BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Müşterek mülkiyet

Müşterek mülkiyet

“Müşterek malik olduğumuz ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile müteahhide devrettiğimiz yerde, her hissedara 10 daire düşmektedir.



Geçen hafta bir sorusunu cevapladığımız Tevfik Otabatmaz isimli okuyucumuzun bir sorusu da şöyle: “Müşterek malik olduğumuz ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile müteahhide devrettiğimiz yerde, her hissedara 10 daire düşmektedir. Hissedarlarımızdan birisi gayrimenkulün tamamı üzerine haciz koydurmuş. Dava açtık, durdurmak istiyoruz. Bir de ipotek vermiş. Bu konuda mafya parmağı olabilir mi? Biz ne yapabiliriz? Bizim daireler elden gidebilir mi?” Cevap: Müşterek bir arsaya malik olan hissedarlardan her biri, yalnız kendi hissesi ile ilgili olarak tasarrufta bulunabilir. Mesela, kendi hissesini ipotek ettirebilir. Kendi hissesini satabilir. Şayet tapuya şerh düşülür ise bu yalnız onun hissesi ile ilgilidir. Bu konuda, diğer hissedarlara bir zarar gelmez. YA HİSSELERİMİZ ELDEN GİDERSE Kıymetli okuyucumuz, “Ya hisselerimiz elden giderse” diye endişelenmenize hiç gerek yoktur. Zira, haciz konulan pay sadece o paydaşın hissesidir. Sizin payınıza haciz konulmuş değildir. Bu konuda mafya olmaz. Mafya hukuku kullanamaz. Onun kökleri hukuksuzluk ile beslenir. Olayın ayrıntıları noktasında böyle bir endişeniz var ise Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulunursunuz. Onlar elinizdeki delillere göre konuyu incelerler ve var ise bağlantısı ve ilgili kişiler hakkında gerekli işlemi ifa ederler. Ancak, sadece hisseye konulan haciz ve bu uğurda yapılan ipoteğin paraya çevrilmesi işlemlerinden dolayı, “aman efendim olayda mafya parmağı var” yakıştırmasını yapmak uygun da doğru da olmaz. “Vefa’ya hoş geldiniz” İsimsiz bir okuyucumuzun sorusu da şöyle: “Benim Bayrampaşa’da hisseli bir gayrimenkulüm var. Bu hissemin değeri 25 milyar TL’dir. Kendi hissemi Gaziosmanpaşa’daki 18 milyar TL bedelli bir daire ile trampa edeceğim. Üstünü nakit alacağım. Yine şufa hakkı kullanılabilir mi?” Kıymetli okuyucumuz, şufa hakkı hisseli gayrimenkullerde bir hissedarın hissesini üçüncü kişilere satması halinde, diğer hissedarın müracaat edeceği bir yoldur. Yargıtay içtihatlarında, bu konuya açıklık getirmiş olup, satış dışındaki yollarda ise şufa hakkının kullanılamayacağını ifade etmektedir. Hadisenizde, trampa olayı açıktır. Trampa kısmı için şufa davası kullanılamaz. Tapuda satış değerleri ikisinin de aynı miktar gösterilir ise şufa hakkının kullanılamayacağı açıktır. Ancak farklı değerler kullanılır ve üstü nakit alınır ise nakit alınan kısım satış olup, satışa dair hükümler tam olarak uygulanır. Kıymetli okuyucumuz, işyerinizin trampa yapılacağından bahsetmektesiniz. Eğer, bir binada bir işyeri size, başka bir işyeri diğer ortağa ait ise o zaman fiili taksim var demektir. Fiili taksim olan ortamda ise, asla şufa hakkı dinlenmez. Zira, bu konuda Yargıtay içtihatlarında açık olarak, “Öteden beri fiilen ayrı olarak kullanılan yer hakkında şufa davasının dinlenemeyeceği, yani reddedileceği” hükme bağlanmıştır. Aslında şufa davası bir vefa örneğidir. Aynı mülkte hissedar olanların yanlarına başka bir yabancı hissedar almak istememelerinin en bariz örneğidir. Kanun koyucu, Roma Hukukundan bu yana gelen “Pakta sund servanda” ilkesine bağlı kalmış ve vefa gereği şufa hakkına imkan tanımıştır. Onun için, şufa davası açanlara hoş geldiniz vefaya diyoruz.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT