BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > TSK adına bilgiyi kim verir?

TSK adına bilgiyi kim verir?

TSK kaynaklarına dayanarak haber yapılmasında sakınca yok. Ancak o kaynaklar neden ismini ve yüzünü gizler? TSK’nın kamuoyunu bilgilendirmede kullandığı “haftalık bilgilendirme toplantıları” yöntemi yeterli değil mi?



TSK kaynaklarına dayanarak haber yapılmasında sakınca yok. Ancak o kaynaklar neden ismini ve yüzünü gizler? TSK’nın kamuoyunu bilgilendirmede kullandığı “haftalık bilgilendirme toplantıları” yöntemi yeterli değil mi? Geçmişte “üst düzey bir komutana” dayandırılarak yazılan-çizilenden az mı canımız yandı. Orgeneral Başbuğ’un Genelkurmay Başkanlığı görevine başlaması ile birlikte bu yöntemlerin sona erdiğini biliyorduk. Ne oldu da bu tarz yeniden türedi? TSK adına konuşmaya-bilgi vermeye yetkili makamlar bellidir. Bu makamların bilgilendirme şekli de bir yönteme bağlanmıştır. Bunun dışına çıkılmasına Genelkurmay Başkanlığı izin vermemelidir. Aksi takdirde TSK’nın basına sızdırılan bilgilerden ve sızdıranlardan rahatsızlığını beyan etmesinin bir anlamı kalmaz. Ergenekon Soruşturması ve HSYK Ergenekon soruşturmasına ilişkin 3’üncü iddianamenin bu hafta mahkemeye sunulacağını sanıyorduk. Basında bu istikamette çıkan haberlere dayanarak bu kanaate vardık. Oysa Savcılık bu haberlerin asılsız olduğunu, iddianamenin henüz bitmediğini, 3-4 hafta sonra ancak hazır olabileceğini açıkladı. Savcıların süre konusunda baskı altına alınması doğru değil. Dava zor ve karmaşık bir dava. İtalya’daki benzeri dava 6-7 yıl sürdü. Özellikle ilk iddianameyi yerden yere vuranlar yeterli özenin gösterilmesi için zaman konusunda acele etmemelidirler. Star Gazetesi’nin manşetine çıkardığı iddialar doğru çıkarsa bu millet yargıdan umudunu tamamen keser. Haber Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu’nun (HSYK) her yıl haziran ayında yayınladığı atama kararnamesini, 3’üncü iddianame bitirilemediği için geciktirdiği, Ergenekon davasına bakan 13’üncü Ağır Ceza’nın başkanı Köksal Şengün ve Savcı Zekeriya Öz’ün gönderilmesi için kurulun üzerinde yoğun baskı olduğu yönünde. Savcı Öz’ün görevden alınabilmesi için 3’üncü iddianamenin bitmesi gerekiyor. Şayet iddianame verilir ve tayinler gerçekleşirse bu dava Susurluk gibi bir akıbete uğrayabilir. Bu davaya ilişkin tüm soruşturma ve iddianameler tamamlanıp mahkemeye teslim edilmeden-hatta idari olarak mümkünse dava sona ermeden, bu davayı yürüten savcılar asla değiştirilmemelidir. Tersine bir uygulama, bu davaya yıllarca tartışılacak boyutta gölge düşürür. HSYK üyeleri deneyimli hukukçular olarak bu yöndeki baskılara direnebilmelidir.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT