BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Korumaya alınan tabiat alanlarımız

Korumaya alınan tabiat alanlarımız

Dünyada sadece Türkiye’de yetişen Kasnak Meşesi’nden tutun da, hâlâ cıvıl cıvıl olan onlarca kuş cennetlerimize ve bir zamanlar leoparların yaşadığı Dilek Yarımadası’na kadar birçok biyolojik zenginliğimiz bulunmaktadır...



Ediz Hun’la Yeşil Sayfa Dünyada sadece Türkiye’de yetişen Kasnak Meşesi’nden tutun da, hâlâ cıvıl cıvıl olan onlarca kuş cennetlerimize ve bir zamanlar leoparların yaşadığı Dilek Yarımadası’na kadar birçok biyolojik zenginliğimiz bulunmaktadır... Sevgili okurlar, “Biyosfer”, çeşitli bölgeleriyle tüm canlıların yaşam alanlarını sembolize eden, dünyamızın bilimsel tanımıdır. Diğer bir ifadeyle, “Yaşayan Dünyamız” da diyebiliriz. “Biyosfer Rezervleri” dünya çapında ekolojik yönden önem taşıyan bölgeleri korumak ve devamlılığını sağlamak üzere Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Kuruluşu (UNESCO) tarafından koordine edilen Koruma Alanlarıdır. Bu sistemler, bilim ve eğitim bakımından önem taşıyan, nadir tür ve bölgesel yaşam örnekleri sergileyen çok özel tabiat alanlarıdır. KUŞ CENNETLERİ BAŞI ÇEKİYOR Ülkemizden birkaç örneği siz değerli okurlarımızla paylaşmak isterim: >> Kayseri ili sınırları içinde bulunan “Sultan Sazlığı Sulak Alanı” bir biyosfer rezervi olarak çeşitli canlıları içinde barındıran çok önemli bir yaşam alanıdır. Çeşitli kuş türleri, sürüngenler, balık ve diğer canlı türleriyle fizyolojik döngüye sahip Sultan Sazlığı’nı, gelecek nesillere koruyarak aktarabilmek için çaba sarf etmeliyiz. Bu ekosistemler, toprak-su dengesi açısından, erozyona engel olma ve hidrolojik dolaşımı dengeleme gibi işlevleri bakımından da çok önemli biyorezervlerdir. Aynı zamanda içlerinde barındırdıkları çeşitli bitkiler, fotosentezle yüksek düzeyde oksijen üretir. >> Ülkemizde bu başlık altında tanımlayabileceğimiz diğer bir alan da “Bandırma-Manyas Kuş Cenneti” Milli Park’ıdır. Bu iki örnek de tür çeşitliliği ve yoğunluğu açısından koruma altına alınmış önemli rezervlerdir. Bu alanların korunması, geniş anlamda gelecekteki bilimsel çalışmaların verimliliği açısından önem taşımaktadır. Ayrıca, okul çağındaki gençlerimizin doğa sevgisiyle yetişebilmeleri bakımından bu iki örnek ve diğer koruma alanlarını tanıtan belgesel filmler ekolojik açıdan bilinçlenmemize büyük katkı sağlayacaktır. BİYOGENETİK REZERVLER Nesli tükenmekte olan, ayrıca genetik özellikleri bakımından nadir bulunan çeşitli canlıların gelecekte yaşamlarını sürdürebilmeleri için ayrılmış özel alanlar için kullanılmakta olan bir tanımlamadır. Genel olarak, bilim ve eğitim bakımından önem taşıyan ender yaşam türlerini barındıran ekosistemlere “biyogenetik rezerv alanları” ismi veriliyor. Bu alanların korunmaları bütün dünyada yasalarla güvence altına alınmıştır. Bu koruma sistemi ilk olarak 1973 yılında Viyana’da Avrupa Çevre Bakanları Konferansında kararlaştırılmış ve 1976 yılında uygulanmaya alınmıştır. Bu rezervlerin ayrılmasında şu amaçlar dikkate alınmıştır: - Tipik ve nadir ekosistemlerin ve içlerindeki genetik çeşitliliğin sürekliliğini korumayı sağlamak - Yeni genetik değişimlerin ortaya çıkmasına zemin hazırlamak - Biyogenetik araştırmalara ortam hazırlamak Bir alanın biyogenetik rezerv olarak tanımlanabilmesi için, o ekosistemin fiziksel yaşam mekanının (biyotop) ve içindeki canlılar toplumunun (biyoson) tehlikeye girmiş olması, ayrıca çok nadir canlıları barındırması gerekmektedir. BUNLAR SADECE BİZDE VAR Değerli çevre dostları, ülkemizden size birkaç örnek vermek istiyorum: - Urfa-Birecik Kelaynak Kuşları Biyogenetik Rezerv Alanı: Dünya çapında tehlike altında bulunan bu kuş türü (geronticus sp.) 1978 yılında 3200 hektarlık bir alanda koruma altına alınmış ve günümüzdeki başarılı çalışmalarla neslinin tükenmesinin önüne geçilmiştir. >> Muğla-Köyceğiz Sığla (Günlük Ağacı) Ormanı Rezervi: Bilimsel adı “Liquidambar orientalis” olan bu ağaç türü ülkemiz ve birkaç Ege adası dışında doğal ortamda bulunmamakta ve koruma altında bulunmaktadır. >> Isparta-Eğridir Kasnak Meşesi Ormanı Rezervi: Yalnız ülkemize özgü (endemik) bir tür olduğundan koruma altına alınmıştır (Quercus vulcanica). >> Aydın-Söke Dilek Yarımadası Tipik Maki Rezervi: Akdeniz maki formasyonunun büyük çoğunluğunu barındırması bakımından özel bir biyotoptur, koruma altına alınmıştır. >> Antalya-Manavgat Köprülü Kanyonu Dallı Servi Rezervi: Doğal yetişmiş saf dallı servi (Cupressus sp.) ormanı olarak eşine başka yerde rastlanmadığı için koruma altına alınmıştır. >> Kayseri-Yahyalı Hacer Karaçam Ormanı Rezervi: Ekolojik bakımdan sağlıklı ve tipik bir özellik taşıyan orman olduğu için koruma altında bulunmaktadır. Karaçamlar (Pinus nigra) birçok değişik formlarıyla yurdumuzun çeşitli yörelerinde bulunan bir çam türümüzdür. Kıymetli okurlar, size bugün ülkemizde koruma altına alınan tabiatın nadide yörelerinden örnekler vermeye çalıştım. İlginizi çektiğini umuyorum. Evet, büyük halk ozanımız Aşık Veysel’in “Bu güzellikleri, bu değerlerimizi yok edersek, onları kim tekrar yerine koyabilecektir” sözlerini anımsayarak, çeşitli değerde güzelliklere sahip yurdumuzu gelecek nesillere hep birlikte sevgiyle taşıyacağımızdan emin olarak, sizlere saygı ve sevgilerimi sunuyorum. Esen Kalın. SİZDEN GELENLER Domatesle patatesi aynı sebze dalında yetiştirmeye kalkıştım > Ömer Göçlü / FRANSA Ben uzun zaman ziraatte çalışan bir işçiyim. Tek dalda hem domates, hem de patates yeştiştirmek için çılgın bir deneye kalkıştım. İstediğime de ulaştım. Ancak patates ürün verirken, üstteki domates sebze vermedi. Bana bu konuda bilgi verirseniz mutlu olurum. CEVAP: Ömer Bey, projenizi tam anlayabilmiş olmamakla birlikte, gene de size şu bilgileri aktarmak isterim. Patates ve domates ayrı bitkisel ailelerin birer ürünüdürler. Birbirleriyle bağdaşmaları mümkün değildir. Domates sıcak ülkelerin, tropik bölgelerin toprak üstünde oluşan bir cinsidir. Patates ise soğuk yörelerde yetişen, toprak altında gelişip olgunlaşan bir türdür. Bu bakımdan birbirleriyle uyum sağlamaları mümkün değildir. Selamlarımı sunarım. Emel Hanım’ın ağaçlarından ne istiyorsunuz? > Emel Irmak / İZMİT İstanbul’dan kaçıp kendimizi Karamürsel’in küçük bir balıkçı beldesi olan Ereğli’ye attık. Eşimle bahçemize sebze ve çiçekler ektik, yetinmedik 5 tane de ağaç diktik. Yönetim, önce çirkin görüntü diye sebzelerimize, sonra da peyzaj bahanesiyle ağaçlarımıza kıyıyor. 6 ay önce eşimi de kaybettim, şimdi onun hatıraları olan birkaç ağacı kesecekler. Torunlarım bana geldiklerinde onlara ne diyeceğim? Hukuki mücadele başlattım. Lütfen bu insanlara, canlı bir ağacı kesmenin ne kadar zararlı olduğunu anlatın! CEVAP: Saygıdeğer Emel Hanım, keşke herkes sizin gibi tabiat aşığı olsa. Hassasiyetinizi anlıyorum. Umarım eğer yol çalışması çok zaruri değilse yetkililer, ağaçların kesilmesi girişiminden vazgeçer. Size sağlıklı bir ömür dilerim. Dalından şifa kaynağı > Gazeteci Bülent Tokmak / İSTANBUL Ediz Bey, kırlarımızda her biri birer eczane olan binlerce şifalı bitki kuruyup gitmekte. Önceleri sadece yerel birer ilaç olan bu bitkiler artık büyük kentlerde market raflarını da süslemekte. Bu ilgi doğal olarak bitkisel çay pazarında kıyasıya bir rekabet yaşanmasına yol açıyor. Arazi Organik Bitki Çayları adı altında biz de bu işi yapıyoruz. Farkımız ise poşet yerine katkısız ve doğada toplandığı dal halinde bitkisel çay üretmemiz. Sizin aracılığınızla asıl iletmek istediğim mesaj ise şu; Lütfen kırlarımızda topladığımız şifalı bitkilerimizi usulüne uygun, kökünden değil sadece dalından alalım. CEVAP: Sayın Tokmak, bizler de “Kırlarımızda Çiçekler, Denizlerimizde Balıklar Niçin Tükeniyor?” manşetiyle bir sayfa hazırlamıştık ve çok olumlu tepkiler almıştık. Her nimetten usulüne göre faydalanalım. Zira bu dünya bütün canlılar için yaratılmış. Selam ve sevgilerimle. Ağaç dikmek için yardım istiyoruz > İrfan Kaymak / BAYBURT Merkeze bağlı Buğdaylı köyümüz ağaç dikmeye çok elverişli. Bu konuda hangi kurumlardan yardım alabiliriz? CEVAP: Sayın Kaymak, Çevre ve Orman Müdürlüğü, Ziraat İl Müdürlüğü size bu konuda yardımcı olabilir. Ayrıca özel kuruluşlardan, örneğin TEMA Vakfı’ndan tohum veya fide temin edebilirsiniz... Birçok başka kuruluş da ulaşabildiğiniz takdirde sizin yanınızda olabilir. Doğaya karşı gösterdiğiniz duyarlılığa teşekkür ediyor, başarılar diliyor, sevgilerimi sunuyorum. Arizona’dan tebrik > Edib Kırdar / ABD Sevgili Ediz Bey, Çevre Ödülü’nüzü içtenlikle kutlar sizlere bu çok önemli yolunuzda sonsuz başarılar dileriz. Yazılarınızı ve görüşlerinizi yakından izlemeye çalışıyoruz. Sizi yakın bir gelecekte buralarda da görmeyi pek isteriz. Yeşil Sayfanızla 7’den 77’ye herkese yeşil dünyayı sevdirmeyi başardınız. Sizi anlamak ve takip etmek her vatandaşın görevi olmalı. CEVAP: Değerli Edip Bey, yazılarımız her hafta değişik konularla devam ediyor. Pek tabii, bilimsel görüşleri sadeleştirip yayınlamaktayız. Nazik görüşlerinize içten teşekkür ediyor, saygılarımı sunuyorum. BA­NA YA­ZIN! Çevre ve tabiatla ilgili her tür­lü so­ru­nu­zu ba­na iletebilirsiniz. “Gü­zel bir dünya” için bu say­fa­ya siz de kat­kı­da bu­lu­nun. Hay­di e-ma­il ve mek­tup­la­rı­nı­zı bek­li­yo­rum... Ya­zış­ma Ad­re­si: 29 Ekim Cad. No: 23 Ye­ni­bos­na/İS­t. e-ma­il: ediz.hun@tg.com.tr
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT