BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Bazen biri eksilir ve bütün dünya boşalır

Bazen biri eksilir ve bütün dünya boşalır

Şartlar onları altı yıldır birlikte yürüdükleri mutlu yolun keskin bir makas ağzı gibi çatallı kavşak noktasına getirmişti. Biri sağa, biri sola savrulacaktı. Taa başında adamın dediği gibi vedalaştılar.



Şartlar onları altı yıldır birlikte yürüdükleri mutlu yolun keskin bir makas ağzı gibi çatallı kavşak noktasına getirmişti. Biri sağa, biri sola savrulacaktı. Taa başında adamın dediği gibi vedalaştılar. Birbirlerini bulduklarında, bütün tabiatın dikensiz gül bahçesi olduğu o coşkulu günlerinde adam, “Bir gün ayrılmaya karar verirsen bunu sessiz sedasız yapmanı isterim. Hiçbir veda sözü söylemeden, hatta hiç ayrılık kararından bahsetmeden kayıplara karışmanı tercih ederim.” “Ağzından yel alsın, bu kadar mutlu olduğumuz bir zamanda söylediğin sözlere bak. Ay lütfen!” diyerek susturmuştu kız... Ama işte adamın altı yıl önce “her ihtimale karşılık” söylediği şey, bugün gerçek oluyordu. Bir daha hiç görüşmeyeceklerini ikisi de bildiği halde, yarın buluşacaklarmış gibi, “Hadi görüşürüz” diyerek arabadan inen kızın arkasından, “Görüşürüz” diye seslendi adam... *** Ertesi gün, hafta sonuydu. Adam uykudan uyanıp evinden dışarı çıktığında Alphonse de Lamartine’e hak verdi; “Bazen bir kişi eksildiğinde bütün dünya boşalmış gibi gelir insana” diyen adama... Gerçekten de dünyadaki bütün tanıdıklarını bir anda kaybetmiş gibi kendisini koca kentte, koca dünyada yapayalnız hissetti. Ne yapacağını bilemedi. Sudan çıkmış balık gibiydi. Kendisinin de sonradan şaşıracağı gibi, bilmeden, karar vermeden, planlamadan, otomobiliyle gelip bir restoranın önünde durduğunu fark etti. Burası, orasıydı. Büyük aşkı ile bir cumartesi öğle saatinde ilk kez tanıştıkları ve o günden sonra her hafta cumartesileri mutlaka öğle yemeklerini yedikleri restoranın önündeydi. “Burayı çok seviyorum. Annemin yemeklerinin tadı var burada” demişti sevgilisi... *** Adam restorana girmeden önce, eski günlerin kalbini sızlatan hayallerine dalıp ağlamamak ve dikkatini dağıtmak için birkaç gazete satın aldı. Dünkü ayrılış sahnesi net olarak gözünün önündeydi; kız arkadaşı “Hadi görüşürüz” derken bir gurur maskesi olarak yüzüne tebessüm yerleştirmişti ama tam arkasını dönerken o maskenin hızla eriyip altından acıklı bir hüzün ifadesinin çıktığını seçebilmişti. Geniş kapıdan girerken garsonlar “Yenge gelecek mi?” diye sorarsa vereceği cevabı düşündü. “Öldü desem... Yok canım, tövbe tövbe.... Yurt dışında demek en iyisi... Belki de kimsenin dikkatini bile çekmez. Tamam, yurt dışında.” - Hoş gediniz. Garson “Hoş bulduk”u beklemeden ortadan kaybolmuştu. Geniş salonu geçip, iki basamakla inilen ve denizi gören bölüme ilerledi. Altı yıllık huzuruna, coşkusuna, mutluluğuna ve yaşama sevincine şahitlik eden masaya yaklaştı. Masada, elit bir restorandan ziyade, bir kır kahvesinde oturur gibi, bıyıklı ve iri yapılı bir adamın beline kollarını dolamış, kafasını adamın omzuna koymuş dalgın dalgın denize bakan eski sevgilisini görünce hızla geri dönüp, suçlu gibi, gazete ile kafasını saklayarak koşar adım çıktı restorandan... Şuursuz adımlar onu aşk acısının yürek sızlatan burgusundan, vefasızlığın ve saygısızlığın beslediği nefrete doğru taşıdı aynı zamanda...
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT