BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Şükretmek...

Şükretmek...

Hayatımın hemen her anında hep şükretmişimdir... Şartlarım her ne olursa olsun, ne kadar kötü durumda olursam olayım, ne kadar dipte olursam olayım hep ama hep, “Buna da şükür” dedim... Çünkü biliyorum ki başıma gelen her şey Allah’tan. Bir yerim ağrısa bile, “Buna da şükür” dedim. Rabbim, dermanı olan dert verdiği için... Bu yazımı yazdığım gün mübarek Recep ayı’nın ilk günü. Yarın da kandil. Gerçi yazım cumartesi çıkacak ama olsun, yine de içimden yazmak geldi.



Hayatımın hemen her anında hep şükretmişimdir... Şartlarım her ne olursa olsun, ne kadar kötü durumda olursam olayım, ne kadar dipte olursam olayım hep ama hep, “Buna da şükür” dedim... Çünkü biliyorum ki başıma gelen her şey Allah’tan. Bir yerim ağrısa bile, “Buna da şükür” dedim. Rabbim, dermanı olan dert verdiği için... Bu yazımı yazdığım gün mübarek Recep ayı’nın ilk günü. Yarın da kandil. Gerçi yazım cumartesi çıkacak ama olsun, yine de içimden yazmak geldi. Sadece iyi şeylere değil bazen başımıza gelen kötü şeylere bile şükretmemiz lazım. Belki sonrasının güzelliği için bunların yaşanması gerekiyordur. Benim şükredecek o kadar çok şeyim var ki... Hem de o kadar çok ki... En başta sağlığım, sonra evimdeki huzurum, imkanlarım her şey her şey için şükrediyorum Rabbime... Hadi durmayın şükredin... Birisi size bir şey ikram ettiğinde ilk söylediğiniz şey nedir? “Teşekkür ederim” değil mi?... O zaman bizlere bu kadar imkanları; sağlığı, hayatı, sevgiyi, güzellikleri veren Yaradana neden teşekkür etmiyoruz?... Tam da şu anki duygularımın tercümanı olacak Can Yücel’e ait mısraları sizinle paylaşmak istiyorum; ... Farkı fark etmeli, fark ettiğini de fark ettirmemeli bazen... Bir damlacık sudan nasıl yaratıldığını fark etmeli. Anne karnına sığarken dünyaya neden sığmadığını ve en sonunda bir metrekarelik yere nasıl sığmak zorunda kalacağını fark etmeli... Şu çok geniş görünen dünyanın, ahirete nispetle anne karnı gibi olduğunu fark etmeli... Henüz bebekken ‘dünya benim’ dercesine avuçlarının sımsıkı kapalı olduğunu, Ölürken de aynı avuçların ‘Her şeyi bırakıp gidiyorum işte’ dercesine apaçık kaldığını fark etmeli. Ve kefenin cebinin bulunmadığını fark etmeli. Baskın yeteneğini fark etmeli sonra. Azrail’in her an sürpriz yapabileceğini, nasıl yaşarsa öyle öleceğini fark etmeli insan... Hayvanların yolda, kaldırımda, çöplükte ama kendisinin güzel hazırlanmış mükellef bir sofrada yemek yediğini fark etmeli... Yaratılmışların en güzeli olduğunu fark etmeli ve ona göre yaşamalı. Gülün hemen dibindeki dikeni; dikenin hemen yanı başındaki gülü fark etmeli. Evinde kedi, köpek beslediği halde çocuk sahibi olmaktan korkmanın mantıksızlığını fark etmeli. Eşine ‘seni çok seviyorum’ demenin mutluluk yolundaki müthiş gücünü fark etmeli. Dolabında asılı 25 gömleğinin sadece üçünü giydiğini ama arka sokaktaki komşusunun o beğenilmeyen gömleklere muhtaç olduğunu fark etmeli. Zenginliğin ve bereketin sofradayken önünde biriken ekmek kırıntılarını yemekte gizlendiğini fark etmeli. Annesinden doğarken tertemiz teslim aldığı gırtlağını ve aşırı beslenme yüzünden sarkan göbeğini fark etmeli... Fark etmeliyiz çok geç olmadan... Ömür dediğin üç gündür, dün geldi geçti yarın meçhuldür... O halde ömür dediğin bir gündür, o da bugündür.... ... Ne güzel de anlatmış Can Yücel... Yaratılanların en “özel”i olduğumuzu ve şanslı olduğumuzu... Benim ne zaman içim sıkılsa, bu satırları okurum. Aslında “Fark etmeli” diyor ama, ben onu “Şükretmeli” diye yorumluyorum.. Gerçekten de her ne olursa olsun, halimize şükretmeyi bilmemiz gerekiyor... Zaten şükretmeyi bilen herkes mutlaka mükafatını görecektir... Hayatta hiçbir şey dört dörtlük değildir. Kalp bile atarken tık tık diye atmaz, tik tak diye atar... Yani bir alır, bir verir... İşte hayat da böyledir... Bir bakarsınız en tepedesinizdir, bir bakarsınız en dipte... Önemli olan her ikisinde de kontrolü kaybetmemektir... Nefsinizin esiri olmamaktır... Bol sevgi dolu günler dileğiyle...
Reklamı Geç
KAPAT