BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kriz, KOBİ ve banka

Kriz, KOBİ ve banka

Eh, ne de olsa kriz dönemi, evdeki hesabın çarşıya uymaması normal tabii. De... Ayağını yorganına göre uzatma alışkanlığı olmayanlar ne yapsın?!. Onlar için kriz felakete dönüştü. Türk işletmelerinin hem yorgan hesabı yapma alışkanlığı yok, hem de kriz çok sık yaşanıyor bu ülkede. Aha son kriz. Büyük işletmeler hadi neyse de bilhassa KOBİ diye nitelendirilen küçük ve orta ölçekli işletmeler fazlasıyla etkilendi krizden. En fazla da finans yönünden. Büyük şirketler, pazardaki daralmaya ve kapasite kullanımındaki düşüşe rağmen finans krizi yaşamadı.



Eh, ne de olsa kriz dönemi, evdeki hesabın çarşıya uymaması normal tabii. De... Ayağını yorganına göre uzatma alışkanlığı olmayanlar ne yapsın?!. Onlar için kriz felakete dönüştü. Türk işletmelerinin hem yorgan hesabı yapma alışkanlığı yok, hem de kriz çok sık yaşanıyor bu ülkede. Aha son kriz. Büyük işletmeler hadi neyse de bilhassa KOBİ diye nitelendirilen küçük ve orta ölçekli işletmeler fazlasıyla etkilendi krizden. En fazla da finans yönünden. Büyük şirketler, pazardaki daralmaya ve kapasite kullanımındaki düşüşe rağmen finans krizi yaşamadı. İşletme sermayeleri yeterli olduğu gibi yönetimleri de güçlüydü çünkü. KOBİ’ler öyle mi ya?!. Hemen hepsi zor duruma düştü. Sebep belli: İşletme finansmanı. Yok! Bankalar da kredi taleplerini reddediverince, feryat etmeye başladılar. Kriz, adı üstünde kriz. Değdiği yeri delip geçiyor. Ancak, faydası da var bu meretin! Krizin işletmeler üzerindeki etkisini şöyle sıralamak mümkün. Bir... işletmelerin bir kısmı krizle birlikte yok olup gidiyor. İki... bir kısmı ise zar zor da olsa ayakta kalmayı başarıyor. Üç... diğer bir kısmı ise krizden güçlenerek çıkıyor. Krizden Güçlü çıkmayı kim istemez ama her işletme yapamıyor bunu! Krizden güçlü çıkan işletmeler, elbette ki işletme sermayesi olan, yahut da banka kredisi kullanabilen işletmeler oluyor. Aksini düşünmek mümkün mü? Finansmanı, insan kaynakları, pazarı ve iş planı yani yol haritası var. Böyle bir işletme güçlü çıkmasın da ne yapsın? Rakipleri piyasadan çekilmiş her şeyden önce. Pazarda at koşturuyor. Kriz döneminde üretimi ve kârlılığı düşse dahi krizden pazarın iddialı şirketlerinden biri olarak çıkıyor. Garanti Bankası Genel Müdür Yardımcısı Nafiz Karadere, “Bizim” dedi. “En son isteyeceğimiz şey, müşterimizin zor duruma düşmesidir.” Bir bankacının can-u gönülden isteyeceği bir şeydir bu. Ne mudisini kaybetmek ister, ne de kredi verdiği müşterisini. Fakat, tercih yapabilir. Hakkı da var buna. Verdiği kredi geri dönsün ister çünkü. Kanun da bunu emreder zaten. “Borcu, geri alabileceğin kişi ve kuruluşlara ver!” Garanti Bankası’nın büyük işletmelere kullandırdığı kredilerin geri dönmemesi diye bir risk yokmuş mesela. KOBİ’lerde ise krizle birlikte tahsilatı geciken kredi oranı yüzde 3-3.5 olmuş. Krizden önce yüzde 1 imiş halbuki. İş bu safhaya gelince bankanın takındığı tavır çok önemli. Hukuki takibi bekleyip işletmenin nesi varsa, hepsini haczetmek yolunu tercih edebilir. Böyle bir hakkı var bankanın. “Bu yolu hiç düşünmedik” dedi Karadere. “İdarî takibe düşen müşterilerimizi aradık ve yüzde 40’ının borcunu yeniden yapılandırdık.” Büyük rakam. Bu iş için 135 kişi görevlendirmişler ayrıca. “Ne görüşeyim. Ödeme gücüm yok“ deyip görüşmek istemeyenlere bankanın da yapacağı bir şey kalmıyor tabii.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT