BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Şâfiî fıkıh âlimi Yûsuf bin Yahyâ

Şâfiî fıkıh âlimi Yûsuf bin Yahyâ

Ebû Ya’kûb el-Buveytî, İmâm-ı Şâfiî’nin en yakın arka-daşlarındandır. İmâm-ı Şâfiî’nin vefâtından sonra yerine geçip, çok âlim yetiştirmiştir...



Yûsuf bin Yahyâ, Şâfiî mezhebinin en büyük âlimlerinden ve İmâm-ı Şâfiî’nin en kıymetli arkadaşlarındandır. İsmi Yûsuf bin Yahyâ el-Mısrî olup, lakâbı Ebû Ya’kûb el-Buveytî’dir. 231 (m. 845)’de Bağdâd’da Receb ayında şehîd edildi... HER DEVİRDE HASETÇİ VARDIR! İmâm-ı Şâfiî’den hadîs-i şerîf öğrenen Ebû Ya’kûb el-Buveytî aynı zamanda İmâm-ı Şâfiî’nin fıkhını da en iyi şekilde yine ondan öğrenmiştir. İmâm-ı Şâfiî’nin hastalığı sırasında, onun ilim halkasında kimin ders vereceği husûsunda, Buveytî ile İbn-i Abdülhakem arasında fikir ayrılığı görüldü. Bu haber İmâm-ı Şâfiî’ye ulaşınca; meclîsinde ilim öğretme hakkının Buveytî’ye âit olduğunu söyledi. İmâm-ı Şâfiî’nin vefâtından sonra, onun yerine geçen ve bu vazîfesini gâyet güzel yapıp birçok âlim yetiştiren, devlet adamlarının da i’timâdını kazanan Buveytî’yi çekemeyen hased eden kimseler, onu Irak’taki İbn-i Ebî Dâvûd’a mektûb yazıp şikâyet ettiler. İbn-i Ebî Dâvûd da Mısır vâlisine mektûb yazıp, Buveytî’yi imtihan etmesini istedi. O da imtihan etti ve herhangi bir cevap yazmadı. Çünkü onun Buveytî hakkındaki görüşü iyiydi. Bunun üzerine vâli Buveytî’ye, “Benimle senin aranda bir şey mi oldu?” diye sordu. Buveytî: “Bana yüzbin kimse uyuyor” dedi. Başka bir cevap vermeden oradan ayrıldı. Bu sözüyle neyi kasdettiği anlaşılamadı. Bu şikâyetler çoğalınca, boynuna ve ayaklarına zincirler vurularak, Mısır’dan Bağdâd’a götürüldü. Asıl mes’ele ise, Kur’ân-ı kerîmin mahlûk olup olmaması mes’elesi idi. O zaman “Kur’ân-ı kerîmin mahlûk olduğu” yanlış inancına sâhib olan Mu’tezile fırkasında olan kimseler, her yere hâkim idiler. Buveytî ise Kur’ân-ı kerîmin mahlûk olmadığını, Allah kelâmı olduğunu beyân ediyor, Ehl-i sünnet i’tikâdını yayıyordu... ZİNDANDA ŞEHİT EDİLDİ Buveytî hazretleri, zindanda zincirlere bağlanmış olduğu hâlde vefât edip, Allahü teâlâya kavuştu. Hocası, büyük âlim ve velî olan İmâm-ı Şâfiî, onun bu hâlde vefât edeceğini, vefâtından önce kerâmeten bunu haber vermişti. Rebî’ diyor ki: “Ben, Müzenî ve Buveytî, İmâm-ı Şâfiî’nin huzûrunda idik. İmâm-ı Şâfiî bana ‘Sen hadîs-i şerîf aramak yolunda öleceksin’, Buveytî’ye ‘Sen zincirler içinde öleceksin’, Müzenî’ye de ‘Bu adam ise, şeytan onunla münâzara etse yenilirdi’ buyurdu. Hakîkaten de daha sonra, aynen İmâm-ı Şâfiî’nin buyurduğu, gibi oldu.”
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT