BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Darbeler hakkında

Darbeler hakkında

Dün, Anayasa’nın mahut 15. geçici maddesini kaldırarak Türk milletini utançtan kurtarmamızı, fakat Evren’e ve 13 Eylül sorumlularına yargı yolunu açmayı aslâ ve kat’a düşünmemek gerektiğini yazmıştım. Zira Türkiye’yi, böyle bir dava kıskıvrak bağlar. Bütün dünyada dikkatle izlenir. Türkler gene ne yapıyorlar? tefsirlerine konu olur. Ayrıca, belirli yüce makamlarda bulunan kişilerin yargıya, hattâ kovuşturmaya maruz kalmaları, çok istisnâî durumlarda olabilmelidir. Aksi takdirde devlet zarar görür. O makamlara gelecek kişileri de çekingenliğe sürükleyebilir.



Dün, Anayasa’nın mahut 15. geçici maddesini kaldırarak Türk milletini utançtan kurtarmamızı, fakat Evren’e ve 13 Eylül sorumlularına yargı yolunu açmayı aslâ ve kat’a düşünmemek gerektiğini yazmıştım. Zira Türkiye’yi, böyle bir dava kıskıvrak bağlar. Bütün dünyada dikkatle izlenir. Türkler gene ne yapıyorlar? tefsirlerine konu olur. Ayrıca, belirli yüce makamlarda bulunan kişilerin yargıya, hattâ kovuşturmaya maruz kalmaları, çok istisnâî durumlarda olabilmelidir. Aksi takdirde devlet zarar görür. O makamlara gelecek kişileri de çekingenliğe sürükleyebilir. Osmanlı’da ve Cumhuriyet’te devlete yararlı tek askerî darbe yoktur. Hepsi şu veya bu şekilde devleti olumsuz etkilemiştir. Bazıları yüzünden ülkeler, savaşlar kaybetmişizdir. Darbelerin hepsinden ordumuz büyük zararla çıkmıştır. Binlerce birbirinden değerli subayımız, darbeye katılmadıkları gibi bahanelerle darbeyi yapan askerî cunta tarafından ordudan çıkarılmıştır. Türkiye Devleti, taht şehri İznik olduğu halde, 1074 yılında, Türk ordusuna, büyük-hâkan Sultan Alp-Arslan’ın Malazgirt zaferine dayanarak kuruldu. 1923’te rejim değiştirdik. Devlet kurduğumuz savı, fantezidir. İmparatorluk ülkelerimiz ve kadrolarımız, cumhuriyete geçtiler. 1071 Malazgirt sonrası ordumuz, Birinci, İkinci, Üçüncü Haçlı Seferlerine karşı, inanılması zor bir dirençle, henüz geldiğimiz Anadolu’yu savundu. İran, Türkistan, daha nice ülke bizimdi. Anadolu’yu bırakın geldiğimiz coğrafyaya dönmeyi aklımızdan geçirmedik. Ancak pis askerî darbeler sebebiyle 1878’de kısmen ve 1913’te tamamen, devletimizin ikinci kanadı olan 500 yıllık Rumeli’ni kaybettik. Ordu faktörü, Millî Mücadele ile devletimizde ağırlığını devam ettirdi. Modern ordumuzun kurucusu Sultan Mahmud gibi Atatürk de Türk subayının politikaya girmemesini, devletin temel ilkesi olarak titizlikle savundu. 1960’ta bu temel ilke, derinlemesine ihlâl edilmiştir. Devlet zaman zaman yanlış icraata maruz kalır. Ancak bu, bazı subayların darbe yapmalarını mazur gösteremez. Ordumuz, tektir, alternatifi yoktur, göz bebeğimizdir. Subayımız, en büyük özenlerle yetiştiriliyor. Avrupa Birliği’nin demokrasi dünyası gereklerine uyum sağlayarak daha da büyük millî saygınlık kazanacaktır. Darbe ile böyle bir saygınlık kazanılamayacağını idrâk edecek seviyededir. Birtakım maceracı ve beleşçi sivillerin teşviklerine kapılmaları ihtimali yoktur.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT