BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > BÂYEZÎD-İ BİSTÂMÎ İLE BAŞRÂHİP ARASINDA GEÇEN KONUŞMA -1-

BÂYEZÎD-İ BİSTÂMÎ İLE BAŞRÂHİP ARASINDA GEÇEN KONUŞMA -1-

Bâyezîd-i Bistâmî biraz ilerledikten sonra, râhiplerin en büyüğü geldi; fakat konuşamıyordu. Niçin konuşmadığı sorulduğunda: “Nasıl konuşabilirim, aranızda bir Muhammedî [müslümân] var” diye cevap verdi.



Kendilerine “Silsile-i aliyye” denilen büyük âlim ve velîlerin beşincisi olan Sultânü’l-Ârifîn Bâyezîd-i Bistâmî (rahmetullahi teâlâ aleyh), bir sene hacca gitmişti. Oradan dönüşünde, tekrâr yol hazırlığı yaparak, Rum diyârına doğru yola çıktı. Günlerce gittikten sonra yolda bir râhip ile karşılaştı. Râhib, Bâyezîd-i Bistâmî’yi evine da’vet etti, o da kabûl etti. Misâfir olarak götürdüğü Bâyezîd-i Bistâmî’ye evinde bir oda verdi. O, kendisine ayrılan bu odada ibâdete başladı ve kalbini Allahü teâlâya çevirdi. Râhip, her gün sabah-akşam onun yiyeceğini getirip önüne koyardı. Bu hal bir ay devâm etti. Râhip, bir ara, Bâyezîd-i Bistâmî’nin yanına gelip “İsmin nedir?” diye sordu. O da, “Bâyezîd” cevâbını verdi. Râhip: “Sen ne güzel adamsın. Keşke Mesîh’in kulu olmuş olsaydın” dedi. O böyle söyleyince, bu sözler Bâyezîd-i Bistâmî’ye ağır geldi ve onun evini terketmek istedi. Ama râhip ona: “Bizim burada misâfir olarak kırk günü tamamla, öyle git. Çünkü bizim büyük bir bayramımız var, senin onu görmeni çok arzu ediyorum. Aynı zamanda çok değerli bir vâizimiz var, o senede bir defâ sâdece bu günlerde konuşur. Onu dinlemeni istiyorum“ deyince, bu teklifi kabûl edip, İstanbul’da misâfir olarak kırk günü tamâmlamaya râzı oldu. Kırkıncı gün geldiğinde râhib odaya girerek: “Buyurun dışarı çıkalım, bayram günümüz geldi” dedi. Bâyezîd-i Bistâmî dışarı çıkmak için hazırlandı. Fakat râhib ona: “Siz bu kıyâfetle, bin (1.000) kadar râhibin arasına nasıl gireceksiniz? Üzerinizdeki elbisenizi çıkarıp, şu râhip elbiselerini giyin ve boynunuza da bir İncîl asın” dedi. Bu teklîf ona çok ağır gelmesine rağmen, “bunda bir hikmet vardır” diyerek râhibin getirdiği elbiseyi giydi ve râhiplerin arasına katıldı; böylece hiç kimsenin dikkatini çekmedi. Bâyezîd-i Bistâmî biraz ilerledikten sonra, râhiplerin en büyüğü geldi; fakat konuşamıyordu. Niçin konuşmadığı sorulduğunda: “Nasıl konuşabilirim, aranızda bir Muhammedî [müslümân] var” diye cevap verdi. Râhipler ve orada bulunan halk galeyâna gelerek: “Onu bize göster, parçalayalım” diye bağrıştılar. Başrâhip: “Hayır, yemin ederim ki söylemem, ancak ona dokunmayacağınıza dâir bana söz verirseniz, işte o zaman onu size tanıtabilirim” dedi. Bunun üzerine râhipler ve halk, Muhammedî [müslümân] olan zâta dokunmayacaklarına dâir yemin ettiler. Başrâhip: “Ey Muhammedî! Allah için ayağa kalk ve kendini göster” diye seslenince, Bâyezîd-i Bistâmî ayağa kalktı. Başrâhip: “Adın ne?” diye sordu. “Bâyezîd” cevâbını verdi. “Tahsil gördün mü?” diye sorunca, “Rabbimin öğrettiği kadar bir şeyler biliyorum” dedi. BAŞRÂHİBİN BÂYEZÎD-İ BİSTÂMΒYE SORDUĞU ENTERESAN BAZI SUÂLLER Bunun üzerine başrâhip ona: “O hâlde bana şu hususları cevaplandır: İkincisi olmayan biri, üçüncüsü olmayan ikiyi, dördüncüsü olmayan üçü, beşincisi olmayan dördü, altıncısı olmayan beşi, yedincisi olmayan altıyı, sekizincisi olmayan yediyi, dokuzuncusu olmayan sekizi, onuncusu olmayan dokuzu, onbirincisi olmayan onu, onikincisi olmayan onbiri, onüçüncüsü olmayan onikiyi söyle; bunlar nelerdir?” dedi. Bâyezîd-i Bistâmî, başrâhibe: “Beni iyi dinle! İkincisi olmayan bir, eşi-ortağı, dengi ve benzeri olmayan Allahü teâlâdır. Üçüncüsü olmayan iki, gece ve gündüzdür. Dördüncüsü olmayan üç, üç talâktır (boşamadır). Beşincisi olmayan dört; Tevrat, Zebûr, İncîl ve Kur’ân-ı kerîmdir. Altıncısı olmayan beş, beş vakit namazdır. Yedincisi olmayan altı göklerin ve yerin yaratıldığı altı gündür. Sekizincisi olmayan yedi, yedi kat göktür. Dokuzuncusu olmayan sekiz, kıyâmet günü Arş’ı taşıyacak sekiz melektir. Onuncusu olmayan dokuz, kadının dokuz ay hâmilelik müddetidir. Onbirincisi olmayan on, Mûsâ aleyhisselâmın Şuâyb peygambere on yıl çobanlık etmesidir. Onikincisi olmayan onbir, Yûsuf peygamberin onbir kardeşidir. Onüçüncüsü olmayan oniki, oniki aydır” dedi. Râhip tebessüm ederek: “Doğru söyledin. Şimdi de bana, havadan ne yaratıldı, havada ne muhâfaza olundu ve kim hava ile helâk edildi? Bunlardan haber ver” dedi. Bâyezîd-i Bistâmî; “Îsâ Peygamber havadan yaratıldı, havada muhâfaza edildi. Âd kavmi hava ile helâk edildi” diye cevap verdi. Başrâhib’in başka suâlleri de olmuştur. Sonunda da Bâyezîd-i Bistâmî hazretleri ona bir suâl sormuş, bu suâl ve cevâbı, onun ve diğer bin kadar râhibin İslâmiyetle şerfelenmelerine sebep olmuştur. [Kalan suâlleri de inşâallah yarın ele alalım.]
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT