BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kültür Bakanımıza saygıyla derim ki: Madımak kel başa şimşir taraktır -V-

Kültür Bakanımıza saygıyla derim ki: Madımak kel başa şimşir taraktır -V-

Sayın Bakan Devletimiz, okullarımızda, çocuklarımıza, solucanın sindirim sistemini öğretiyor da, terliksi hayvanın hareket tarzını ezberletiyor da, Alevîlik hakkında hiçbir bilgi vermiyor. Yani solucanların sindirim sistemleri iki yüz milyonluk Türk dünyasının birliğinden, huzurundan daha mı önemli? Ah keşke, Cumhuriyetimiz ilân edildiğinde, okullarımıza din kültürü dersleri konulsaydı. O derslerde, Alevîlik nasıl doğmuşsa, Hz. Ali ve Ehl-i beyt, neye inanmışsa, nasıl yaşamışsa, olduğu gibi çocuklarımıza anlatılsaydı, inanıyorum ki Türkiye, bugün daha huzurlu, daha medenî bir ülke çizgisinde bulunurdu. Sivas’ta, Başbağlar’da... kardeş kardeşi yakmazdı.



Sayın Bakan Devletimiz, okullarımızda, çocuklarımıza, solucanın sindirim sistemini öğretiyor da, terliksi hayvanın hareket tarzını ezberletiyor da, Alevîlik hakkında hiçbir bilgi vermiyor. Yani solucanların sindirim sistemleri iki yüz milyonluk Türk dünyasının birliğinden, huzurundan daha mı önemli? Ah keşke, Cumhuriyetimiz ilân edildiğinde, okullarımıza din kültürü dersleri konulsaydı. O derslerde, Alevîlik nasıl doğmuşsa, Hz. Ali ve Ehl-i beyt, neye inanmışsa, nasıl yaşamışsa, olduğu gibi çocuklarımıza anlatılsaydı, inanıyorum ki Türkiye, bugün daha huzurlu, daha medenî bir ülke çizgisinde bulunurdu. Sivas’ta, Başbağlar’da... kardeş kardeşi yakmazdı. İşte biz, 1059 yıldan beri, halkımıza anlatamamışız ki, sevgili peygamberimizin öz amcaları arasında bile kâfir olanlar vardı. Mesela, Bedir Savaşına kadar, Hz. Abbas Müslüman değildi. Ebu Leheb ve karısı, ölünceye kadar, İslamiyete ve peygamberimize düşmanca yaşadılar. Allahın Resulü bu durumdan üzüntü duyunca, Yunus Suresi nâzil oldu: “Eğer Rabbin dileseydi yeryüzündekilerin hepsi iman ederdi. O halde, insanların mü’min olmaları için sen mi zorlayacaksın? (Yunus Suresi 99. ayet) Aynı surenin 100. ayetinde denildi ki: “Allahın izni olmadıkça, hiçbir kimsenin iman etmesi mümkün değildir!” Bu bakımdan sevgili peygamberimiz, amcalarının bile, damadının bile Müslüman olmaları için zor kullanmadı. Onların öldürülmelerini istemedi. O, sadece Yaradanın kitabını yumuşaklıkla tebliğ etti. Yunus Emre, Yunus Suresinin ışığında şöyle yazmadı mı: “Elif okuduk ötürü / Bazar eyledik götürü Yaradılanı hoş gördük / Yaradandan ötürü” İslamda en büyük günah, Allaha ortak koşmaktır. Doğru! Ama İslam anlatıldıktan sonra, İslama inanmayanlara, Allaha ortak koşanlara baskı yapmak, zor kullanmak, Kur’ana göre yanlıştır. Şimdi bizde, şu 21. yüzyılda, bazı Sünniler, Alevîliği şu veya bu şekilde anlayanlardan rahatsızlık duyuyor. Hz. Ali’ye ilâh diye bakmayı Alevîlik sayan bazı kişilerin üzerine yürüyenler var. Bu yol, yanlıştır. Cumhuriyetin ilânından sonra, Şeref Aykut, Edip Ayel, Behçet Kemal Çağlar, Kemalettin Kamu... gibi Sünni kişilerin Kemalizm’i yeni bir din, Atatürk’ü de bu yeni dinin hem peygamberi, hem de Allahı olarak göstermeye çalışmaları nasıl bütün Sünni camiaya mal edilemezse, bazı Alevî muhitinde doğan, büyüyen kimselerin de Alevîlikten koparak Hz. Ali efendimize uluhiyet izafe etmeleri veya sünnetten korkmaları, kopmaları bütün Alevî camiaya yüklenemez. Hatta, hatta, hatta, Alevî olduklarını iddia eden bazı kimseler, Alevîliği İslâm dışı gösterseler bile, onların söz söyleme ve yaşama hakları ellerinden alınamaz. Kime ne? Kime ne? Kime ne? Türkiye’de Rumların, Ermenilerin, Yahudîlerin, Mecusîlerin, Ateistlerin yaşama hakları vardır da Alevîlerin neden olmasın? Aziz Devletimiz insanlarımızı, Yunus Suresinin aydınlığıyla, hoşgörüsüyle yetiştirmiş olsaydı, yüz okul yapmaktan, yüz müze açmaktan çok daha hayırlı bir iş yapmış sayılırdı. Şimdi sizin müze hâline getireceğiniz Madımak’ın yarın çok cahil bir kimsenin hışmına uğramamasını dilerim efendim!..
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT