BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Davos’un ekonomik çehresi

Davos’un ekonomik çehresi

Almanya’da doğan, İsviçre’de işletme profesörlüğü unvanını alan Klaus Schwap, Dünya Ekonomik Forumu’nun 30’uncusunu gerçek bir zirve haline dönüştürmüştür.



Almanya’da doğan, İsviçre’de işletme profesörlüğü unvanını alan Klaus Schwap, Dünya Ekonomik Forumu’nun 30’uncusunu gerçek bir zirve haline dönüştürmüştür. Birçok meslektaşımızın aksine sadece kitapların arasına kapanıp kalmamış, üretkenliğini iş dünyasındaki verimliliklere taşımış gerçekten büyük bir boşluğu doldurmuştur. 1970’lerde önce “Avrupa Toplantıları” adı altında konferanslar düzenleyerek Amerikalı işadamlarını Avrupa’da yatırım yapmaya, kaynak transfer etmeye, şirket satın almaya yönelten Dr. Schwap amacına çok geçmeden ulaşmıştır. 1980’lerden itibaren yıldızı hızla parlayan profesör, toplantılarını daha geniş çaplı tutarak, “Dünya Ekonomik Forumu” haline dönüştürmüştür. Bu girişimin IBM, BP, Shell, Compaq, Volkswagen, gibi dünyaca ünlü şirketler tarafından desteklenmesi ilgiyi daha da artırmıştır. Günümüzde toplantılara katılma izni almak bile ayrı bir saygınlık simgesi olarak kabul edilmektedir. Böylece Dr. Schwap kısa sayılabilecek bir sürede yıllık geliri 100 milyon doları bulan uluslararası saygın bir kuruluşun çekirdeğini atmış, onu olağanüstü başarıya ulaştırmıştır. DAVOS BU YIL NEDEN DAHA ÖNEMLİDİR? Davos toplantılarına her yıl ortalama 40’ı aşkın Devlet ve Hükümet Başkanı katılmasına karşın süper güç Amerika şimdiye kadar sadece Bakan ya da Başkan Yardımcısı düzeyinde temsil edilmiştir. Bu yıl ilk defa Amerikan Başkanı, 4 Bakanını ve 1.200 civarındaki işadamını da yanına alarak Davos toplantılarına adeta damgasını vurmuştur. Sözü edilen işadamlarının yanısıra çoğu sanayileşmiş ülkelerden gelen 5.000 civarındaki devlet yetkilisinin, özel ve kamu sektörü temsilcisinin dünyadaki sanayi üretiminin ve finansal güçlerin % 80’ini temsil etmesi 2000 yılı Davos tolantısına ayrı bir özellik kazandırmıştır. Bütün bunlara ilaveten başta Dünya Ticaret Örgütü (WTO) Başkanı Mike Moore olmak üzere Birleşmiş Milletler’e bağlı diğer uluslararası kuruluşların, IMF ve Dünya Bankası’nın üst düzey yöneticilerinin de yer alması büyük önem taşımaktadır. Bu yıl ekonomik ve mali politikaların ötesinde, konuların toplum çıkarları açısından tartışılmaya başlanması da gündeme yeni bir boyut getirmiştir. Belirtilen doğrultuda dünyada etkin konumda bulunan 16 sivil toplum kuruluşunun gelir dağılımını, sosyal adalet ilkelerini, insan hakları konularında da hazırladıkları raporların da büyük yankı uyandıracağı tahmin edilmektedir. AGİT İstanbul zirvesindeki başarının bir benzerini elde edebilmek için İsviçreliler de orduyu alarma geçirmişler, küçük çaplı gösterilere ancak, Clinton’ın Davos’tan ayrılmasından sonra izin verebileceklerini vurgulamışlardır. DAVOS, İSTANBUL, DUBAİ, TOKYO Davos’un patronu olarak tanınan Prof. Schwap bizlere yakın bir isimdir. Uluslararası şöhret olmasında Türk işadamlarının kendisine yardımcı olduğunu açıklamakta, yeri ve zamanı geldiğinde ülkemize fırsat sağlamaktadır. Davos toplantılarına katılmak Özal döneminde işadamlarımız ve sanayicilerimiz için fazlasıyla cazipti. Sonraki yıllarda katılımcıların sayısı ve özellikleri heyet başkanına göre değişmiştir. Eğer ağırlığı olan bir Bakan ya da Başbakan heyete başkanlık ediyorsa yabancı lisan bilsin bilmesin etki alanını ve pazar paylarını genişletmek için birbirleriyle adeta yarış etmişlerdir. Aksi halde müdavimlerin dışında konuyla ilgilenenlerin sayısı 20’yi aşmamıştır. Başbakan Ecevit’in bu yılki toplantıya katılım kararı alması konuya ayrı bir özellik getirmiş, yüksek maliyetli gezide yer almak isteyenlerin sayısını yükseltmiştir. Türkiye uluslararası ekonomik ve finansal konulardaki aşırı beklentisini Davos’ta da sürdürmüş, 25 milyar doları bulan 53 projeyi pazarlayacağı imajını vermiş, kısa sürede elde edemeyeceği hedefler belirlemiştir. Ülkemiz için gerek mali yönden gerekse teknolojik açıdan hayati derecede önemli olan proje paketini 2 gün gibi kısa bir sürede anlatamayacağımıza göre, pazarlama stratejimizi Davos’un ötesine götürmeli, konuya ilgi duyan kuruluşları belirleyerek onlarla temasımızı sürdürmeliyiz. Başka bir deyimle Ankara Davos’a sadece proje götürüp orada takdim etmekle kalmamalı, ülkelerin önde gelen işadamlarını, sanayicilerini ve bankacılarını belirli merkezlerde toplayarak ayrıntılı bilgi vermelidir. Bu yönde İstanbul’un yanısıra Orta Doğu finansmanı için Dubai, Uzak Doğu için Tokyo’da toplantıların düzenlenmesi, sözü edilen projelerin tanıtılması, özelleştirme girişimlerinin ayrıntılı bir biçimde açıklanması açısından büyük önem taşımaktadır. Zamanı ve fırsatları bölgesel farklar gözetmeden artık kendi lehimize kullanmayı öğrenmeliyiz.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT