BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Böyle çetin ceviz görmedim”

“Böyle çetin ceviz görmedim”



Ali Cengiz, İclâl’in çekingenliğini farkedince, Sermet’in başka niyetlerle hareket ettiğini düşünüyordu. Fena halde canı sıkılmaya başlamıştı. Bunda da haklı idi. Az önceki neşesi azalmıştı. - Evet... Onunla tam kapı önünde karşılaşmamak için kasden hız kestiği besbelli, dedi. Vaziyet hoş değil. Ama bu da az çok teselli verici. Bir yandan uzaktaki durağı ve şirket çıkışını gözden kaçırmıyor, bir yandan da düşünmesine devam ediyordu: - Neyseki şirketin girişinde, merdiven başındaki sahanlıkta elektrik yanıyordu da içerisini görebildim. İclâl dosdoğru bekleme odasına girdi. Merdivenleri çıkmaya başlayan zibidiye gelince dönüp arkasına bakmadı. Buna aldanacak değilim. Herif zibidi mibidi ama zeki olduğu belli. Kızın çekingenliğini farketti. İlk anda ciddi gözükmek için dönüp bakmadı. Seni üçkağıtçı seni!... Bre döğerim ben bu herifi. O böyle düşünerek beklerken Sermet de yukarı çıkmış, dosdoğru patronun odasına girmişti. Sakallı patron, heyecanla onu bekliyordu. Hemen sordu: - Ne oldu? - Ne yazık ki bu raundun galibi o. Ömrümde böyle çetin ceviz görmedim. Acaba benden hoşlanmadı mı? Ama öte yandan buna ihtimal vermiyorum. Karşılaştığımız günden beri aklının bende olduğuna eminim. - Aynı kanaatteyim. - Öyleyse bu çekingenlik ne demek oluyor? - Bir yandan bu işi başaramayacağına dair iddialar, öte yandan kızın affetmez güzelliği, sizin paniğe kapılmanıza sebep teşkil ediyor. “Ya yenilirsem?” diye aşırı korkuyorsunuz. İşte bu yüzden bazı gerçekleri göremiyorunuz. Halbuki azıcık düşünebilseniz anlarsınız. - Neyi anlarım? - Hoppala. Aman kendinizi toplayın. Şimdiden kendinizi şartlandırın ki körkütük âşık olmayasınız. Bu takdirde yanlış yapmamak zordur. Başarı imkansızlaşır. - O cihetten endişeniz olmasın. O kıza sahip olmak arzusu, vazifeşinaslığımın yardımı ile aşkın çok ötesinde. - İşte buna memnun kaldım. İlk şaşkınlıkla hatırlayamadığınız şeyi ben hatırlatayım. Geleneksel, yani ananevi Türk-İslam terbiyesi almış bir genç kız, değil âşık, kara sevdaya tutulmuş olsa, yine de meşru görmediği bir davranışta bulunmaz. - Ah... Öyle ya... Fakat ben de bunu hesaba katarak, nezaket duygusunu istismar edeceğim. Hele gafil ânını yakalarsam. - Güzel... İşte sizden bunu beklerdim. - İclâl, benim arkamdan şirkete girdi. Fakat buna rağmen, merdivenlerden çıkarken dönüp bakmadım. Böylece sokakta iken fırsatçılık düşünmediğimi anlamış oldu. Hattâ, ciddiyet ve nezâketimden şüphe edip adımlarını yavaşlattığından dolayı mahcup bile olmuştur. - Bu ince hesapları yapmak her babayiğidin harcı değildir. - Eee... Çapkınlık sahasındaki, affetmez muvaffakiyetlerimi korkunç zekama, müthiş ruh tahlili kabiliyetime, sabır ve sebatıma, kısacası gaddar dehâma borçluyum. Eh... Bütün bunlara bir de zenginliğimi ve yakışıklılığımı eklerseniz ne olur? Patron içinden: - Bu kadar da kendini beğenmişlik olmaz. Resmen “narsist” bu herif. Fakat laf aramızda haklı da, dedikten sonra sordu: - Şimdi nasıl dâhiyâne bir plan hazırladınız? - Paydosa az kaldı. Onlardan önce çıkıp kaldırımda taksi bekler gibi yapacağım, diye başlayarak anlattı. Tesadüfen arkama bakınca onları göreceğim. - Çok güzel. Az sonra bir önceki duraktan burasını gözleyen Ali Cengiz, ansızın irkildi. - O zibidi, dedi: Çıktı... Fakat o ne?... Bir yere gitmedi. Bekliyor. Duraktan ilerde... Tam kapı önü. Görünüşte taksi kolluyor. ------------------------------------------------------------------------------------------------ * DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT