BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Çaresizliğin bunalımı içinde kıvranıyordu

Çaresizliğin bunalımı içinde kıvranıyordu

Yaşar sabah erkenden kalktı. Heyecandan yerinde duramadığı her halinden belli oluyordu. Kendisinden önce uyanıp bebeğinin mamasını hazırlayan Hacer’e döndü:



Yaşar sabah erkenden kalktı. Heyecandan yerinde duramadığı her halinden belli oluyordu. Kendisinden önce uyanıp bebeğinin mamasını hazırlayan Hacer’e döndü: - Acele et kadın, güzelce giydir şunu, nesi var nesi yok doldur bir torbaya... Hacer boğazına düğümlenen hıçkırıklara engel olmak için çabalarken elleri titreyerek küçük kızını belki de son defa emzirdi. Gözleri artık biriken yaşlardan bulanık görüyordu. Bebeğinin temizliğini de yaptıktan sonra komşuların verdiği en yeni zıbınını giydirdi. Elleriyle ördüğü pembe hırkasını da giydirdikten sonra patiklerini taktı. Hazırdı minik Nalân. Hacer yavrusunun kokusunu yüreğinde hissediyordu. Onun yumuşacık yanaklarını öptü bir kez daha. Usulca fısıldadı: - Sahip çıkamadım bir tanem sana, Allah bahtını açık etsin. Ne diyeyim, bir gün neler olduğunu öğrenirsen ne olur beni yargılama. Senin için belki bu daha iyi. Bahtın açık, gönlün temiz olsun yavrum. Güle güle... Kucakladığı bebeğini Yaşar’a uzattı: - Al götür, çabuk götür... Yaşar bebeği kaptığı gibi çıktı dışarıya. Hızlı adımlarla caddeye kadar indi, oradan bir taksiye atladı ve adliyeye çekmesini söyledi. Evde kalan Hacer ise kırık camlı penceresinden baktı onlar giderken. Artık yağmur gibi dökülüyordu gözyaşları. Bir el var kuvvetiyle bütün iç organlarını sıkıyor, omuzlarında sanki bütün dünyanın ağırlığını taşıyordu. Çaresizliğin bunalımı içinde kıvranıyordu. Yaşar gözden kaybolana kadar baktı arkalarından. Sonra âdeta yığıldı sedirin üzerine. Kapandı ve sarsıla sarsıla ağlamaya başladı. Hakan ise şaşkın bir şekilde annesinin başını okşuyordu. - Ağlama anne... Ne olur ağlama... Hakan da ağlamaya başlamıştı. Son bir kuvvetle sarıldı oğluna, sımsıkı bastı bağrına onu: - Bebeğim gitti oğlum, güzel kardeşin gitti, bir daha görmeyeceğiz onu. Artık küçük Nalân’ımız yok Hakan’ım... Birbirlerine kenetlenmiş bir şekilde sedirin üzerinde kaldılar. Kesik kesik nefes alıyor ve ileri geri sallanıyordu Hacer. Bundan sonra artık hiçbir şey önemli değildi onun için. Yaşama gayesi olan yavrularından birini yitirmişti. Kendine telkin etmeye başladı: “Üzülme Hacer, belki yavrun için en iyisi bu. Burada kalsaydı benden farklı olmayacaktı. Yavrunun hasretine onun iyiliği için dayanmalısın...” Yaşar’ın çok kısa olarak verdiği bilgilerden yavrusunun bundan sonra nasıl bir yerde yaşayacağı konusunda kendince fikirler yürütüyor, yine de kocasına olan güvensizliği sebebiyle tereddütler içinde çırpınıyordu. Sedirin üzerinde ne kadar kaldığını bilmiyordu. Bir ara kendini toparlayıp baktığında Hakan’ın kucağında uyuyakalmış olduğunu fark etti... DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT