BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Özince: TÜRKİYE İÇİN ÇALIŞIYORUZ

Özince: TÜRKİYE İÇİN ÇALIŞIYORUZ

Aynen sizin gazetenizin adı gibi Türkiye’nin müessesi olarak düşünüyoruz kendimizi. Bu yüzden birçok sosyal sorumluluk projesinde Türkiye için daha yararlı olmaya çalışıyoruz. Bu aynı zamanda bir vatandaşlık görevidir...



İŞ KULELERİ’NİN 37’NCİ KATINDA SOHBET Ersin Özince, TEMA Vakfı ve Orman Bakanlığı ile birlikte yürüttükleri ‘81 ilde 81 orman’ projesi hakkında Gurbet Kalay Zorba’ya açıklamalarda bulundu. Özince, “Biz ormanı çok olan ilde de ağaç dikeceğiz. Amacımız ağaç dikmeyi çocuklara sevdirmek” şeklinde konuştu. Sunuş Türkiye İş Bankası Genel Müdürü ve Türkiye Bankalar Birliği Başkanı Ersin Özince... Röportaja giderken hem Ersin Bey’in başarı öyküsü hem de kendisinin ve dolayısıyla İş Bankası’nın sosyal sorumluluğu üstlenme ve uygulamadaki başarısını bir sayfaya nasıl sığdırabileceğimi düşünürken, bilmeden de olsa kendisi bana yardımcı oldu. Yani aşağıda yazdıklarımız kurum olarak yaptıklarının sadece özeti. Ersin Bey’in gerçek başarı öyküsü başka bir röportajda olacak, olmalı. 21.000 kişilik büyük bir aile düşünün ki, aile reisi ve aile büyükleriyle ağaç dikiyorlar, karnesini getiren (hatta laf aramızda getiremeyene bile) çocuklara kitap dağıtıyorlar, İşSanat’ta kapılarını kültür sanata doğru sonuna kadar açıyorlar, satrancı sadece spor adı olmaktan çıkarıp aramızdan dünya şampiyonalarına aday gönderiyorlar (bilmeyenler mahcup benim gibi ama geç de olsa öğrendim), İş Bankası müzesinde tarihe tanıklıklarını halkla paylaşıyorlar. Ve daha henüz açıklayamayacakları yeni ve müthiş projeler... Ben büyülendim. Amaç eğer halka ulaşmaksa bana ve yakın çevreme çoktan ulaştı... İş Kulelerin 37. katında kanarya sesi eşliğinde yaptığımız bu röportajın bir başka ayrıntısı daha var ki sevgili okurlar, her ne kadar camları açılmasa da, bir İstanbul aşığı olarak beni o manzara da büyüledi. Hatta öyle ki, röportaj resimleri çekilirken öyle dalıp gitmişim ki İstanbul’a, ancak bana seslenilince dönüp objektife baktım. Mutlaka çocuğunuzun karnesiyle kitap alın, satranç oynayın, ağaç dikin, bunların hepsini ve daha nice güzellikleri vatandaşlık görevi olarak görüp halka sunduğunuz için ne diyelim aklınıza, yüreğinize sağlık, yolunuz, hatta yolumuz açık olsun... G.K.Z. Bankacılık dışında sosyal sorumluluk anlamında da örnek bir kurumsunuz. Geldiğiniz noktada, üstlendiğiniz size göre vatandaşlık görevi, bana göre aynı zamanda kutsal olan sosyal sorumluluk yolunuzu paylaşır mısınız? Ülkemizin ve bankamızın kurucusu M.Kemal ATATÜRK’ÜN Türkiye Cumhuriyeti için koyduğu bir çağdaşlık hedefi var. Muasır medeniyetlere, çağdaş medeniyetlere yönlenmemizi hep hedef olarak göstermiştir. Atatürk sıfırdan, neredeyse bir imparatorluğun küllerinden, çok büyük sıkıntılar içinde kurulmuş bir ülkede en ileriyi hedef olarak göstermiştir. Bizim bu noktada görevimiz, Türkiye’nin bugünkü demografik yapısına baktığımızda hiç bitecek gibi değil. Çünkü Türkiye çocuk ve genç nüfus olarak o kadar yoğun ama çocuk ve genç nüfusu işlemekte yeterince çağdaş çabalar içinde olmayan bir toplum konumunda. Örneğin biz Türkiye Satranç Federasyonu ile birlikte ilkokullarda satrancın seçmeli ders olması konusunun sponsorluğunu yapıyoruz. Milli Eğitim Bakanlığı, Satranç Federasyonu’nun çabalarıyla satrancı seçmeli ders olarak koyuyor. Biz de İş Bankası olarak satranç sınıfı, satranç kitabı, satranç öğretmeni yetişmesi ile ilgili katkılar yapıyoruz. O kadar almaya, öğrenmeye hazır bir kitle var ki karşımızda, benim hiç aklıma gelmezdi 1.700.000’ni aşkın çocuğun satrancı seçeceği. Hiç düşünemezdim. Resim, müzik, elişi gibi bir sürü güzel ders var. Biz öyle seçmiştik. Satrancı seçiyorlar ve bu çocukların içinde öyle cevherler var ki, peki biz böyle bir işe başlamasaydık bunu nasıl belirleyecektik? Başladık, ne kadar yapabileceğiz acaba? Çünkü arkasını getirmek lazım. SİZİN ADINIZ GİBİ... Bizim burada bütün çabamız aynen sizin gazetenizin adı gibi Türkiye’nin müessesesi olarak düşünüyoruz kendimizi. Banka olmamız, şirketler grubunun ana şirketi olmamız hiç önemli değil, her şeyden önce kurumumuzu bir cumhuriyet müessesesi, kendimizi de birer yetişkin insan, anne-baba olarak addedip, biz hangi yetişkin rolü oynayabiliriz? Bankacılık rolü oynuyoruz, işadamı rolü oynuyoruz, evimize gidip aile ferdi rolü oynuyoruz. Bunun dışında vatandaşlık görevi vergimizi ödemekten ibaret midir? Spor karşılaşması izlemek ya da sevdiğimiz bir hobimizi gerçekleştirmek mi? Hayat bundan ibaret değil. Burada bütün yapmaya çalıştığımız, bu tür konularda ilgi çekip daha büyük kitlelere mal etmek. Bu bizim olsun istemiyoruz, böyle bir çabamız yok. Şimdi siz deseniz ki bu yayınınız ilgi gördü ve bir başka kurum bir milyondan fazla kitap dağıtacakmış, gurur duyar ve çok mutlu oluruz. Şu anda bizim çok çocuğumuz var ve ne öğrenirse şimdi öğrenecekler ya da kimimize dün öğretmek gerekirdi. * İş Bankası Müzesi ne gibi eserleri içeriyor? 100 sene önce banka nasıl olurmuş görülmesi gereken çok önemli bir tarih müzesi. İş Bankası arşivi, kasa dairesi, Atatürk’e ait hesap ekstresi, el yazıyla yazdığı yazıları hatta Kurtuluş Savaşı’nın bazı planları, orijinal filmleri gibi içeriği olan oldukça geniş kapsamlı bir müze. Abdülhamit Han döneminde posta telgraf nezareti ek binası olarak yapılmış bir binadır. İş Kuleleri’nin yönetim kadrosunun bulunduğu 37. katta, İş Bankası Genel Müdürü Ersin Özince ile görüştük. 21 BİN KİŞİLİK BİR AİLEYİZ * İş Bankası’nın yaklaşık olarak kaç personeli var? 21.000 civarı * Her personelin üç kişilik bir aileye mensup olduğunu düşünürsek ve müşterilerinizi de bu rakama dâhil edersek genişleme bayağı hız kazanacaktır Satranç konusunda çok iyi sonuçlar alınacak göreceksiniz. Çünkü çok çocuğumuz var. Ağaç yaşken doğrulur. Şu anda bu çocuklara ne öğretirseniz öğretirsiniz. Hatta kimimize dün öğretmek lazımdı. Ben satranç oynamayı lisede öğrendim. Satranç Federasyonu Başkanı Ali Nihat Bey diyor ki: “Hayatım bu sporla geçti. Bu çocukların yeteneği bende olsaydı şimdiye kadar dünya çapında büyük usta olurdum.” Biz çocukların turnuvasına gittik. Yaklaşık bin tane çocuk nasıl oynuyorlar, nasıl güzel, hem de profesyonelce. İçlerinden bir tanesi oldukça ilginç, Antakya Samandağı’nda baba balıkçı, anne ev hanımı ve çocuk satrancı seçmiş. Çocuk ikinci senesinde dünya klasmanına girmiş kendi yaş grubunda. Buna benzer o kadar çok çocuğumuz var ki. Eskiden bizim kahvehanelerimizde dama, tavla oynanırdı. Sosyal bir ortam vardı. İyi kötü bir strateji oyunuydu bunlar. Şimdi ise sadece televizyon seyrediliyor. Bireysel yani sosyal bir etkileşim yok artık. Vazgeçtim akıldan zekâdan sosyal bir ortam vardı. En iyi şey ya da taş oynanıyor. Doğru değil ki! Kadınlar ne yapıyor, onlar da tv izliyor. Ama satranç oynayan kız çocuğu da çıkıyor artık. Onlar yetiştiğinde satranç bilen kadın ya da anne yarın öbür gün çocuğuyla satranç oynayacak, çocuğuna farklı bakacak. İsteyen okullarda satranç sınıfları açıyoruz. Sınıflarımız 1800 civarında. Hedefimiz yılsonuna kadar 2000 sınıfa ulaşmak. Ayrıca dünyanın en büyük satranç portalına belli bir ücret katılabiliniyorken biz Türkiye adına onlarla kurumsal bir anlaşma yaptık. Üyelik aidatı 35Euro iken Türkiye’den ücretsiz bağlanabiliyorsunuz. İnternet ortamında satranç oynayabiliyorsunuz. Satranç oynarken karşınızda dünya şampiyonu olması da muhtemel. * Ve gelelim İŞ Kulelere; Biz İstanbul’a geldiğimizde bu bina o dönemde İstanbul’un en yüksek binası olarak yapılmış, hatta trafiğe olumsuz etki olacak gibi kaygılar olmuştu. Biz de biraz etkilenmiştik çok mu yüksek, sıkıntı olur mu diye. Hiç böyle bir şey olmadı. Biz bu binayı, mekanı İstanbullulara nasıl sevdirebiliriz diye, İş Bankası şube sayısı kadar koltuğa sahip olan binamızın altındaki salonu müzik, galeri, tiyatro, şiir, edebiyat faaliyetleri için İŞSANAT adını verdik. Yaklaşık 8 senedir bu binamız İstanbulluların yoğun ilgisini gördü. Sadece geçen yıl 43.000 kişi sanatsal faaliyetler için İŞSANAT’a geldi. Ayrıca yaz tatillerinde çocuklara yönelik oyun atölyeleri açılmaktadır. İş Bankası Genel Müdürü Ersin Özince ve İş Bankası Kurumsal İletişim Müdürü Suat Sözen, gazetemiz Genel Yayın Müdürü Nuh Albayrak ve yazarımız Gurbet Kalay Zorba ile Türkiye’yi konuştu... Emekli olunca tarlada çalışacak * 81 ilde 81 orman aslında en çok yeşile ihtiyacı olan yerlerde yapabilirdik. Biz ormanı çok olan ilde de ağaç dikeceğiz. Ağaç dikmeyi çocuklara sevdirmek istiyoruz, halka değil. Bu konularda çok aktif olan TEMA ve Orman Bakanlığı ile birlikte çalışıyoruz. * Satranç dışında üstlendiğiniz bir diğer sosyal sorumluluk projesi olarak ağaç dikme kampanyalarınız var. TEMA Vakfı ile ortak hareket ediyoruz. Ağaç dikme kampanyalarımıza birçok bölgede okul öncesi çocuklar geliyor. Anaokulu çocuklarının ağaç dikerken yaşadığı heyecanı görmeniz lazım. Ağaç yaşken doğrulur. İş Bankasının yerel kadroları ve ailelerini de bu sosyal sorumluluk projelerine dâhil etmek amacındayız. Bu vatandaşlık görevi olarak benimsensin istiyoruz. Müşterilerimiz de keza aynı şekilde. Amacımız bu şekilde genişlesin. Ben ağaç dikmem. Tohum dikerim. Ben bu konuda aşırı durumdayım. Meyve bile verseniz onun tohumunu atmam, cebime koyar onu mutlaka toprakla buluştururum. 6-7 yıl önce Uluslararası Para Fonu Dünya Bankası toplantıları için Washington’da Beyaz Saray’ın karşısında bulunan parklarda renkleri kırmızıya dönen muazzam meşe ağaçları vardır. Daha önce Japonya’da topladığım gibi meşe palamutlarını topladım. Sonrasında bir toplantıda karşılaştığım Hayrettin Karaca Bey’e;’ IMF toplantısına gittim ve meşe palamudu getirdim.’ deyince elini cebine soktu; ‘Al bunlar da Amerikan meşesi tohumu, bunları da dik.’ Şimdi Hayrettin Bey’in bana verdiği meşe palamudunun boyu 2 metre civarında. Şimdi bende hastalık oldu, meşe başta olmak üzere her çeşit bitkinin, ağacın tohumunu dikiyorum. * Kendinize ait ekim yaptığınız bir alanınız var mı? Terkos tarafında bir tarla aldım. Orada yavaş yavaş dikiyorum. Daha ciddi olarak düşünüyorum ben bu işi. Ticari amaçla emekli olduktan sonra da iş olarak yapmayı düşünüyorum. Burada bizim amacımız, bu tür duyguları her kesimden halkla paylaşmak. Ağaç dikim törenlerimizde prensip olarak o yöredeki İş Bankalıların, yöre halkının geniş katılımını sağlamaya çalışıyoruz. Süs olsun diye değil kalsın, büyüsün diye ağaç dikimini destekliyoruz.. Şehrin görünen yerinde tabela dikilmiş yer değil gerektiğinde gidip dağın tepesine bile ağaç dikiyoruz. Nerede ihtiyaç varsa yani orman dokusu tahrip olmuş ya da ormanlaşmaya müsait alanlara ağaç dikiyoruz. En son Elmadağ’da diktiğimizde İş Bankalılar, çocuklar köylüler, köylü kadınlar, muhtar hemen herkes geldi. Orman Bakanlığı öyle güzel bir şey yapmış ki, o yöre halkına fidan yetiştirme işini vermiş. Nasıl mutlular, fidanlar burada yetişiyor ama ilk buraya dikiliyor.Maksat bu etkileşimi sağlamak. Bir yılda 350.000 çocuk kitabı satıldı * Kültür yayınları dünden bugüne nasıl yol aldı? İş Bankası 1952 yılında kültür yayınlarını ilk kuran kişi o dönemin efsane olmuş Milli Eğitim Bakanı (Şair Can Yücel’in babası) Hasan Ali Yücel’dir. Hasan Ali Bey çağdaşlık adına, çağdaş eserlerin okunması amacıyla dünya eserlerini tercih etmiştir. Ben mesela beş buçuk yaşında okumayı Milli Eğitim Bakanlığı klasiklerinden öğrendim. Kültür Yayınları Yönetim Kurulu Başkanı Suat Sözen ve Genel Müdürü Ahmet Falcan çok güzel bir şey başardılar. Erişilebilir olması için maliyetleri yarıya düşürdüler. Çocuk kitap satışlarında yılda 350.000 gibi bir rakamı bulmaları güzel bir başarı bizim için. * Darüşşafaka ile yol haritanız nedir? Darüşşafaka özel amaçla Osmanlı döneminde kurulmuş bir kurum. Darüşşafaka ile iş birliğimizde 10 yıllık bir zaman perspektifi hedefledik. Bu 10 yıl süresince 81 ilden 81 çocuk İş Bankası sponsorluğunda tahsil hayatlarına başarılı oldukça devam edecekler. 1000 çocuğu geçecek. Hem ihtiyacı olan hem de başarılı çocukları yatılı ortamda destekleyeceğiz. Ayrıca kumbara dergimizi yeniden yayın hayatına çıkaracağız. Çocuklar ve gençler için yeni ayrı internet siteleri hazırlıklarımız var. * Bu projeler ve sosoyal sorumluluk adına İş Bankası’nda çalışmak bir ayrıcalık olsa gerek Tabii ki ayrıcalık. Başta Atatürk olmak üzere kurucularının çok etkisinde. Bizde Atatürk’ün çok ciddi izleri var. Atatürk 26 Ağustos 1924’te son ve en etkin taarruzun, 30 Ağustos Zafer Bayramımızın başladığı güne denk getirmiş kuruluşunu. Her kuruluş yıl dönümünde Atatürk ziyaret ediyor İş Bankası’nı ve mutlaka yazılı olarak ‘Sizden şunu istiyorum, şunu bekliyorum.’ gibi beklentilerini mesaj olarak yön göstericiliği var. CHP’nin temsil ettiği, %28 Atatürk hisselerinin gelirlerinin Dil veTarih Kurumu’na bizzat Atatürk tarafından vasiyet edilmiş olması dahi İş Bankası’nın niteliği konusunda bir fikir verir. Atatürk Türk dili ve tarihi için bir vakfiye olarak düşünmüş o kuruluş döneminde İş Bankası gelirini. Ciddi bir personel politikası istikrarımız var. Prensip olarak personel transfer etmez, dışardan personel almayız. Başlangıçta personeli alır, kendimiz yetiştirir ve bir problem çıkmadıkça uzun yıllar istihdam ederiz. Dolayısıyla o personelden çok beklentimiz olur. Onun iyi bir bankacı olmasının ötesinde, örnek insan olmasını amaçlarız. Bunlar yazılıdır. O kadar ki, Atatürk dil devrimini yaptıktan sonra İş Bankası personeline bir yazı gönderiyor. Derhal yeni yazıyı öğreneceksiniz, yeni yazıyı öğrenmeyenlerle bizim işimiz yok. Ayrıca şu anda bizim hissedarlarımız da, yaptığımız çalışmalar ciddi bir bütçe gerektirdiği halde, bu konuda genel kurulda memnuniyetlerini dile getirir ve daha çok yapılmasını isterler, temennilerini dile getirirler.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT