BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Kültür Bakanımıza saygıyla derim ki: Madımak kel başa şimşir tarak -l-

Kültür Bakanımıza saygıyla derim ki: Madımak kel başa şimşir tarak -l-

Sayın Bakan! 16 yıl önce, yine bu sütunda, Yakıştı mı sana ey koca Sivas başlıklı yazımda şöyle bir iddiada bulunmuştum: Sivas’taki Madımak faciasını cehalet, gaflet, vahşet... kelimeleriyle ifade edemeyiz. Bu kelimelerden bin misli daha kuvvetli yeni kelimeler bulmalı hadiseyi o kelimelerle lânetlemeliyiz! demiştim.



Sayın Bakan! 16 yıl önce, yine bu sütunda, Yakıştı mı sana ey koca Sivas başlıklı yazımda şöyle bir iddiada bulunmuştum: Sivas’taki Madımak faciasını cehalet, gaflet, vahşet... kelimeleriyle ifade edemeyiz. Bu kelimelerden bin misli daha kuvvetli yeni kelimeler bulmalı hadiseyi o kelimelerle lânetlemeliyiz! demiştim. Sivas faciasından iki gün veya üç gün sonra, birtakım câniler, Erzincan’ın Başbağlar Köyünü basmışlar, orada 32 Sünnî vatandaşımızı, hayvanlarıyla birlikte yakarak kaçmışlardı. Başbağlar’da bazı evlerin duvarlarına, kocaman harflerle beyinlerinin ve yüreklerinin karanlığını yazmışlardı: “Sivas’ın intikamını aldık!” demişlerdi. O tarihte Erzincan Valisi, rahmetli Recep Yazıcıoğlu idi. Yazıcıoğlu Denizli’ye tayin olduğunda orada kendisine o Başbağlar faciasını sormuştum. Bana: “Ben Başbağlar köyünü basarak 32 vatandaşımızı yakanları bularak adalete teslim ettim. O tarihte, Erzincan savcısı devrimci ve ilerici bir kimseydi. Aramız yoktu. Benim yakalattığım cânileri “Ben bu Valinin tutup getirdiği kimseleri tevkif edemem!” diyerek serbest bıraktı. Onlar da yurt dışına kaçtılar. Dikkat ediyor musunuz bizim basınımız, Başbağlar faciası üzerinde hiç durmuyor. “Bu köyü kim bastı? 32 vatandaşımızı kim yaktı?” diye hiç sormuyor. Kimse caddelere çıkarak Başbağlar dehşetini telin için yürümüyor. Kâtiller bulunsun! diye bağırıp çağırmıyor. Niçin? Yani Sivas’ta yakılanlar insandır da, Başbağlar’da yakılanlar 32 sayfalık kullanılmış, eskimiş, yırtılmış bir çocuk defteri midir? Şimdi varsa yoksa Sivas! Burada bir oyun var!” demişti. Sayın Bakan! İnsaf ve idrak sahibi olan herkesin beynini donduran bu iki mel’un hadise üzerinden, 16 yıl geçti. 16 yıldan beri birtakım insanlar her 3 Temmuzda sokaklara dökülerek bağırıp çağırıyorlar: “Sivas’ın intikâmı alınacak!” diyorlar. Sivas’ın intikamı kimden alınacak? Başbağlar Köyünde yakılan 32 mâsum vatandaşımız yetmiyor mu? Madımak faciasının failleri olarak içeriye alınanlar, bazı kişilerin ve kuruluşların öfkelerini dindirmiyor mu? Dindirmeyecek mi? Hayır dindirmiyor! Dindirmeyecek. Peki Sivas’ın intikâmını kimden alacaklar? Milletimizden alacaklar! Devletimizden alacaklar! Vatanımızdan alacaklar! Şimdi “Sivas’ın intikâmı alınacaktır!” nâralarının, yanına bir yenisi daha eklendi: “Madımak lokantası müze yapılsın!” Peki ne olacak Madımak lokantası müze olunca? Zaman zaman patlayan, bir lağım kanalı iğrençliğiyle ortaya çıkan bu kardeş kavgası, bu Alevî-Sünnî düşmanlığı ortadan kalkacak mı? Hayır. Sivas benim memleketim. Sivas benim gönlümde bir Sultan şehir. Ama, sadece Sivas’ta değil, bütün Türkiye’de bu Alevî-Sünnî çekişmelerini korkunç üstü korkunç bir cehalet emziriyor. Siz Hükümet olarak, bu korkunç cehaleti ortadan kaldırmadan, Madımak Otelini altın çerçeveler içerisine alıp gökyüzüne assanız bile, yeni Madımak ve Başbağlar vahşetlerinin önüne geçemezsiniz.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT