BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İran’da rejim değişir, ama bugün değil

İran’da rejim değişir, ama bugün değil

Bütün sıkıntılarına rağmen rejim öylesine kökleşmiş durumda ki, sürüp giden gösterilerle devirmek söz konusu değil. Zira Musavi’nin önderlik edeceği bir rejim değişikliği denemesinin de başarısız olması mukadder



İran’da giderek yayılan ve şiddetlenen çatışmaların, ülkede bir rejim değişikliğine yol açmasının şimdilik mümkün olmadığı belirtiliyor. Tartışmalı cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra İran’da muhalefetin başlattığı gösteriler başta Tahran olmak üzere büyük kentlerde devam ederken, güvenlik kuvvetlerinin müdahalesiyle ölenlerin sayısının 20’ye yükseldiği resmî kaynaklarca bildiriliyor. Özellikle internet üzerinden seslerini duyurmaya çalışan Musavi yanlılarının verdiği bilgilere göre ise gösterilerde hayatını kaybedenlerin sayısı bu rakamın çok üzerinde. Tahran Üniversitesi öğrencilerinin yönetimi protesto etmek için başlattıkları ve çok sayıda öğrencinin ölümü ve yaralanmasıyla sonuçlanan 1999’daki eylemlerden sonra İran ilk kez böylesine büyük bir halk hareketine sahne oluyor. Haber bültenlerine yansıyan görüntüler olayların cesametini ortaya koymakla birlikte, mevcut İran rejiminin bu protesto gösterileri sonucunda değişeceğine, ya da İran’da Gürcistan ve Ukrayna’dakilere benzer bir “devrim” meydana geleceğine ihtimal vermek mümkün değil. 4 ÖNEMLİ SEBEP İran’da rejim 30 yıl boyunca, bütün yozlaşmasına rağmen, öylesine kökleşmiş durumda ki, sürüp giden gösterilerle bu rejimi devirmek söz konusu olamaz. Zira en az dört sebeple Musavi’nin önderlik edeceği bir rejim değişikliği denemesinin başarısız olması mukadder. Birincisi, Şia’da var olan “merci-i taklid” anlayışının yaşayan beş imamından biri durumundaki Ayetullah-ı Uzma (Büyük Ayetullah) Ali Hamaney’in, seçimlerde hile olmadığını söyleyerek Ahmedinejad’a destek vermesi. Bir dinî liderin ya da bir kanaat önderinin herhangi bir ülkede bu yönde bir açıklama yapması, halkın seçim sonuçlarına dair düşüncelerine çok fazla tesirde bulunmayabilir. Ama söz konusu ülke İran ise ve her Şii kendisine taklid mercii olarak seçtiği bir İmam’ın davranış biçimlerini tekrar etmek zorundaysa, hatta Şii ulemanın ekseriyetine göre İmam’ı taklid etmek “vacib” sayılıyorsa, böyle bir durumda İran halkının büyük çoğunluğunun Ali Hamaney’in sözlerinden sonra Musavi’yi desteklemekten vazgeçeceğini bekleyebiliriz. Ayetullah Humeyni’nin ölümünden sonra “rehber” seçilen Ali Hamaney’in gücünü, Ayetullah-ı Uzma Ali Sistani’nin Irak Şiileri üzerindeki etkisiyle mukayese edersek belki daha iyi anlayabiliriz. Fakat Hamaney’i Sistani’den daha da etkin kılan özellik ise, Humeyni’nin geliştirdiği “velayet-i fakih” yaklaşımının temsilcisi oluşu. Yani, Hamaney sadece beş “merci-i taklid”den biri değil aynı zamanda, Şia’ya göre, “kayıp 12. İmam Muhammed el Mehdi”nin dünyaya dönüşüne kadar kendisine velayet edecek kişi. Ve bugün, böyle bir gücü elinde bulunduran kişi Ahmedinejad’ın yanında duruyor. İkincisi, 1979 devriminden sonra ikiye bölünen İran ordusunun durumu. Humeyni’nin talimatıyla oluşturulan ve bugün doğrudan dini lider Hamaney’e bağlı olarak hareket eden Devrim Muhafızları’nın yanı sıra, İran ordusunun kara, hava ve deniz kuvvetlerinin bir bölümü de yine doğrudan dini lidere bağlı durumdalar. Geri kalanı da zaten cumhurbaşkanı Ahmedinejad’ın kontrolünde. Böyle bir durumda, Musavi yanlılarının barışçı protesto gösterilerinin ötesine geçerek, rejimi değiştirmeye dönük adımlar atmalarının kendileri için çok trajik sonuçlar doğurabileceğini unutmamak gerekir. Ordunun bir bölümü ileride Musavi yanında yer alsa bile, böyle bir durumda da ülke kanlı bir iç savaşa sürüklenir. Üçüncüsü, Gürcistan ve Ukrayna devrimlerinin aksine, İran’daki muhaliflere dışarıdan, özellikle ABD’den yapılacak bir desteğin hiçbir anlam ifade etmemesi. İran, Batı dünyasından yıllardır öylesine izole olmuş durumda ki, ABD destek veriyor diye, Musavi’nin İran toplumundaki siyasi desteğini artırması mümkün olmaz. Tam tersine, yıllarca yapılan propagandayla toplumun büyük bölümünde artık kesin bir önyargı haline gelen ABD karşıtlığı, sırtlarını “dışarıya” dayamak isteyenlere karşı da sosyal bir öfkenin patlamasına yol açabilir. Bunun gayet iyi farkında olan Cumhurbaşkanı Ahmedinejad, muhalefet ile ABD arasında ilişki olduğunu ima eden açıklamalar yapmaya başladı bile. MUHALEFETİN YANLIŞLARI Her ne hikmetse, Musavi yanlıları, sokak gösterileri sırasında “Benim oyum nerede” yazan İngilizce dövizler taşıyarak bu imayı güçlendirecek davranışlarda bulunuyorlar. Benzer bir hatayı 2006’daki Azerbaycan parlamento seçimlerinde Azadlık Partisi lideri Ali Kerimli de yapmış ve ABD’nin desteğini almaya çalışmıştı. Bu ise, halk nezdindeki desteğinin azalması sonucunu vermişti. Dördüncüsü, 1979 devriminin temel itici güçlerinden olan İran burjuvazisi yani “bazaar” tam olarak Musavi’nin yanında yer almıyor. Küresel ekonomik buhranın ve düşen petrol fiyatlarının çok kötü etkilediği İran’da ticaret erbabı bir şeylerin değişmesini istiyor elbette. Özellikle, yolsuzlukların ortadan kalkması burjuvazinin ortak talebi. Fakat tüccar ülkenin daha büyük bir istikrarsızlığa sürüklenmesini ve çıkarlarının, “sonu belli olmayan bir macera” sebebiyle daha da zarar görmesini arzu etmiyor. Dahası, devrimden sonra ekonominin can damarı olan birçok sektör dini vakıfların yönetiminde. Bunlar ise Ali Hamaney’in sözünden çıkmıyorlar. Bütün bu amilleri bir araya getirdiğimizde, Ali Hamaney’in desteğini arkasına alan Mahmud Ahmedinejad’ın seçimlerde yolsuzluk yapıldığı iddialarını asla kabul etmeyeceği açıkça ortaya çıkıyor. Bununla birlikte, eğer Ahmedinejad, reformcuların taleplerinin bir bölümünü yeni görev süresi içinde gerçekleştirmezse, rejim daha da sertleşirse ve reformcu-muhafazakâr ayrımının yanına etnik ayrımlar da eklenirse, önümüzdeki yıllarda İran’ın çok daha ciddi siyasi buhranlar yaşayacağını tahmin edebiliriz. Belki o zaman, 2009 seçimlerinden sonra olanlar, o gün yaşanacakların bir provası olarak anılacaktır. Hiçbir totaliter rejim sonsuza kadar yaşayamaz. İran’da da rejim bir gün mutlaka değişecektir. Bu değişim, 70 yıllık komünist SSCB’yi, komünist ideolojiye gösterdiği tartışmasız sadakatle yükseldiği makamı kullanarak yıkan Gorbachov benzeri bir kişinin eliyle olacaktır. Yani, İran’da köklü değişimin öncülüğünü Musavi’den değil, ulemadan beklemek gerekiyor. Musavi taraftarlarının gösterileri aralıksız sürüyor.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 102936
    % 0.66
  • 4.5535
    % -0.66
  • 5.383
    % -0.23
  • 6.1314
    % -0.15
  • 189.573
    % -0.31
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT