BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Üç aylar başladı

Üç aylar başladı

Resûlullah Efendimiz, Recep ayının başında “Ya Rabbî, Receb ve Şa’bân aylarını bizler için mübârek kıl ve bizi Ramazân ayına da eriştir” diye duâ ederdi



Bildiğiniz gibi, 23 Haziran [30 Cemâzil-âhır 1430] Salı’yı 24 Haziran Çarşamba’ya bağlayan gece, Receb ayının ilk gecesi idi. Binâen aleyh 24 Haziran Çarşamba günü, mübârek üç aylar ve bunların ilki olan, içerisinde 2 mübârek gecenin [“Regâib” ve “Mi’râc” kandillerinin] bulunduğu ve Âdem aleyhisselâmdan beri ta’zîm ve hürmet edilen bir ay ve üç ayların ilki olan Receb ayı [1 Recebü’l-ferd 1430] başlamış bulunmaktadır. Hemen bir gün sonra da, 25 Haziran [2 Receb] Perşembeyi 26 Haziran [03 Receb] Cumaya bağlıyan gece Regâib gecesi idi. Evvelki gün yanî 24 Haziran 2009 Çarşamba günü, üç ayların ilki olan Recep ayının başlaması münâsebetiyle, biz bugünkü ve yarınki makâlelerimizde, birazcık mübârek üç ayların öneminden bahsedeceğiz... Halkımız arasında “Üç Aylar” diye anılan “Recebü’l-ferd”, “Şa’bânü’l-muazzam” ve “Ramazânü’l-mübârek” aylarının, İslam dininde özel yerleri vardır. Resûlullah Efendimiz, Recep ayının başında “Ya Rabbî, Receb ve Şa’bân aylarını bizler için mübârek kıl ve bizi Ramazân ayına da eriştir” diye duâ ederdi; kezâ Şa’bân ayına çok değer verir ve bu ayda çok oruç tutardı. Âişe vâlidemiz (radıyallahü anhâ) buyuruyor ki: “Resûlullahın, [Ramazân ayı müstesnâ olmak üzere] hiçbir ayda, Şa’bân ayından daha çok oruç tuttuğunu görmedim. Bazen Şa’bânın tamâmını oruçlu geçirirdi.” [Buhârî] Resûlullah Efendimize, Şa’bân ayında niçin çok oruç tuttuğu sorulduğu zaman buyurdu ki: “Şa’bân, öyle fazîletli bir aydır ki, insanlar bundan gâfildirler. Bu ayda ameller, âlemlerin Rabbine arz edilir. Ben de amelimin oruçlu iken arz edilmesini isterim.” [Nesâî] Bu konudaki diğer bir hadîs-i şerîf de şöyledir: “Ramazandan sonra en faziletli oruç, Şa’bân ayında tutulan oruçtur.” [Tirmizî] Üç ayların birincisi olan Receb, Allahü teâlânın ayı; ikincisi olan Şa’ban, Peygamber Efendimizin (sallallâhü aleyhi ve sellem) ayı; Ramazân-ı şerif de ümmet-i Muhammed’in ayı olarak bilinmektedir. Kezâ Receb ayının afv ve mağfirete, bu ayı ta’kîb eden Şa’bân ayının şefâate, Ramazan ayının da sevâpların kat kat verilmesine mahsûs aylar olduğu bildirilmiştir. Yine Recep ayının tevbe, hürmet ve ibâdet ayı; Şa’bân ayının muhabbet ve hizmet ayı; üç ayların üçüncüsü ve bütün ayların da sultânı olan Ramazân ayının ise yakınlık ve ni’met ayı olduğu ifâde edilmiştir. Meşhûr velîlerden Zünnûn-i Mısrî hazretleri: “Recep ayı tohum ekme, Şa’bân ayı sulama, Ramazân ayı ise hasâd ayıdır. Yani ekip suladığını biçip toplayacak bir aydır. Herkes ektiğini biçer; amelinin, ibâdetinin karşılığını alır. Tohum ekmeyen, hasâd mevsimi gelince pişmân olur“ buyurmuştur. Bu ayların her üçüne de hürmet etmelidir. Hürmet etmek ise, günâhlardan uzaklaşmakla ve ibâdetleri yapmakla olur. Hürmet edip, saygı gösteren, kat kat karşılığını görecektir. Fakat, bu mübârek zamanlarda, va’dedilen sevâplara kavuşabilmek için, her şeyden önce i’tikâdı düzeltmek lâzımdır. İlmihâl bilgilerini öğrenmek ve yaşayışını bunlara uygun hâle getirmek gerekir. Ayrıca çok tevbe ve istiğfâr etmeli, kazâya kalmış namazlarını, oruçlarını, zekâtlarını, sadaka-i fıtırlarını, kurbânlarını hemen kazâ etmeye başlamalıdır. Bir an önce bu borçlardan kurtulmak için çalışmalıdır. DÜNY İMTİHÂN YERİDİR Bilindiği gibi bu dünyâ bir imtihân yeridir. Bu imtihânda muvaffak olmak için, İslâmiyetin emrettiği gibi inanmak ve farz kılınan ibâdetleri yapmak, yasaklanan şeylerden kaçınmak lâzım ve şarttır. Yüce Rabbimiz Kur’ân-ı kerîmde, Mülk sûre-i celîlesinin 2. âyet-i kerîmesinde: “Hanginizin daha güzel amelde bulunacağını imtihân edip ortaya çıkarmak için ölümü de, hayâtı da yaratan O’dur...” buyurmuştur. Hakîkatte, bütün insanların yaratılmalarındaki maksat, Allahü teâlâya ibâdet etmeleridir. Nitekim Allahü teâlâ, Kur’ân-ı kerîm’inde, Zâriyât sûresinin 56. âyet-i celîlesinde meâlen: “İnsanları ve cinnîleri, ancak (beni bilmeleri, tanımaları) bana ibâdet etmeleri için yarattım” buyurmuştur. Yine Allahü teâlâ buyuruyor ki: “(Ey Resûlüm!) De ki: Duânız [îmânınız, ibâdetiniz, kulluk ve yalvarmanız] olmasa, Rabbim size ne diye değer versin? (Ey inkârcılar! Resûl’ün size bildirdiklerini) kesinkes yalan saydınız; onun için, azâp yakanızı bırakmayacaktır!” [Furkân, 77]
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT