BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kriz bitsin diye beklemek yerine kendi işinize bakın

Kriz bitsin diye beklemek yerine kendi işinize bakın

Dünyadaki ekonomik düzelmenin uzun zaman alacağını söyleyen Prof. Arman Kırım, “Oturup dünya düzelsin diye mi bekleyeceğiz? Hayır, sürüden ayrılıp çözümlerimizi üreteceğiz ve ayakta kalacağız” dedi



Prof.Arman Kırım, şirketlerin krizden çıkmak için neler yapması gerektiğini Genel Yayın Müdürümüz Nuh Albayrak, (sağda) gazetemiz yazarı ve Ekonomist Mustafa Selçuk (solda) ile Ekonomi Servisi Müdürümüz Adil Küçük’e anlattı. Sunuş ‘Dünya krizden çıkıyor mu, çıkmıyor mu? Krizden nasıl çıkarız’ tartışmaları devam ederken bu konuyu işlediği son kitabına “Krizden nasıl çıkarız” adını vererek tartışmaları noktalayan Prof.Dr. Arman Kırım’ı gazetemizde konuk ettik. Yazar, düşünür ve aynı zamanda iş adamı olan Kırım, “Bu kriz uzun sürecek” diye merakları giderdikten sonra asıl konuya geçti: “Bırakın kriz ne zaman biterse bitsin. Siz geçen yıl kriz yokken 100 pantolon satarken, krizde aynı rakamı nasıl yakalarım onun peşine düşün” dedi ve bunun da yolunu gösterdi. RAKİPLERDEN AKILLISINIZ Prof. Arman Kırım, rakiplerinizin hepsinin sizin kadar akıllı olmadığını hatırlatıyor ve “Müşterinin değişen ihtiyaçlarına anında cevap verebilirseniz boşta kalan piyasanın yeni hakimi siz olursunuz” diyor Dünya devlerinin birbiri ardına bir daha kalkmamak üzere yerlere yıkıldığı, kepenklerin tekrar açılmamak üzere kapandığı en zor günler geride kalsa da aydınlık günlerin ne kadar yakında olduğunu kestiremediğimiz bir dönemi yaşarken konuk ediyoruz Prof. Arman Kırım’ı . Genel Yayın Müdürümüz Nuh Albayrak’ın odasında ağırladığımız değerli hocalarımızla konuşurken, masum birisini sorguluyormuşum hissine kapılıyorum. Krizi çıkaranlar ortada olmadığına göre, sorulara da onlar cevap verecek. ‘Kriz ne zaman biter’, ‘Rakamlar düzelme olduğunu söylüyor. Sizce öyle mi?’ Soruların arkası kesilmiyor bir türlü. Üstelik de Nobelli ekonomistlerin birinin ‘ak’ dediğine aynı saatlerde diğeri ‘kara’ derken. Arman Hoca, hepsine bir bir cevap veriyor sabırla ve işin özüne iniyor. Krizi her işletmenin tek başına yaşayacağını anlatıyor bize... Yeni kitabından örnekler veriyor ve diyor ki: “Kriz bir dünya gerçeği. Şimdi hep beraber oturup krizin bitmesini mi bekleyeceğiz? Yoksa bu krizi en hafif hasarla atlatmanın yolunu mu arayacağız?” Arman Kırım, krizde en önemli görevin şirketlerin üst yöneticilerine düştüğünü belirtiyor ve artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını söylüyor. Şirketlere krizde farklı bankalarla yeni ilişkilere girmemesini, halka arzları ertelemesini yatırımları bekletmelerini, fiyat artışı yapmamalarını öneriyor. Kötü bir ekonominin iyi fırsatları da beraberinde getireceğini sözlerine ekleyen Kırım, şunları söylüyor: “Krizde tüm rakipleriniz sizin kadar akıllı olmayacak. Onlar müşteri kaybederken siz müşterinin değişen ihtiyaçlarına cevap verdiğiniz sürece piyasanın sahibi olursunuz. Elbette yurt içi ve yurt dışında daralan pazarları da göze almak zorundasınız. Ama unutmayın ki talep tamamen kesilmeyecek. Sadece azalacak.” İhracatçı şirketlere de örneklerle yol gösteren Kırım, “Diyelim ki krizden önce dünyada 10 bin hırka satılıyordu. Varsayalım ki bu hırkaların satışını 30 ülkedeki ihracatçılar gerçekleştiriyordu. Krizde hırka talebi yüzde 40 azaldı. Talep daralması haliyle ülkelerin ihracatını olumsuz etkiledi. Peki 30 ülkenin tamamında ihracat geliri yüzde 40 azalmak zorunda mı? Hayır. 30 ülkenin yarısı yüzde 80 kayıp yaşasa, dörtte birinin kaybı yüzde 50 olsa ve biz 7 ülkeyle satışımızı artırsak kötü mü olur. Bu söylediğim pekala mümkün. Ağlamak yerine işe bakalım.” Koton’u zirveye taşıdı Prof. Kırım akademik kariyeri ve kitaplarının dışında danışmanlık yaptığı şirketleri de zirveye taşıyor. Kırım’ın danışmanlık yaptığı Koton, 7 yıl gibi kısa bir süre içinde yüzde 2000 oranında müthiş bir büyüme oranı yakaladı. Koton krize rağmen bu yıl da yeni mağazalar açmayı ve yüzde 35-40 büyümeyi hedefliyor. Kırım’ın kitabında da anlattığı talebe göre yeni ürünlere yönelen Koton başarısını perakende sektörünün en prestijli ödülü kabul edilen ‘2008 MAPIC Perakende Ödülü’nü Çin’den İngiltere’ye kadar 2.340 firma arasından sıyrılarak almayı başardı. Koton’un bu büyük başarıya ulaşmasında da üç altın kural etkili oldu. Kırım, matruşka bebek örneğiyle anlatıyor bunu: “Matruşka bebeğin en küçüğü temel ihtiyaçları simgeler. Büyüğe doğru gittikçe özel istekler ön plana çıkar. Koton olarak büyük Matruşkaların içini doldurmaya karar verdik. Yaptırdığımız anketle müşterinin hangi ürünleri istediklerini öğrendik. Bu bizim diğerlerinden farklı olmamızı sağladı ve başarı geldi.” Yeni pazarlar için keşif gözlüğü şart Dünyadaki büyük şirketler incelendiğinde yeni pazarlara ulaşan şirketlerin arkasında zeki insanlardan çok, müşteri odaklı keşif gözlükleriyle bakabilen insanların olduğunu söyleyen Kırım, bunu Canon’un fotokopi makineleri alanında IBM ve Kodak’ı saf dışı bırakması örneğiyle anlatıyor: “Devler arasında yaşanan rekabet fotokopi makinelerinin çok daha işlevli, kağıt harmanlayabilen, zımbalayan ürünler çıkarma yönünde gelişti. Ama Canon, henüz bu makineleri kullanacak parası olmayan bir iki sayfa çekim yapmak ve bunları arşivlemek isteyen tüketicilere yöneldi. Ve o günden beri sektördeki liderliğini sürdürmeye devam ediyor. Müşterinin ne istediğini anlayın ve ona göre davranın.” Altın üçgeni kuran kazanır Devlerin oyun alanına girmenin tehlikesine dikkat çeken Prof. Arman Kırım, “Devlerin karşısına çıkan oyunu baştan kaybeder. Devin yaptığı şeye göz koyma dev seni yener. Aklından zorun mu var. Dev gibi bir firmanın karşısına çıkacaksın. Onlarla aynı kulvarda olmayacaksın. İş hayatında tutunmak için bir altın üçgen var. Bir kere ürünün süper olacak. Çok iyi bir iş modelin olacak. Sonra marka olacaksın. Bir devin karşısında iyi bir marka oluştursan ne kazanırsın. Seni mutlaka batırır” diyerek işletme sahiplerine ayakta kalmanın altın anahtarını veriyor. Nakit, başa baş gidiyorsa işler kötü değildir Özellikle kriz döneminde şirketlerin öz kaynakla çalışmasının önemine değinen ve bunu halk diliyle ‘Nakit başa baş’ diye tanımlayan Arman Kırım, “Kitabımda da anlattım. Banka kredisi almadan elindeki malı satmadan, sabit maliyetleri ödeyebilecek nakit paran varsa, işte bu nakit başa baş gidiyorsun demektir. Bunu canlı tutmak lazım. Her gün buna bakmak gerekiyor. Ayakta kalmak istiyorsan nakit başa baş gideceksin. Başımıza ne geldiyse kaldıraçtan geldi. Finansçılar iş adamlarına borç alın büyüyün tavsiyesinde bulundu. Ne oldu peki? Bunların yarısı battı” diyor ve krizde ayakta kalmanın önemli bir formülünü daha anlatıyor. YENİ KİTABI PİYASADA Krizden çıkış yolunu bu kitap gösteriyor Arman Kırım, Türkiye’nin hızlı büyümeye başladığı 2003 yılında yapılan işi farklılaştırmayı anlattığı ‘Mor ineğin akıllısı’, 2005 yılında işi büyütmenin formülünü anlattığı ‘Mor inek nasıl büyüsün’ ve 2007 yılındaki ‘Türkiye nasıl zenginleşir’ adlı kitaplarıyla Türkiye’de tüm zamanların en çok satan yazarı oldu. Kırım, geçtiğimiz gün piyasaya çıkan son kitabıyla bu kez krizin pençesinde kıvranan şirketlere kurtuluş için neler yapmaları gerektiğini anlatıyor. Kitabının önsözünde, belirsizlik ve çalkantının bir süre daha devam edeceğini belirten Prof.Kırım, “Kriz 10-15 güne biter, ya da bilmem kaçıncı çeyrekte işler düzelir diyenlere kesinlikle inanmayın. Elbette kriz bir gün bitecek ancak dünya eskisi gibi olmayacak. Kafalarımızın ve yönetim biçimimizin radikal şekilde değişmesi gerekiyor. Nasıl mı? Diye soruyor ve bu kitapta nasılların cevabının verildiğini anlatıyor. Kırım, tek kişilik girişimciden KOBİ’ye, holdinge kadar ayakta kalmak isteyenlerin mutlaka okuması gereken kitabıyla çok satmaya devam edecek gibi görünüyor.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT