BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İnanç turizminin merkezi: SİİRT

İnanç turizminin merkezi: SİİRT

İsmail Fakirullah Hazretleri, Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri, Muhammed Bin Hanife Hazretleri, Veysel Karani Hazretleri... Gezilecek çok sayıda türbenin bulunduğu Siirt, inanç turizmi için büyük bir potansiyel taşıyor



Memleketten HABER VAR -62- Behçet FAKİHOĞLU İsmail Fakirullah Hazretleri, Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri, Muhammed Bin Hanife Hazretleri, Veysel Karani Hazretleri... Gezilecek çok sayıda türbenin bulunduğu Siirt, inanç turizmi için büyük bir potansiyel taşıyor Siirt’e Şırnak istikametinden gittik. Dağlar, vadilerle kaplı tabiat çok etkileyiciydi. Siirt’in en yüksek rakımlı ilçesi Eruh’un eski bir yerleşim yeri olduğu kolayca anlaşılıyordu. Eruh’tan sonra da aynı engebeli ve güzel coğrafya devam ediyordu. Yol üstünde, yeşillikler içinde bulunan bir köyde, salatalık çuvallarıyla minibüse binen köylü vatandaşın cömertliği hepimizi etkiledi. Arabadakilerin hepsine salatalık ikramında bulundu. Çok güzel kokan, lezzetli salatalıklar. O köyde sebze ve meyvenin her çeşidi yetişiyormuş. Onlar da Siirt haline getirip, anlaşmalı oldukları esnafa veriyor, nafakalarını kazanıyormuş. Bu sene yağışlar ve sular bolmuş, ürün de bereketli, şükrediyordu... Biraz sonra Botan Çayı, çevreye bereket katarak akıyordu. Van’daki dağlardan çıkıp gelen, Siirt ve Bitlis sularını da bünyesine katan, yılın her mevsiminde bol suyu bulunan, sonunda Dicle’ye katılan bir hayat kaynağı... ‘S’ ŞEKLİNDE MİNARE! Siirt’te arabadan inince, tandıra girmiş gibi hissettik. Asıl sıcakların temmuzun 15’inden sonra başlayacağı söylenince, yine de şanslı olduğumuzu anladık. Siirt her yönüyle tarih kokuyor. Tarihî camiler ve diğer eserler şehri süslüyor. Özellikle Ulucami’nin mücevheri andıran minaresi olağanüstü güzellikte. Kesin yapım tarihi bilinmeyen bu cami ve minare, Selçuklu Mimarisi’nin günümüze kadar ulaşabilen özgün eserlerinden. Tuğladan yapılmış minare, öğleden sonra bölgede ortaya çıkan rüzgarın etkisiyle, “S” şeklini almaktadır. Siirt, terör olayları sebebiyle kırsaldan fazla göç almış şehirlerimizden biri. Gelenlerin çoğunun köylerindeki alışkanlıkları bırakmadıkları görülüyor. Bazı mahallelerde çokça bulunan ahırlar, şehri kirletmekte ve pis koku yaymaktadır. Bu durum yetkilileri kara kara düşündürüyor. ‘YÜKSEK RUHLAR’ Tillo adını çoğu kişi bilir. Özellikle İsmail Fakirullah Hazretleri, Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri ve muhteşem eseri Marifetname... Bu aydınlık ve mübarek ilçe Siirt’e 7 kilometre mesafede ve biraz daha yüksek rakımlı bir yerde. Siirt kadar sıcak değil, insana huzur veren bir havası var. Siirt-Tillo yolunun civarı ve Tillo fıstık bahçeleri ile süslü. Tillo’nun kelime anlamı ‘yüksek ruhlar’ imiş. İsmiyle bu kadar uyuşmuş. Bu şirin ilçe, küçüklüğüne rağmen uzaktan çok sayıda minaresiyle karşılıyor gelenleri. Tarihî dokusu, türbe, cami ve medreselerinin çokluğu; kültürel zenginliği... Büyük İslam Alimi Kasım El Bağdadi Hazretleri yüzyıllar önce Anadolu’ya gelişinde Tillo’ya uğrar, burada 12 bin velinin bulunduğunu ‘manen’ keşfeder. Buna daha sonra yetişen veliler de eklenince, o beldenin mübarekliği ve ihtişamı daha iyi anlaşılır. Bazı mübarek zatların Tillo’yu yalınayak ziyaret etmeleri bizlere çok şeyler anlatmalı... Önce Sultan Memduh Hazretlerinin türbesine gidiyoruz. Yanlarında da hanımları, kadın evliyadan Zemzem-ül Hassa Hazretlerinin kabr-i şerifleri bulunmakta. Türbenin civarında tarihî binalar, camiler... Sultan Memduh Hazretleri, İsmail Fakirullah Hazretlerinin torunu, İbrahim Hakkı Hazretlerinin talebesi; 47 bin beyitlik divanının mesnevi ayarında olduğu söyleniyor. Tarihî sokakları, mekanları geçerek, İsmail Fakirullah Hazretlerinin ve talebeleri Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri’nin medfun bulundukları türbeye gidiyoruz. İsmail Fakirullah Hazretleri’nin bulunduğu türbe her yönüyle muhteşem. HOCASINA BÜYÜK VEFA Hele yüksek talebesi İbrahim Hakkı Hazretleri’nin, “Yeni yılda doğan güneş, hocamın başucunu aydınlatmazsa, ben o güneşi neyleyim” diyerek yaptığı muhteşem ışık düzeni... Erzurum’un Hasankeyf ilçesinde dünyaya gelmiş, küçük yaşından itibaren İsmail Fakirullah Hazretlerine talebe olmakla şereflenmiş ve hocasının “En büyük eserim İbrahim Hakkı’dır” sözleriyle bereketlenmiş İbrahim Hakkı Hazretleri; matematikçi, pedagog, coğrafya bilgini, tıp adamı, çağını aşan astronomi alimi, şair... Bu büyük İslam alimi, hocası için, projesini kendisinin çizdiği bir türbe yaptırmış. Doğuya açılan kapısının üstünde bir pencere bulunmakta. Türbeden çıkıp doğuya yürüdüğünüzde karşınıza yüksekçe bir tepe çıkar. 3 kilometre uzaklıktaki bu tepenin hemen ardında derin bir uçurum ve Botan Çayı bulunmakta. İbrahim Hakkı Hazretleri bu tepenin en yüksek noktasında bir duvar yapar. “Kal’at’ül Üstat” denilen bu taş duvarın ortasında 25x25 cm. ebadında bir pencere bulunmakta. 21 Mart ve 23 Eylül tarihlerinde, gece ve gündüzün eşit olduğu zamanlarda güneş bu tepenin arkasından doğar. Pencereden sızan ışık demeti, her taraf gölgede iken, türbenin kulesine gelir. Burada bulunan bir ışık, kırıcı aracılığıyla kubbenin penceresinden içeri girer. Böylece ilk doğan güneş, Şeyh İsmail Fakirullah Hazretlerinin türbede bulunan mezarının başucunu aydınlatır. Bu düzenek bozulmadan önce, her yıl bu tarihlerde Tillolular gelir, bu olayı seyredermiş. Restorasyon sırasında bu düzenek bozulmuş, bir daha da tutturulamamış... GİDİP GÖRMEK GEREK 58 eseri bulunan Büyük İslam Alimi İbrahim Hakkı Hazretleri’nin hocasına bu bağlılığı ve saygısı, vefatından sonra da onun ayakucuna defnedilmesi... Türbenin etrafında fıstık ağaçları, asırlık bıttım ağaçları (yabani fıstık ağacı) ve başka birçok türbe bulunmakta. İsmail Fakirullah Hazretlerinin çilehanesi, evi, kendi elleriyle diktikleri nar ağacı ve içine düşüp, sonsuz lütuflara mahzar oldukları, o zamanlar susuz olan, şimdi su ile dolu “Yeşil Şifa Kuyusu...” Medreseleri, alimleri, velileri ile meşhur bu mübarek beldeyi, Tillo’yu anlatmak, bu satırlara sığdırmak elbette mümkün değil. Gitmek, o dergahlara, türbelere varmak gerek... Siirt’te gezilecek çok sayıda türbe bulunmakta. Hazreti Ali Efendimizin oğlu, Hazreti Hasan ve Hazreti Hüseyin efendilerimizin üvey kardeşi olan Muhammed Bin Hanife Hazretlerinin kabri şerifinin de, Şirvan ilçesi Taşlı Köyünde olduğu rivayet ediliyor. Bu vesileyle her yıl Mart ayında yapılan anma toplantılarına onbinler katılmakta. Ayrıca Şeyh Naccar, Şeyh Musa, Şeyh Hazma El Kebir, Şeyh-ül Türki, Şeyh El Hazin ve daha nice mübarek zatın türbesi bulunmakta. VEYSEL KARANİ MAKAMI Siirt’ten Baykan ilçesine gidiyoruz. Ziyaret Beldesi’nde, Veysel Karani Hazretleri’nin mezarı şerifinin (makam) bulunduğu söylenen türbe ve cami, her zamanki gibi kalabalık. Yemen illerinde doğup büyümüş, Hak Tealâ ve Resulullah efendimizin aşkıyla yanıp tutuşmuş, Tabiin’in (Eshab-ı Kiramı’nı görenler) en büyüğü olduğu rivayet edilen Veysel Karani Hazretleri, İslam ordularıyla katıldığı Sıffin Savaşı’nda şehit olur... Bu türbe her zaman insanlarla dolup taşıyor. İnanç turizmimiz için çok önemli bir türbe olarak önemini koruyor. Baykan, Bitlis’ten gelen çayın açtığı vadi içinde kurulmuş, dörtbir tarafı yemyeşil ormanlarla kaplı. Bundan dolayı bu güzel ilçeye “Yeşil Baykan” denmekte. Hayvancılık, tarım, bakır madenleri; bol sulu, eşsiz aromalı, aylarca dayanabilen şifa kaynağı “Zivzik Narı” ile ünlü Şirvan; demiryolunun içinden geçmesiyle gelişip canlanan Kurtalan; balı ile meşhur Pervari ilçeleri de gezilip görülecek güzel vatan topraklarıdır... TİLLO VE ULUCAMİ... Siirt’e 7 kilometre mesafedeki Tillo (solda) ilçesi, biraz daha yüksek rakımlı bir yerde. Siirt kadar sıcak değil, insana huzur veren bir havası var. Camileriyle dikkat çeken şehirde, özellikle Ulucami’nin mücevheri andıran minaresi olağanüstü güzellikte. Büryan kebabı ve perde pilav Zengin bir mutfağı bulunan Siirt’e uğrayanlar, Büryan kebabını tatmadan dönmüyor. Kısmet Büryan Salonuna gittik, Ahmet Özdemir’e bu lezzetin sırrını sorduk. Kuzu kesilip, 1-2 saat et dinlendirildikten sonra sırt kısmından ikiye bölünüyor. Sırt kemiği, kaburgası ve but kısmı ayrılıyor. Kaburga ile sırt kısmı kemikli olarak pişiriliyor, but kısmı ise büryan için kullanılmıyor. Yerde açılmış tandır odun ateşiyle ısıtılıyor. Alev bitip köz olunca, üstü de birazcık kül ile kaplanınca, büryan eti bir kanca ile tandıra salınıyor. Alt kısımda da içi su ile dolu bir tencere bırakılıyor. Eriyen yağlar o tenceredeki suya akar, aksi halde alev alır. Tandır kapakla kapatılır, etrafı da hava almaması için çamurla sıvanır. Kuzu eti 1 saat 45 dakika ile 2 saat arasında pişiyor. Sonra çıkarılıp asılıyor, müşterinin isteğine göre tartılarak servis ediliyor. Siirt’in başka bir lezzeti olan ‘Perde Pilav’ını da Mustafa Yusufoğlu anlatıyor ve bu lezzeti tatmamızı sağlıyor. Fes şeklindeki bakır kapların içi; yağlı, yumurtalı bir hamurla sıvanır. Hafif şekilde pişirilmiş pirinç, et ve badem içi, tabaklar halinde doldurulur, üst tarafı aynı hamurla kapatılır ve tekrar pişirilir. Keklik veya piliç eti tercih edilir... İnsan dostu ‘cas’ evleri... Siirt’in kendine özgü yapı malzemesi ile yapılan evler, iklime uygun olarak piramit şeklindedir, yani tabandan tavana doğru yükseldikçe daralma gösterir. En fazla 2 veya 3 katlı olan bu evler, çevreye zarar vermeyen, tabii malzemelerden yapılan çevre dostu yapılardır. Bir nevi alçı olan ‘cas’ın nem düzenleyici özelliği bulunması sebebiyle bakteri, küf ve mantar oluşmaz; bu yönüyle de bunlar insan dostu yapılardır. Siirt’teki eski evlerde sarnıçlar ve kuyular önemli bir yer tutar. İnşaat yapılırken, evlerin bodrumlarında dev sarnıçlar yapılır, kışın yağan kar ve yağmurun buralara dolmasını sağlayacak bir sistem kurulur. Yaz boyunca evlerin su ihtiyacı bu sarnıçlardan karşılanır. Her evin bahçesinde ayrıca bir su kuyusu bulunur.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT