BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Fail mi suçlu, yetiştiren mi?

Fail mi suçlu, yetiştiren mi?

Mardin Bilge köyünde yaşanan dram tazeliğini korurken, yeni cinnet ve vahşet haberleri peş peşe geldi. Bu olayları iyi anlamak için, o insanların yetişme tarzlarını, içinde bulundukları şartları iyi bilmek gerekir. Hele köyde yaşamamış insanların, o köyde olmuş katliamla ilgili ahkam kesmeleri çok yanlış.



Mardin Bilge köyünde yaşanan dram tazeliğini korurken, yeni cinnet ve vahşet haberleri peş peşe geldi. Bu olayları iyi anlamak için, o insanların yetişme tarzlarını, içinde bulundukları şartları iyi bilmek gerekir. Hele köyde yaşamamış insanların, o köyde olmuş katliamla ilgili ahkam kesmeleri çok yanlış. Köylerde aileler arasında husumet çeşitli sebeplerle hep vardır. Şehirlere göçün bir sebebi de, köylerde yaşanan kin ve husumetlerdir. Koruculuk gibi sistemler, bazı yerlerde bu nifak tohumlarını daha da çoğaltabilir. Köylülerin bazıları çok fevri hareket eder, bu gibi durumlarda silahlarının bulunması daha da tehlikelidir. Köylüleri böyle silahlı işlerde değerlendirmek yerine, yol-baraj yapma vb işlerde kullanmak daha faydalı sonuçlar verir. Bu terör meselesi ve mücadele yöntemi artık kamuoyu önünde daha açık ve geniş şekilde tartışılmalı, kamuoyunun bu hususta daha çok aydınlatılması gerekmektedir. İnsanlar tertemiz olarak doğarlar. Aile, çevre ve eğitim, kişiliği oluşturur. Tamamen kişileri suçlamak yerine, yetiştirme tarzı ve eğitim de sorgulanmalı. Bu çağda bile, hâlâ 4 milyona yakın kadın ve bir milyon civarında erkeğin okuma-yazma bilmemesi düşündürücüdür. Şiddet ve terörün, sadece Doğu ve Güneydoğu’ya ait bir olgu olmadığı da son günlerde medyaya yansıyan olaylarda açıkça görülüyor. Metropollerde de yaşanan şiddet hareketleri ve taşkınlıklar bilinmektedir. İyi bir insan yetiştirmek için sadece çocuklara değil, ailelere, hatta bütün vatandaşlara eğitim vermek gerekmektedir. Adaletin gecikmeden tecelli etmesine de azami gayret gösterilmelidir. Bilhassa cezalardaki caydırıcılık çok önemlidir. Kendim de doğulu olduğum için (Elazığ-Maden), cinayetlerde genç failleri teşvik edenlerin; “git öldür, yakında af çıkar, birkaç sene yatar çıkarsın” telkinlerinin çok olduğunu bilmekteyim. Birgün Maden’den İstanbul’a otobüsle gelirken, yanımdaki koltukta oturanla sohbet ettiğimde, kendisinin cinayetten hapis yattığını öğrenmiştim. Yıpranmış bir hali vardı. Kendisine, “idam cezası olsaydı o kişiyi öldürebilir miydin?” sorusunu sorduğumda, “keşke idam cezası olsaydı da ben de bu suçu işlemeseydim” cevabını almıştım. Kamu görevlilerinin her noktadaki vatandaşlarla sürekli irtibat kurmaları, iyi ilişkiler içinde bulunmaları ve vatandaşı olabilecek kötü eğilimlerden korumaya çalışmaları gerekmektedir. Vatandaşla birebir ilişki ve koordinasyonun daha iyi sağlanması için, gerekirse yeni bir yapılanmaya gidilmelidir. Necdet Akman >> Genetiği değiştirilmiş buğday ülkemiz için büyük kayıp olur Bazı yetkililerin “GDO’lu bitkilerin Türkiye’de yetiştirilmesi” ile ilgili açıklamaları üzerine, Türkiye’nin, Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar (GDO) ile ilgili, geri dönüşü olmayan bir yola girmemesi için hükümet yetkilileri ve kamuoyunun dikkatini yedi önemli noktaya çekiyoruz: 1- GDO günümüzde dikildiği bölgelerde iddia edildiği gibi sentetik ilaç kullanımını azaltmamış, aksine büyük alanlarda tek tip üretime (monokültür) dayalı, sentetik tarımsal girdi ve teknik uygulama ihtiyacını ortaya çıkartmıştır. 2- GDO ekimi; Kanada, ABD, Brezilya gibi ülkelerde çok büyük alanlara sahip geniş toprak ve mali güç sahibi işletmelerde gerçekleştirilmiştir. Türkiye kırsalında, kırsal kalkınmadaki ana hedef kitle olan orta ve küçük ölçekli tarımsal işletmeler için bir çıkış noktası olamaz. 3- Kırsal kalkınma ihtiyacına ekolojik üretim, ekolojik tarım turizmi gibi hızla gelişen sektörler sayesinde yer bulan küçük ve orta ölçekli tarımsal işletmeler, muhtemel bir GDO ekimi ile bu şanslarını tamamen kaybetme riski ile karşı karşıya kalacaklardır. 4- Günümüzde GDO konusuna karşıt guruplar, AB ve dünya pazarındaki tüketici kitlelerdir. Dünya tüketicisinin istemediği bir ürüne yatırım yaparak, talebi sürekli artan ekolojik ürün gibi bir değerden vazgeçmek bir kayıp olacaktır. 5- Bilimsel olarak GDO henüz aklanmış bir teknoloji değildir. Birçok bilimsel GDO karşıtı görüş mevcuttur. 6- Türkiye bu gün GDO yetiştiren ülkelere oranla çok daha zengin bir biyolojik ve tarımsal çeşitliliğe sahiptir. Bu gücünü bilimsel olarak çevre ve insan sağlığına etkisi ispatlanmamış ve dışa bağımlı bir teknoloji ile riske atmaması gerekir. 7- Dünyada açlığın önüne geçilmesi ve sağlıklı nesillerin yetişmesi, ancak sağlıklı ve zengin bir doğa ve onun çok çeşitli kaynaklarının sürdürülebilir kullanımı ile mümkün olabilir. Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT