BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Camgüzeli

Camgüzeli

Ecnebi aksiyon filmlerinde tek başına kırk kişiyi döven, üç yüz kat büyütülmüş canavarı tam da şehri yok edecekken alt eden kahramanlar ağız açık seyredilir. Ama iş bizim Yeşilçam’ın Malkoçoğlu’na, Battal Gazi’sine gelince komik bulunur gülünür...



Ecnebi aksiyon filmlerinde tek başına kırk kişiyi döven, üç yüz kat büyütülmüş canavarı tam da şehri yok edecekken alt eden kahramanlar ağız açık seyredilir. Ama iş bizim Yeşilçam’ın Malkoçoğlu’na, Battal Gazi’sine gelince komik bulunur gülünür... Komik mi? Abartı mı? Haaayır... Malkoçoğlu on kaplan gücündedir! Surlardan o derece mükemmel atlar. “Huleeannn” dedi miydi yetmiş kişiyi -hiyaaa, fiyoo, kufaaa!- zeybek edasıyla döne döne tekme kılıç telef edebilir. Kale burçlarına tırmandığı en savunmasız halinde bile, düzinesiyle Bizans askerini halledebilen cengâver gerçektir. ‘Gerçekliğinin’ ispatı da torunlarıdır! Kaldırın kafanızı bakın camlara, dokuzuncu katta tek eliyle pencere kasasına asılmış canhıraş cam silen kadınlara! Yükseklik fobisi olan kadın bile iş temizliğe, hijyene, hele hele de ‘cam silmeye’ gelince direkt Malkoçoğlu’na dönüşür; “Allah Allah” nidalarıyla fırlar pencereye. Aşırı kilo, kat sayısı, düşme riski, ters rüzgâr etkisi vız gelir tırıs gider, kulaklardan adrenalin fışkırıyor!.. O, en uç köşede kalmış kiri de silmek için “örümcekadam” da dâhil bilcümle süper kahramana taş çıkartır, uzanıııır siler! Romen jimnastikçilerden daha elastik figürler, ip cambazlarından beter el-göz-kol-bacak koordinasyonu... ‘İstese atom mühendisi bile olabilirdi’ edasıyla derim ki; aslında biraz üstünde durulsa olimpiyatlarda jimnastik madalyalarını dizebilir. Dilini burnuna değdirebilir mi orasını bilemem... Kale surlarını sıçrayarak geçen akıncının torunu silahlarını kuşanır; kova, su, deterjan, sirke, ‘kabasını alma’ bezi, temizleme bezi, kurulama bezi, spatula (kuş, sinek bişeyler yaptıysa), jilet (badana artıklarına) ve karşıdan izleyecek komşu insanı. Ha, bez değişiminde yardımcı olacak bir co-pilot da olsa fena olmaz. Bir ayak iç denizlikte, diğer ayak dıştakinde. Kafa kâh içeride kâh dışarıda. Beden tamamen pencere dışında pervazda devam eden akrobasi manevraları, kurulama aşamasındaki kuş benzeri seslerle (‘vuik vuik’ şeklinde olup temizliğe delalettir) son bulur. “Bisiklete binmek gibi düşe kalka öğrenilmeyeceği aşikâr olan bu riskli hüner, gen havuzunun cüzi bir sızıntısızdır” diyor, tezimi çürütmeye niyetlenenlere ‘cam sildikleri gün yağmur yağmasını’ diliyorum... >> Ni­nem diyor ki: Otu çeker kökün bakarlar.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 103235
    % 2.07
  • 4.7171
    % 0.01
  • 5.5018
    % -0.57
  • 6.2889
    % -0.17
  • 197.827
    % 0.14
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT