BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Isparta’nın sembollerİ: Gül, göl, halı

Isparta’nın sembollerİ: Gül, göl, halı

Göller bölgesinde yeralan Isparta; doğal ve tarihi güzellikleriyle, meşhur halısı, uyuyan güzel Eğirdir Gölü ve Türk siyasi hayatına damgasını vuran Demirel ile özdeşleşmiş...



Memleketten HABER VAR Behçet FAKİHOĞLU - 56 Göller, güller ve halılar diyarı olarak bilinen Isparta, zengin bir flora ve faunayla birlikte, önemli tabii, tarihi ve kültürel zenginliklere sahiptir. Bu tarihi ve doğal güzellikler; Eğirdir, Beyşehir, Kovada Gölleri, Gölcük Krater Gölü, Yalvaç Pisidia Antiocheia Antik Kenti, Kış Sporları Turizm Merkezi ilan edilen Davras Kayak Merkezi, Kovada ve Kızıldağ Milli Parkları, Kasnak Meşeleri ve Sığla Ormanları Tabiat Koruma Alanları, Adada Harabeleri, Yazılı Kanyon, Zindan Mağarası, Dedegöl Dağları, Ertokuş Medresesi, Kiliseler ve daha birçok değişik değerler... GÜL VE DEMİREL DAMGASI Isparta şehir merkezine yaklaşınca gül kokusunu hissediyorsunuz. Şehir girişinde de kocaman gül maketi. Gül kokulu, gül şehrine geldiğinizi anlıyor ve bunu iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Demirel’in, meydana dikilmiş kocaman heykeli, üniversite, havaalanı ve başka yerlere verilmiş Süleyman Demirel ismi ile Isparta’nın bir başka gerçeği ile daha yüzleşiyorsunuz. Zaten geniş caddeleri, birçok şehrimize göre daha bakımlı ve planlı oluşunda Demirel’in payı bulunmakta, Ispartalı da kendi bağrından çıkmış, zirvelere ulaşmış bir şahsiyete olan vefa duygusunu devam ettiriyor. Gölcük Krater Gölüne gitmek için yola koyuluyoruz. Daha şehirden çıkmadan gül bahçeleri, açılmış güller ve gül kokusu bize eşlik ediyor. Hemen yanı başlarında da dalları kızarmış kirazlarla dolu kiraz ağaçları... Değişik ve sık ağaçlıklı, insana ferahlık ve serinlik veren bir yere geliyoruz, Milas Doğal Parkı imiş. Ispartalıların mesire yeri. Yola devam ediyor, yeşillikler arasında tırmanıyoruz. Etrafı dağlarla çevrili, yeşillik bir alan, ortada da berrak ve soğuk suyu olan bir göl, Gölcük Krater Gölü. Isparta şehir merkezine 13 kilometre mesafede bulunan bir göl, etrafı belediyece düzenlenmiş, Ispartalıların günübirlik dinlenme ve spor yeri. Gölde gümüş balığı, sazan, levrek gibi balıklar da yaşıyor. Gölün kıyısında belediyenin elma bahçesi de bulunmakta. Burada yetişen elmaların tadı, lezzeti bir başka imiş... Şehir merkezine dönüyor, Gökçay Piknik Alanı’na yöneliyoruz. 600 dönümlük bir arazi üzerinde kurulmuş, arazide yüzyıllık kestane ağaçları bulunmakta. Park alanı içerisinde Selçuklu ve Osmanlı Mimarisi tarzında yapılmış birçok çeşme, bina, sosyal tesis, gölet, tarih yolu, çadır ve piknik yeri bulunmakta. Tarih yolunda tarihte iz bırakmış hükümdar, edip gibi meşhurların heykelleri... Bu park ve mesire yerlerinin oluşmasında, Belediye Başkanı Yusuf Ziya Günaydın’ın bir önceki dönemde büyük emek sarf ettiği söyleniyor... Kirazlıdere, Ayazmana mesirelikleri, yeşil alanlar ve şehrin her köşesini süsleyen güller... Eğirdir Gölü Türkiye’nin dördüncü büyük tatlı su gölü. UYUYAN GÜZEL EĞİRDİR Eğirdir’e doğru yola koyuluyoruz. Güneyimizde, zirvesi karlı Davraz Dağı görülüyor. Zirve yüksekliği 2637 metreyi bulan Davraz Dağı, kış sporları ve turizm merkezi, sporuna gönül verenlerin yeni gözde mekanı. Doğal dokunun yumuşaklığı ve mükemmel kar kalitesi ile yeni öğrenenlere ve amatör kayakçılara tehlikesiz rotalar; profesyonel kayakçılara ise gönüllerince kayabilecekleri 6 km’ye ulaşan benzersiz parkurlar sunmaktadır. Davras Kayak Merkezinde, 1211 metreye saate 1000 kişiyi taşıyabilen 936 m uzunluğunda iki telesiyej bulunmaktadır. Bu telesiyejler ile doyumsuz Eğirdir Gölü manzarasını izleyerek 8 dakikada ulaşılan dağ evi kafeteryasında dinlendikten sonra; Kuzey Disiplini, Alp Disiplini Tur Kayağı, Snowboard, Dağcılık, Botanik Gözlemcilik ya da Trekking aktiviteleri gerçekleştirilebilir. Kayak Merkezinde 60 yatak kapasiteli bir konaklama tesisi (oberj) ve 280 yataklı, 4 yıldızlı bir otel ile hizmet vermekte olup, bir adet de 600 yataklı, 5 yıldızlı konaklama tesisi inşaatı devam etmektedir. Diğer taraftan sahip olduğu doğal ve yapay tüm bu özellikleri dolayısıyla, spor kulüplerinin kamp yapması için son derece elverişlidir. Eğirdir yolunda, sağlı sollu elma bahçelerini seyrederek devam ediyor, uyuyan güzel Eğirdir Gölü ve çevresinin müthiş manzarasıyla karşılaşıyoruz. Sağdaki dağ yamacında bulunan Eğirdir Dağ Komando Okulu, bu güzelliğe adeta bekçilik yapıyor. İlçede geziyor, asırlık çınarın gölgesinde serinliyoruz. Dündar Bey Medresesi’ni, diğer tarihi yerleri geziyor, göl kıyısına gidiyoruz. Türkiye’nin dördüncü büyük tatlı su doğal gölü Eğridir’de tatlı su levreği, sazan balığı gibi balıklar da bulunuyor. Eğirdir Gölü, göl-dağ turizmi açısından olduğu kadar su sporları için de idealdir. Eğirdir Gölü, Altınkum plajıyla mavi bayrak ödülüne sahiptir. VE İSLAMKÖY Süleyman Demirel’le özdeşleşmiş İslamköy’e yöneliyoruz. Köy girişinde kiraz bahçeleri ve yeşillikler, sonra da şehir merkezlerinde bile az bulunan gelişli-gidişli geniş yol ve bakımlı çimlenmiş parklarla karşılaşıyoruz. Yol kenarında eski bir evdeki tabela gözümüze çarpıyor, Demirellerin eski evi. İlerde de Demirel Külliyesi; cami, müze, kütüphane, heykel, büyükçe bir şapka ve başka binaların bulunduğu geniş, bakımlı bir alan... Demirel’in anıt mezar yerini arıyoruz. Yaşlı bir kişi, ovaya hakim uzaktaki dağ yamacını gösteriyor, orada imiş. Anlaşılan Süleyman Demirel, başladığı noktanın, çobanlık yaptığı günlerin özlemiyle dolu ve koyun güttüğü yerlere gömülmek istiyor... İslamköy’den, hemen yakınında bulunan Atabey İlçesine gidiyoruz. Birinci Alaattin Keykubat zamanında, Selçuklu kumandanı Mübariziddin Ertokuş tarafından 1224 yılında yaptırılmış Atabey Ertokuş Medresesi’ne gidiyoruz. Belediye Başkanı Ali Bal ve güvenlik görevlileri orada, belli ki bir hazırlık var. Başkanla konuşuyoruz, Demirel gelecekmiş, hazırlık ondan... Bu şirin ilçedeki kiraz bahçeleri de dikkatimizi çekiyor. Gül, elma, kiraz ağırlığı gittiğimiz yerlerde bariz şekilde görülüyor... Isparta Halısı Isparta ismi, aynı zamanda halıcılıkla da özdeşleşmiş. Isparta Halısı, pamuk çözgü ve atkı, yün ilmekten yapılan; havlarının yüksek olması (1.5 cm.) ve kullanım rahatlığıyla bilinen bir halıdır. Desimetrekaredeki düğüm sayısı 1444 iken, alım gücü ve rekabet zorlukları sebepleriyle bu 858’e düşmüş. Isparta Halısının 1800’lü yıllarda Avrupalılara ihraç edilmek üzere çıkarılmış bir halı olduğunu söyleyen konunun uzmanı İhsan Akkuş, talebe göre Selçuklu, Osmanlı, İran desenlerinin seçildiğini ifade ediyor. 1960’larda Isparta ve çevresinde 45 bin halı tezgahı varmış. Makine halıları ve diğer şartlar el halıcılığını geriletmiş. Rekabet etmek için pazar araştırması ve AR-GE çalışması yaparak, talepleri dikkate alan yenilikçi adımların atılması gerektiğini söyleyen Akkuş, Isparta Halısının bir kültürel değer olarak yaşatılması ve korunmasını istiyor. El sanatlarının korunması için değişik kurumlara kaynak aktarılarak bir yanlışlık yapıldığını söyleyen Akkuş, bu işlerin tek elden yürütülmesi durumunda hem kaynak isafının biteceğini hem de daha iyi neticelerin alınacağını belirtiyor. Fırın kebabı Isparta’ya gelen her yabancının, tadına bakmadan dönmediği “Fırın Kebabı”nı öğrenmek için, 1851 yılından beri 4 kuşaktır bu işi yapan Kebapçı Kadir’e gidiyoruz. Hüseyin Açıkalın usta fırın kebabını anlatıyor: Doğal ortamda beslenmiş, en fazla 2 yaşında olan hayvanlar hijyenik olarak kesilir. Hayvan boyundan aşağıya kadar yarılır, 2 kaburga olarak ayrılır. Etlerin üzerindeki yağ bezeleri ve kanlar temizlendikten sonra şiş çubuklara takılır, ısıtılmış fırına sürülür. Kök odunun ateşi ile 2 saat pişer, sonra da 1 saat odun közünde dinlenir. Etler piştikten sonra yüzde 45-50 oranında kayba uğrar, yağları erir. Pişmiş etler kabune pilavı ve üzüm hoşafı ile servis edilir.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT