen bir pınardır. Son zamanlardaki gelişmeden hoşbahtım. Halk edebiyatı, folklor pınarından su içmemiş romancıları, şairleri, öykücüleri görüyorsunuz. Şişirme ile şöhret oluyorlar, okunmuyorlar.. Kitapları propaganda ile satılıyor fakat okunamıyor... Ben büyük iddialar taşıyan biri değilim. Benim anılarım yeni şeyler ortaya çıkarmaz. Büyük adam pozu takınmam... Bir anı-roman üzerine çalışıyorum. Yıl sonuna doğru günyüzü görecektir. NOBEL’İ ALACAĞIM! Önümüzdeki dönemde hangi eserlerinizi okuyacağız? MAKAL: Bu yakında, bazı bildirilerimi içeren bir kitabım çıkıyor. Üç roman da tezgâhtadır. İkisi bu yıl çıkacak. Üçüncüsü 2001 yılında yayınlanacak. 2003 yılında da Nobel Edebiyat Ödülü’nü almayı hedefliyorum. Değişik ve orijinal konusu, zenginlikli dili ve anlatımı ile romanım, evrensel boyutlu olacaktır. 2003 yılında Nobel, zengin Türk dilini en iyi kullanan yazarın olacaktır.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT