BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Hayatını ona adamış gibiydi

Hayatını ona adamış gibiydi

Geçen bir ay zarfında her şey yoluna girmiş gibi görünüyordu. Hacer alışmıştı Aktunalı ailesine.



Geçen bir ay zarfında her şey yoluna girmiş gibi görünüyordu. Hacer alışmıştı Aktunalı ailesine. Kendisini rahat hissediyordu. Zaman zaman durgunlaşarak uzaklara dalıp Hakan’ı ve Nalân’ı düşünse de Kaan’ın varlığı onu yeniden hayata bağlıyor, acemisi olduğu acımasız hayata bir yerinden tutunmaya çalışıyordu. Münevver Hanım ve Hikmet Kemal Beyin şefkat dolu yaklaşımları, Betül’ün sevecen ablalığı onun yaşadığı ızdırapları bir parça olsun hafifletiyor, kendisini güvende hissediyordu. Kaan ise hızla büyüyordu. Evin neşesi haline gelmişti. Bir ayda serpilmişti küçük bebek. Ev halkının göz bebeği olmuştu. Betül okuldan koşarak geliyor, hele nöbetçi olduğu günlerin ertesinde kapıdan girer girmez bebeğin yanına koşuyor ve “özledim” diyerek kucağından indirmiyordu. Münevver Hanımın tecrübesinden çok yararlanan Hacer çocuğunu tertemiz ve huzur dolu bir ortamda büyütmenin sevincini yaşıyordu ve onun için gelecek kaygısı taşımıyordu. *** Genç kadın bütün bunları yaşarken Ferit Kozdağlı’nın evinde ise küçük kızlarının coşkusu yaşanıyordu. İpek Hanım üzerine titriyordu kızının. Onun hiçbir şeyini eksik etmemeye çalışıyordu. Nalân da hızla büyüyordu. Artık annesi İpek Hanımı gördükçe sevinç çığlıkları atmaya başlamıştı. Bunu gören genç kadın neredeyse her seferinde mutluluktan gözleri dolu bir şekilde karşılık veriyordu minik kızına. Ferit Bey ise çok sevdiği karısının mutluluğu karşısında büyük bir huzur içinde onları seyrediyordu. Nalân için karı koca projeler yapıyorlar, onun en iyi şekilde yetişmesi için ellerinden geleni yapmaya çalışıyorlardı. İpek Hanım kızını en iyi okullarda okutacak, onun için bütün imkanlarını seferber edecekti. Karı koca akşamları Nalân uyuduktan sonra oturup planlarını konuşuyorlardı. Her gün akşamüstü kızlarını gezdirmeye çıkıyorlar, deniz kenarında bir saatlik yürüyüş yapıyorlardı. Nalân’ın odası sanki küçük bir prensesin odası gibiydi. İpek Hanım gördüğü her şeyi alıyordu kızına. Hayatını ona adamış gibiydi. Seramik çalışmalarıyla bile eskisi gibi uğraşmıyordu. Varsa yoksa Nalân’dı hayatı. Kocası ve çok sevdiği kızıyla son derece mutluydu. Her biri bir tarafa savrulan ailenin bir başka üyesi Hakan’a gelince o hayatın acımasız çarkları içinde hızla dönüyordu. Hayatın kapanına yakalanmış bir şekilde suç çarkları arasında savruluyordu. Küçücük yaşına rağmen inanılmaz bir yankesici olarak hızla yetişiyordu. Yaşının küçük oluşu işini daha da kolaylaştırıyordu. Bildiği tek şey çalmak, kandırmaktı artık. Zaman zaman küçücük kafasında bu kuyuya düşmeden önceki hayatı aklına gelse de gelişmemiş duyguları bunu çabuk atlatıyordu. Sadece ara sıra annesinin özlemini hissediyor bunu bile minik beyni ve yüreği tam olarak şekillendiremiyordu... DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 89898
    % 0.37
  • 4.8232
    % -0.22
  • 5.6284
    % -0.33
  • 6.3815
    % -0.47
  • 192.903
    % -0.91
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT