BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > “Öylesine nefret doluydum ki!..”

“Öylesine nefret doluydum ki!..”

Doktor, Hacer’i dikkatle muayene ettikten sonra kaşlarını kaldırarak ayakta beklemekte olan Betül’e döndü:



Doktor, Hacer’i dikkatle muayene ettikten sonra kaşlarını kaldırarak ayakta beklemekte olan Betül’e döndü: - Her şey normal görünüyor. Bir de tahlil sonuçlarına bakalım. Beslenmesine dikkat edecek, bir de hareket yapması lazım. Benim tahminim doğuma iki buçuk ay falan var. Betül başını salladı: - Ben de öyle sanıyorum hocam, çok teşekkür ederim. Hacer muayene yatağından kalkıp giyindi. Merakla konuşulanları dinliyordu. Betül genç kadına döndü ve onu bilgilendirdi: - Bak Hacer, hocam her şeyin normal olduğunu söylüyor. Bir ay sonra yeniden geleceğiz kontrole. Biraz hareket edeceksin, yürüyüş yapacaksın, beslenmene dikkat edeceksin. Şimdi tahlillerine bakacağız, belki, takviye birkaç ilacın olabilir. Her şey normal yani... Hacer sevinmişti: - Allah razı olsun abla... Hastaneden çıktıkları zaman Betül gözlerini yoldan ayırmadan sordu: - Seni biraz durgun görüyorum Hacer... Genç kadın içini çekti: - Hakan’ımı düşünüyorum abla, kim bilir yavrum nerede, ne halde, daha beş buçuk yaşında abla, bu kurt kapanıyla dolu şehirde ne yapar o çocuk? Betül kırmızı ışıkta durmuştu. Dönüp Hacer’in yüzüne baktı: - İnan ki benim de aklım almıyor Hacer, beş buçuk yaş yahu! Olacak şey değil. Nasıl bulamazlar bu çocuğu, nereye kadar gidebilir ki!.. Bu işe ben de senin kadar inanamıyorum... Yeşil yanmıştı. Betül vitesi değiştirip gaza dokundu. Araba yaylanarak kalktı. - Bugün arkadaşımı arayacağım. Telefonla durumu bildirip babasına söylemesini istemiştim. Bugün bir kurcalayalım bakalım. Bir şeyler var mı? Hacer gözleri dolu dolu minnetle baktı genç kıza: - Ben sizin hakkınızı nasıl öderim ablam, ne yaparım da bu borcu öderim. Benim hayatımın sonuna kadar sırtımdır yeriniz... Ne yapardım ben bir başıma sokaklarda abla, bir cesaret geldi işte vurdum kapıyı çıktım. Bir güven geldi, korkular yok oldu. Öylesine ızdırap doluydum, öylesine nefret doluydum ki, görmedi gözüm bir şeyi. Ama şimdi düşünüyorum da, biraz oyalansaydım bir yere gidemezdim. Kalırdım Yaşar’ın yanında yine. Dayak, yoksulluk, ızdırap, karnımdaki yavrumu da kaybederek ortada kalırdım. Betül dudaklarını ısırdı. Onun da gözleri dolmuştu: - Artık düşünme Hacer, geriye bakma, inşallah oğlundan da bir haber alırız, her şey düzelir... DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT