BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ekonomi laiklik için tehlike midir?!.

Ekonomi laiklik için tehlike midir?!.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya’ya kalırsa öyle oluyor... Yani onun ifadesi ile, “Muhafazakâr partiler öne çıktıkça, ekonomik büyümeye daha çok vurgu yapılmak suretiyle, laikliğin gündemden düşürüldüğü görülmektedir...” Yalçınkaya Yargıtay Onur Günü dolayısıyla yaptığı konuşmada böyle şeyler söyledi. Mesela dedi ki; “Siyasi çevrelerin politik çıkarlara dayalı beyanları, Anayasada yazılı güçler ayrılığı ilkesine aykırıdır...” Nereden bakarsanız sorunlu ve yanlış değerlendirmeler.



Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya’ya kalırsa öyle oluyor... Yani onun ifadesi ile, “Muhafazakâr partiler öne çıktıkça, ekonomik büyümeye daha çok vurgu yapılmak suretiyle, laikliğin gündemden düşürüldüğü görülmektedir...” Yalçınkaya Yargıtay Onur Günü dolayısıyla yaptığı konuşmada böyle şeyler söyledi. Mesela dedi ki; “Siyasi çevrelerin politik çıkarlara dayalı beyanları, Anayasada yazılı güçler ayrılığı ilkesine aykırıdır...” Nereden bakarsanız sorunlu ve yanlış değerlendirmeler. Türkiye’de bu minval üzere düşünen elitlerin sayısı, hayli azalsa da sesleri hâlâ yüksek çıkıyor. Mesela 1950’den bu yana yapılan bütün seçimlerin sonuçlarının, bir karşı devrim olduğunu iddia eden kafalar var... Yani çok partili siyasi hayatın hüküm sürmesi ve halkın oylarıyla siyasi iktidarların belirlenmesi, tek parti düzenine; daha açıkçası halkın iradesinin hiçbir şekilde kale alınmadığı otoriter rejim hesabına, karşı devrim sayılıyor. Ve bu görüşler 21. yüzyılda seslendiriliyor iyi mi? Bir toplumdaki temel değişim ve modernleşmenin göstergesi, ekonomik gelişme ve zenginleşme olduğu halde, bu zihniyetin mensupları, “ekonomiye öncelik vermek kısmi karşı devrimdir...” diye absürdlükler yapabiliyor. Zira bu zihniyete göre, halkın ne yiyip içtiği önemli değil. Çünkü onlara göre halk önemli değil. Önemli olan, seçkinlerin ülke idaresini ne pahasına olursa olsun, ellerinde tutması! Tabiatıyla böyle bir zihniyetin gelişmiş dünyada hiçbir kıymeti harbiyesi yok. Esasen bizim memleketimizde de dibe vurmuş durumda... Fakat bu çağ dışı görüşleri, üstelik ilericilik adına seslendiren ve adına “elitist-seçkin” denilen zümrenin hali de ortada. Prof. Füsun Üstel ve Doç Birol Caymaz’ın yaptığı sosyolojik bir araştırma, bugünlerde medyada çokça tartışılıyor. Orada verilen örnekler gerçekten çok düşündürücü... Meşhur ve pahalı okullarda okumuş, hali vakti yerinde birçok kişinin topluma ve kendileri gibi düşünmeyen bireylere, ne kadar şaşı baktıkları ibretle görülüyor. Varsın onlar şaşı bakmaya devam etsinler. Kervan yürüyor... Onların bildiğinin ve inandığının tersine, ülke geriye gitmiyor, bilakis hızla ilerliyor. Onların paniklemesi, görüşlerinin artık geçerli olmadığını görmekten kaynaklanıyor. Tepeden inmecilik devri de kapandığına göre, ellerinde muhayyel tehdit ve tehlikeleri pompalayarak sonuç alma imkanı da yok artık. Bunlar elli yıl boyunca demokrasi dışı yollardan müdahale ile, devleti kontrol etme çabalarını sürdürdüler. Askerî müdahalelerin yetişmediği noktalarda, hukuki mekanizmaları istismar ederek aynı neticeyi almaya yeltendiler. Sonuçta hep halkın iradesine tosladılar!.. Bugüne kadar çevrilen dolapların perde arkası neredeyse bütünüyle gün ışığına çıkmış durumda. Hâlâ korkutma-sindirme yöntemlerini deniyorlar ama, artık eskisi kadar toplumu provoke edemiyorlar. Çünkü toplumun demokrasi bilinci gün be gün yükseliyor. Elitistler bundan fena halde rahatsız ama, durum aynen böyle. Yani endişeye mahal yok...
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT