BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > ERGENEKON GERÇEĞİ

ERGENEKON GERÇEĞİ

Son yıllarda sıklıkla zikredilen “Ergenekon” tabiri, Türk milletinin büyük göçünü ifade eder. Modern Türk edebiyatında Ergenekon’a tıkılmak, Türk milletinin sıkıntıya, dara düşmesi, Ergenekon’dan çıkmak da, Türk’ün kurtuluşu, yücelişi mecâzî anlamlarında kullanılmıştır



Son yıllarda sıklıkla zikredilen “Ergenekon” tabiri, Türk milletinin büyük göçünü ifade eder. Modern Türk edebiyatında Ergenekon’a tıkılmak, Türk milletinin sıkıntıya, dara düşmesi, Ergenekon’dan çıkmak da, Türk’ün kurtuluşu, yücelişi mecâzî anlamlarında kullanılmıştır Ergenekon, hiçbir dönemde olmadığı kadar ün kazandı. Duyan kalmadı. Ne mene şey olduğunu, ne olmadığını, anlamını bilenler ise inanılmayacak derecede az. Bana sorulanlardan anlıyorum. Efendim şöyle: Ergenekon, bir coğrafya ismi, dağlar arasında bir vâdinin adıdır. Tam nerede bulunduğunu coğrafyacılar henüz araştırmadılar. Şimdilik Çin’in Şansi eyaletinin batısından kuzey-batıya doğru 2.200 kilometre ötede başlayan Altay dağlarında bulunduğu kesindir. Bu Ergenekon vâdisinde ne oldu? DESTAN SANILIYOR Bir Türk uruğu, M.S. 439 yılından 535’e kadar 96 yıl Ergenekon vâdisinde yaşadı. Kendilerine Kök Türük diyen, Hun kavminden, Çinliler’in T’u-kü-e (Tukyu) dedikleri bu uruk, Çin’in Şansi eyaletinin batı bölgesinde yaşıyordu. Başlarında Aşına Sülâlesi’nden, yani Mete’nin Hun hanedanından inen hükümdarları vardı. Çin imparatoru (424-451) Tay-vy, Tsiu-kiu-şi aşîretini kılıçtan geçirdi. Yalnız 500 kadar aile, Altay Dağlarına can atıp, Ergenekon adındaki çok kapalı bir vâdiye sığınıp Çinliler’den kurtulabildi. Bu olay, bir Türk destânı sanılıyordu. Tarihçi olmayanlarımız hâlâ destan sanıyorlar. Ancak yukarıda özetlediğim olayı, zamanında yazılmış Pien-i-tien adlı Çin vak’anüvis kroniğinden, Fransız sinologu Stanislas Julien, aynen Fransızca’ya tercüme etti: Documents Historiques sur les Tou-kious (Turcs), Journal Asiatique, 1864, VI. Seri, III, s.348-9, Çince’den tercümenin tamamı: JA, III, 325-67, 490-549, IV, 200-42, 391-430, 453-77. Kök Türük ve sonraki telaffuzla Gök-Türk, semâvî (ilâhî) Türk demektir. Bahis konusu Hun boyu, kendilerine böyle diyorlardı. Cihan imparatorluğu kurup Japon Denizi ile Kırım arasındaki bütün Kuzey Asya’ya egemen olunca, Göktürk adı, bütün Türkçe konuşanlara verildi. Türük kelimesi zamanla Türk diye telaffuz edildi. Göktürkler’den önce Türkçe konuşan her kavmin ayrı adı vardı (Uygur, Hun, Kanklı, Tabgaç vs). Tarihçiler bugün Göktürkler’i, Osmanlılar’ın gerçek atası, öncüsü, mürşîdi olarak değerlendiriyor, çok Avrupalı tarihçi Göktürkler’den Osmanlılar’a tabirini kullanıyor. ERGENEKON’A TIKILMAK! Türkler’i Ergenekon’a götürüp yerleştiren Mete hânedânından Göktürk prensi Bilge Şad, bunun oğlu Tavu Yabgu, bunun oğlu Bumın Kağan’dır. Bumın Han, bütün Türk tarihine yön vermiş bir şahsiyet sayılır ki, Ergenekon’dan çıkardığı Göktürkler’i, kardeşi İstemi Han’la beraber cihan imparatorluğu sahibi yapmıştır. Ergenekon, Türk milletinin exodus’u, hurûc’udur. Modern Türk edebiyatında Ergenekon’a tıkılmak, Türk milletinin sıkıntıya, dara düşmesi, Ergenekon’dan çıkmak, Türk’ün kurtuluşu, yücelişi mecâzî anlamlarında, bilhassa 1919’da Anadolu’nun işgali ve 1922’de kurtuluşumuz için kullanılmıştır. Göktürkler, Ergenekon vâdisinde, dağ yamaçlarında demir madeni buldular. Bu madeni işlettiler. Silâhlarını yaptılar. Türk Hâkanı’nın demir örs’e çekiç vurması, Türk’ün haksızlığa, zulme baş kaldırmasının sembolü kabûl edilmiştir. 16. asırda bile Pîr Sultân Abdâl, Örse çekiç vurmaya geldim mısrası ile, Osmanlı’yı Safevî Şâhı’na tâbî kılmak için ayaklandırmak mânâsını vurgulamıştır. Örse çekiç vurarak Göktürkler, Çinliler’e ve bütün Kuzey Asya kavimlerine baş eğdiren kılıçlar, yaylar, oklar, hançerler, topuzlar yapmışlardır. Göktürk Büyük Hâkanlık Hânedânı, Bumın’dan başlayarak 15 dehâ sahibi hükümdar ve prens (bu arada İlbilge Hâtûn) yetiştiren, İslâm öncesi Türk Tarihi’nin en seçkin hânedânıdır. İslâm Öncesi Türk tarihinin Osmanoğulları’dır. Göktürk Kitâbeleri (Yazıtları) dediğimiz Türk edebiyatının ilk büyük şâheserinin yazarı Yollu Tekin (Yulığ Tegin), bu yazıtlardan biz Oğuz Türkleri’ne seslenen Bilge Kağan, Türk kahramanlığının sembolü hâline gelen, Göktürkler’in Oruç Reîs’i Kür Şad, bu yüce hânedânın üyeleri arasındadır. KAÇ ASIR GEÇTİ Doğu Göktürkler, Çin’le mücadele ettiler. Batı Göktürkler ise, Doğu Roma (Bizans) ile dostluk kurup, Sâsânî İran’la savaştılar ve eski Tûrân-İrân mücadelesini sürdürdüler. Kırım’ı alıp Karadeniz’e çıktılar. Akdeniz’e erişemediler. Ancak mensup bulundukları Oğuz Türkleri, Göktürkler’den sonra gene Mete’den inen Karahanlılar döneminde 921 yılında Sünnî-Hanefî-Mâtürîdî İslâm’ı, Büyük Türk Hâkanlığı’nın resmî dini kabûl ettiler. Eski Türk medeniyetinden Akdeniz medeniyetine geçmiş olduk. 1074 yılında Türkiye Devleti’ni kurduk. Hem de taht şehri olarak İznik’i seçerek... Ergenekon’dan Çıkışımız’ın (535) üzerinden beş buçuk asır geçmişti... Kitaplar Arasında... > Sâmiha Ayverdi, Paşa Hanım, S. Ayverdi Külliyâtı cilt 40, Kubbealtı Yayınları, İst. 2009, 312 s. Bu cilt, büyük yazarın derin bir kültür ve enfes bir Türkçe ile kaleme aldığı birbirinden ilgi çekici bir kısım makalelerini içeriyor. > MURADİYE, eğitim, kültür, san’at, tarih dergisi, 16. sayısı çıktı, Ankara 2009, Maraş A.Ş., sahibi Hayrullah Karakuş, yazı işleri müdürü Hüseyin Dağlı, genel yayın yönetmeni Pervin Ayşe Yaşa, her sayı 100 büyük boy sayfa, ağır renkli papya kuşe, bol resimli, yazıların çoğu profesörlerin kaleminden çıkmış millî kültür dergisi.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT